Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Tadımlık Kitaplar-25 2022 Kasım

Cemil Meriç çocukken oyun arkadaşımdı, ikmale kalınca matematik öğretmenim. İlerleyen yıllarda sırdaşım, hemderdim, aynı yazıhanenin iki tarafında çalışırken hocam, yazılarını hazırlarken sekreteri ve çalışma arkadaşıydım onun.

EKLENDİ

:

Selamün aleyküm Sevgili Okur,

  1. sayısıyla huzurlarınızda Tadımlık Kitaplar. Kasım, soğukların kendini hissettirmeye başladığı sonbahar mevsiminin son ayı. Dış çevreden içe kapanmaların yoğunlaştığı bir ay aynı zamanda… Okuma ve öğrenmelerin dolu dolu olduğu bir ay… Tefekküre kapı aralayan bir ay… Yakın çevrenin ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden daha bir gözlendiği ay… İnsanların bağ-bahçe işlerinden çekilerek evlerine kapandığı bir ay… Hayatın her şeyiyle yeni bir döneme girmeye hazırlandığı bir ay… 

Kasım. Eğitim öğretimin, sempozyumların, tartışmaların, okumaların ve yazmaların, sakinliğin ve tefekkürün arttığı bir ay olması hasebiyle oldukça bereketli bir aydır. Bu dönemde öğrencilerin sınav yoğunluğu, yayınevlerinin kitap hazırlığı ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlik hızı olabildiğince arttığı için büyük bir hareketlilik yaşanır. Bu, zaman zaman içten içe, zaman zaman içten dışa, zaman zaman dıştan dışa ve zaman zaman da dıştan içe doğrudur.  Her hâlükârda insanın her yönüyle gelişmesine yönelik bir adımdır. Bu adımı görüp yararlananlara ve okuma sevdasıyla yanıp tutuşanlara selamlar olsun.

Okuma, yazma, yaşama ve paylaşma dolu nice aylarda buluşmak dileğiyle…

  1. DİL VE İLETİŞİM, V. Doğan GÜNAY, inceleme, Multilingual Yayınları, İstanbul 2004.

 

  1. Doğan Günay, dilbilime kendini adamış, ülkemizde dilbilimin gelişmesi için çaba sarfeden hocalardan biridir. Dilbilime gönül vermiş bir akademisyen ve yazar olması hasebiyle kaleme aldığı “Dil ve İletişim” adlı eserinde dil ve iletişim ilişkisini tüm boyutlarıyla ele alır.

Dil ve İletişim, 2004 yılında yayımlanan bir çalışma. 2008 yılının ocak ayında kütüphaneme girmiş. Aynı yılın sonlarına doğru okumuşum. Yeniden okuyunca sizlerle paylaşma gereği duydum bu eseri. İnsanın gittikçe dilinden koparılarak iletişimsiz bırakıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Gittikçe kelimelerden uzak, emojilere dayalı figüratif bir iletişime yönlendiriliyoruz bu çağda. Tüm bunlara rağmen dilin önemini kavrayıp insani sıcaklığı canlı tutmak için çaba göstermemizi fıtratımız istemektedir. İnsanı fıtratından uzaklaştırmak isteyen uluslararası tröstik sisteme hep birlikte direnmeliyiz ve insan olma erdemini korumak için çaba sarfetmeliyiz.

On bölümden oluşan Dil ve İletişim’in bölüm başlıkları şunlardır: Dil ve insan, dil ve dil yetisi, hayvanlarda iletişim, ses ve yazı, dil türleri, dil ve tarih, dilbilim ve gelişim alanları, dış dilbilim, dil ve anlam ile bir iletişim dizgesi olarak dil. Bölüm başlıklarından yola çıkarak bile sadece alan uzmanlarınca değil herkesçe okunması gereken bir kitap olduğu görünmekte. Hep birlikte dil ve iletişim kapısını aralayıp neler olup bittiğini anlamak güzel bir eylem olsa gerek.

Buyurun Dil ve İletişim’den tadımlık bir bölüme:

“Aklın süsü dildir, dilin süsü de söz 

                                                                                                                                                                                                                          Kişinin süsü yüzdür, yüzün süsü de göz” Yusuf Has Hacip

“İnsanı öteki canlılardan ayıra temel özelliklerden biri ve asıl olanı konuşma yetisidir. Konuşma da bir tür davranıştır, bireyin kendisini anlatma biçimidir. Canlılar arasında, konuşma yönünde gelişmiş en iyi beyin insana özgü olanıdır. İnsan beyni, insana en yakın özellikler gösterdiği savunulan maymun türünün beyninden çok farklı ve en yakın maymun türünden çok daha büyük bir önbeynimiz (korteks) vardır. Bu özellik, insanın diğer canlılardan son derece farklı biçimde davranış göstermesine olanak verir. Yeryüzündeki her canlı türünün kendi aralarında bir iletişim düzeneği vardır. Bu bazen çok yalındır, bazen de insanların kullandığı gibi çok karmaşıktır. Sözgelimi hayvanlar koku (kelebekler), ses (kuşlar, balıklar), hareket ya da dans (arılar) ile anlaşırlar. (…) Bu tür davranışlar, canlıların bulunduğu ortamda kendi yaşamını ve neslini sürdürebilmek için geliştirdiği özelliklerdir. Bütün bunların ötesinde kullanabilecekleri bir iletişim dizgeleri yoktur ya da varsa çok basit ve insanların geliştirdikleri dizgeleri asla geçemeyecektir.

İnsanların da buna benzer yalın iletişim dizgeleri vardır. İnsanlığın ilk döneminde bu tür ilkel iletişim araçları kullanılmıştır. Örneğin ateş, duman, ses, diğer canlılardan yararlanma biçiminde iletişim araçları vardır. Bunun yanında diğer canlılarda bulunmayan insanların geliştirdikleri biraz daha karmaşık iletişim araçları da vardır: Jest, mimik, mors alfabesi, trafik işaretleri gibi. Ancak insanların kendi aralarında geliştirdiği iletişim düzeneğinin en gelişmişien karmaşığı olan “dil” diğer canlı türlerinde yoktur. Çünkü insan, akıl ve ruh sahibi olmak gibi karmaşık özelliklere sahiptir.”

(Dil ve İletişim, s. 24-25)

  1. BABAM CEMİL MERİÇ, Ümit MERİÇ, Anı-biyografi, İnsan Yayınları, İstanbul 2018.

 

16 Aralık 1946 İstanbul doğumlu Ümit Meriç.  Anı, inceleme ve biyografi türlerinde eser veren yazarın birçok çalışması bulunmaktadır. 1967’den itibaren çalışmaları gazete ve dergilerde yayımlanan Ümit Meriç, ülkemizin önemli sosyologlarından biridir. Türk Edebiyatı, Dağarcık, İlim ve Sanat, Yeni İnsan ile Tarih ve Toplum adlı dergilerde çalışmaları yayınlanan Ümit Meriç ülkemizdeki üretken yazarlardan biridir.

Babam Cemil Meriç Şubat 2018’de İnsan Yayınları’nca yayımlandı. Aynı yıl 4 Haziran 2018’de Ümit Hoca imzalamış kitabı şahsıma. Bu kitabın Kültür Bakanlığından çıkan ilk baskısını 1992’de okumuştum. Yeni baskı, ilk baskıya göre oldukça gelişmiş ve detaylandırılmış. Babam Cemil Meriç’i Hoca’nın hediyesinden sonra hemen okudum.  Yazarın derin ve etkileyici anlatımıyla Cemil Meriç’i yeniden tanımak, oldukça heyecanlıydı.

Başlarken ve Bitirirken adlı iki ana bölümden oluşan Babam Cemil Meriç, Cemil Meriç’in kerimesi Ümit Meriç Hoca tarafından kaleme alındığı için daha bir önem taşımaktadır. Aileden biri ve Cemil Meriç’in en yakınında bulunan bir kişi olması hasebiyle daha bir önem taşıyor bu eser. Cemil Meriç’in dünyasını, düşüncelerini ve çevresini tanımak isteyenler için önemli bir kaynak.  13 Haziran 1987’de Hakk’ın rahmetine kavuşan merhum düşünce adamımız Cemil Meriç’e  Allah’tan af ve mağfiret dilerken okurlarımızı merhumun ruhuna birer Fatiha hediye etmeye davet ediyorum.

Buyurun Babam Cemil Meriç’ten tadımlık bir dilime:

 

“Sevgili okuyucu,

Bu kitapta dünya tarihinde benzerine rastlanmayan bir baba ile evladının hik3ayesini bulacak, Cemil Meriç’in hayat öyküsünü bir film senaryosu gibi okuyacaksınız.

Medeniyetle beşiği Antakya’da emperyal iştihaların bir dünya devletinden kopardığı toprak parçasında irfanla kültür arasında gel-gitler yaşayan…

İstanbul’da bir ulus devletin yoğrulma çabalarından doğan sancıları o devrin zekâ elitiyle paylaşan…

Öğretmenlik yaptığı yıllarda asırların harman yeri Anadolu ile tanışan…

Dünya kültürünü, özellikle Fransız kültürünü ülkesine taşıyan…

Bir gecede kitapları ‘tuğlalaşan’ ve fakat yaşadığı karanlık yılları ışık dolu harflerle satırsatır eserlerine işleyen…

Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak bir kelime ve sevgi köprüsü olmak için on ikisi telif, sekizi tercüme olmak üzere Türkiye’ye yirmi ciltlik bir külliyat hediye eden…

Kendisi için kurduğu zengin düşünce dünyasını çevresindeki herkesle ve gelecek kuşaklarla paylaşmak isteyen bir insandır Cemil Meriç.

(…) Cemil Meriç çocukken oyun arkadaşımdı, ikmale kalınca matematik öğretmenim. İlerleyen yıllarda sırdaşım, hemderdim, aynı yazıhanenin iki tarafında çalışırken hocam, yazılarını hazırlarken sekreteri ve çalışma arkadaşıydım onun.

(…) Bu sayfalarda elbette düşünen, çalışan ve yazan bir Cemil Meriç var. Ama asıl amacım, sizi 1916’da dünyaya gelen, 1987’de aramızdan ayrılan Cemil Meriç’le evimize gelen bir misafir gibi dost kılmak.”

 (Babam Cemil Meriç, s. 11-12)

  1. GÜNEŞ DONANMASI, Alâeddin ÖZDENÖREN, şiir, Edebiyat Dergisi Yarınları, Ankara 1973.

 

Alâeddin Özdenören, 20 Mayıs 1940 Kahramanmaraş doğumlu. 26 Haziran 2003’te Hakk’ın rahmetine kavuşan şair ve yazar Alâeddin Özdenören şiir, deneme, inceleme ve anı kitapları kaleme almıştır. Okurlarımızı şairimizin ruhuna birer Fatiha hediye etmeye davet ediyorum.

İlk baskısı 1973 yılında yapılmış Güneş Donanması’nın.  27 Nisan 1987’de, yayınlanışından on dört yıl sonra kitaplığımda yer almış. Fakülte 3. sınıftayken elimden düşürmediğim ve beni çokça hüzünlendiren şiir kitaplarından Güneş Donanması. Zaman zaman şairin içli dünyasından yansıyan kesitleri okumak ve hayata ilişkin sorular karşısında susmak için okuduğum bir şiir kitabıdır. Evet susmak için okuyorum.  Hepimizin konuşmak kadar susmaya da ihtiyacı var.

Güneş Donanması “Habersiz” şiiriyle başlayıp “Yıkandıkça Azgınlaşan Bir Ateş Gibi” şiiriyle biten 62 sayfalık bir şiir kitabı. Kitapta şairin on üç şiirine yer verilmiş. Ayak Sesleri, Narin Irmaklar, Sır, Ağrı, Güneş Donanması, Ay Şiiri, Kalbim Sağ Yanımda, Cebimde Ölümüm, Aşkı Gözleriyle, Yalnızlık Bir Adtır ve Kafkasya kitaptaki diğer şiirlerdir.

Buyurun kitaba adını veren Güneş Donanması’nın imge yoğun dünyasına:

 

GÜNEŞ DONANMASI

 

I
Melon şapkalı birtakım adamlar
Gördüler görülecek yerlerini kentin
Selâmladılar halkı saygıyla
Kavisler çizerek şapkalarıyla.
İşte ilk o sırada gördüm seni
Camlarına sinekler üşüşmüş bir kahveden
Oldukça uzun bir ekmek kuyruğunda
Sırtında yorgun bir yağmurluk
Ve bomboş gözlerle.
Geçerek aralarından
Üç aşağı beş yukarı dolaşan
Havai bahriyelilerin
Sana geldim.
Ekmekle makyaj arasındaki farkı düşündük seninle
Ve çok eskiyi.
Birlikte çiçek falına baktık
Çitlenbik kokulu yatakta

Kente giren ilk muhacir
Altın ışıklarıyla donanmış güneşin
Göğsünde iri bir gül
Bilinmez serüvenlere işaret.
Garson bir çay acele olsun
Cevap bekleyen biri var çünkü
Hangi sur taşının altında kimbilir
Emniyete alınmış yalnızlığıyla.
Bu kente bir tek kapıdan girilir
Sürünerek otlar boyu
Ölüm sularından içilir.

II
Haydi muhacir kalk
Önce gider susuzluğunu
Sonra sevgiyle uyandır çocukları
Yüzlerinde yeni haberler uçuşan.
Ve öğret onlara
Kelimelerin nasıl dizildiğini
Usta askerler gibi.

               (Güneş Donanması s. 28-30)

 

Tadımlık Kitaplar-25’in sonuna geldik. Böylelikle üçüncü yılın ilk ayına eriştik. Âlemlerin Rabbi Allah’a ham ve senalar olsun. Ana Kitab’ın doğrultusunda tali kitapları okuma yolculuğuna devam. “Her kitap bir insandır; her insan bir kitaptır. Yeter ki okumayı bilelim. Allah’a emanet olunuz. 

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar