Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Allah Adın Zikredelim Evvelâ

Hz. Muhammed’in hayatı, risâleti ve vefatı dokunaklı bir üslupla, içli bir dua dile geldi şiirinde. Kesintisiz akışlı bir duygusallıkla halkın iç âleminde derin tesirler bırakan bu mesnevi, aynı zamanda esaslı bir siyer kimliği taşıdı.

EKLENDİ

:

Toprağın canlanışının kutlandığı günlerde varlığıyla güneş bereketi saçan bir peygamber doğdu. Onun doğumu gönüllere ferahlık, zihinlere aydınlık, kalemlere ilham verdi. Kurt kuş, börtü böcek neşelendi. İlhamlar içinde en güzeli Süleyman Çelebi’ye nasip oldu. Geleceğe miras mevlidi Süleyman Çelebi yazdı. Allah’ın son elçisi, kurtuluşun vesilesi Peygamber Efendimize duyduğu sevgi, Çelebi’nin kaleminde bir destana dönüştü: Vesiletün Necat.

İslam Medeniyeti’nin edebiyata en meşhur yansımalarından biri oldu bu eser. Pek çok dile çevrildi. Ne kadar güzel sesli hafız varsa onu okudu. Mevlithanlar kandillerde, doğumlarda, düğünlerde, ölümlerde onu okudu. Çocuklar külahlardan lokum yerken onu dinledi.

Hz. Muhammed’in hayatı, risâleti ve vefatı dokunaklı bir üslupla, içli bir dua dile geldi şiirinde. Kesintisiz akışlı bir duygusallıkla halkın iç âleminde derin tesirler bırakan bu mesnevi, aynı zamanda esaslı bir siyer kimliği taşıdı.

Peygamberler arasında risalet görevi açısından fark yoktur, malum. Hepsi tüm insanlığın ortak peygamberleri. Lakin kurtuluşumuza vesile olan yol göstericimiz, son peygamberimiz bizler tarafından övülmeye daha layık:

Enbiyânun şeksüz ol sultanıdur

Cümlesinün cânı içre cânudur

Gerçi kim anlar dahi mürsel dürür

Lâkin Ahmed ekmel ü efdal durur

Zira efdalliga ol elyak durur

Anı eyle bilmeyen ahmak durur

Mutasavvıf Süleyman Çelebi’nin sevgisi sünnete bağlılık ve Peygamberin ahlakından ders çıkarmayla kendini gösteren bir sevgiydi. Şarabı bırakıp sütü seçen peygambere duyduğu hürmet, zaman zaman celallenme olarak yansıdı şiirine. Müellifin oldukça güzel bir öfkesi var. Bu öfkeyi de kaybedersek kaybolanların hiçbirini geri alamayız, demeden de geçilmez. Öfke vardır, kendini kusursuz görür. Öfke vardır; kendisini de, kendi kusurlarıyla işin içine katar. Böylesine çok az rastlanır ve bu azınlığın öfkesi daha kayda değer olur.

Hîç bir gün ölümümi sanmadum

Fısk u isyan işleyüp usanmadum

Âhiret ahvâlini zikr itmedüm

N’olsar hâlüm diyü fikr itmedüm

Üşde irdi yolum aldı ecel

Dahi fikrüm dâima tûl-i emel

Hâlimün bazısın kıldum ayân

Bundan artuk yavuz işüm çok nihân

Taşuma bakup beni sanman kişi

Ben bilürem işledüğüm her işi

Kimse bilmez nice hâlüm vardur

Ol bilür kim âlim-i esrâr-durur

İmanın saf ve içten bir sevgiyle dile gelmesi en çok yaşlı hacılarda bir de derinden Allah diyebilen billur gönüllü aydınlarda mevcut. Süleyman Çelebi’de her iki taraftan olduğuna dair işaretler görmek mümkün. Allah ondan razı olsun.

Hakk Teâlâ rahmet eyleye ana

Kim beni ol bir duâ ile ana

Her ki diler bu duâda buluna

Fâtihâ ihsân ede ben kuluna

Allah ana dâimâ lutf işleye

Kim sevâbın okuyup bağışlaya

Ol kişi dünyâdan îmânla göçe

Kim bana bundan duâ kılup geçe”

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar