Bizimle İletişime Geçin

Düşünce

Adem’in İnsan Olması

EKLENDİ

:

“Âdem, insan değil miydi?” ki, diye bir soru aklımıza gelebilir. Bence hepimiz gibi O da insan olmaya çalışan bir “insandı.”

Oluş, olup-biten bir şey değil, süregelen/süregiden bir şey.

İnsan = Âdem, Rabbi/miz tarafından potansiyel kapasiteler/imkânlarla yaratıldı ve Rabbimiz bu imkânları insanın kendisinin kullanmasına izin verdi. Nedir bu imkânlar? Akıl ve irade… Akıl ve irade dışındaki diğer tüm imkânlar, diğer canlılarda da var.

İnsana, “fücur ve takvâ” üflendi/ilham edildi. = “fe elhemahâ fücûrehâ ve takvâhâ.” (91/8.) ve seçim, insanın kendisine tevdî edildi/verildi.

Fücûr ve takvâ, iyilik ve kötülük demek. İnsanı iyilik iyi; kötülük kötü yapar. İnsan için iyilik hak; kötülük zulüm/haksızlıktır. İnsan, kötülük yapınca zulmeder; bu zulüm kendine de olabilir, başkalarına da. Nitekim “sadece” Âdem varken, bu zulüm Âdem’in kendine idi ve Âdem, kendi hakkı olanın dışında bir şey yapınca = şeytanın hakkı olan “o yasak ağacın meyvesinden yiyince”, “Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ = Rabbim nefsime zulmettim.” (7/23.) dedi. Allah-u A’lem, buradaki nâ (nahnu) zamiri, bize/biz Âdemlere ve ilk Âdem’e de gider.

Zulüm, “yasaya aykırı” hareket etmektir. Zulmün olması için “âdil bir yasanın”, dolayısıyla da ‘Yasa Koyucu’nun olması şarttır. Herkes kendine (= kendi kafasına) göre yasa/kural koymaya kalksa, hak da zulüm de izâfîleşir. Yasayı, Allah (= Yaratıcı) koymuş; herkesin hakkını da O belirlemiş; ‘âdeta”, Ey Âdem! senin hakkın şu; ey şeytan! senin hakkın da şu; demiş, her varlığa hakkını vermişti…

İnsanın (= Âdem’in) insan olması için de onun içine insan olma ile insan olmamayı (= insanlıktan çıkıp başka bir şey olmayı) koymuş/yerleştirmiş; seçim yapması için de ona akıl ve irade vermişti.

Bu dünya hayatı, bizler için insan olmanın veya olmamanın (= başka bişey olmanın!) sahnesi ve imkânı. Âdem, (o gün!) kendine (ve başkalarına!) haksızlık etmeseydi, insan gibi = insan olarak cennette yaşayıp gidecekti ama O, insanlığına (= kendine) zulmetti ve (daha sonra!) içindeki insanlık, Onu pişmanlığa = tövbe etmeye sevk etti; “Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ” dedi.

Hâlâ insan ol(a)mamada ısrar edenler, zulmetmeye, haksızlık etmeye devam ediyor. İnsan olmayı seçenler, zulmü, haksızlığı terk ediyor, reddediyor.

İnsan olmak için, “Âdil Bir Yasa Koyucu’nun” varlığına inanmak, O’nu yegâne ve tek İlâh kabul etmek, O’nun koyduğu yasalara kayıtsız şartsız itaat etmek şart. Bunun mottosu; “Lâ ilâhe illâ Allah, Muhammed-ür Rasûlüllah”tır.

İnsan olmak, “insan gibi olmak, iki ayak üzerinde dik yürümek” değildir.

İnsan olmak, Müslüman olmaktır.

Âdem, insanlığı = insan olmayı seçti.

Ya biz!

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar