Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Allah Davasının Kurbanı: Âkif İnan

Tok sesli, bilge, imanlı bir yazar, düşünce ve aksiyon adamı olan Âkif İnan, Doğu ve Batı klasiklerini ayrıntılı bir şekilde okumuştur. Hem nesirde hem de şiirde çok başarılı eserler vermekle birlikte şiirdeki başarısıyla ön plana çıkmaktadır. Kendine özgü bir şiir dili yakalamış, şiiri bir mektep olarak görmüştür.

EKLENDİ

:

Hakikî bir münevver, dava adamı ve gönül insanı… Net ve tutarlı bir tavır alabilen fikir işçisi… Hesabî değil hasbî bir karakter abidesi… Ciddi bir şahsiyet, cömert bir kişilik ve teşkilatçı bir lider… Ortadoğu sevdalısı, Kudüs âşığı… Şair, yazar ve öğretmen… Yedi Güzel Adam’dan biri… Urfalı bir beyzâde: Mehmet Âkif İnan…

Hem yazan, hem konuşan hem de bunları hayatına aktaran bir eylemci… Müslümanca duruş sergileyebilen bir diriliş eri… Kitleleri örgütleyip harekete geçirecek derecede donanıma sahip bir dava delisi… Muhatabına “Sevgilim” veya “Can” diye hitap eden bir zarafet ve asalet timsali… Kur’an’a, sünnete, kültür ve medeniyetimize yürekten bağlı, ümmetin derdiyle dertlenen bir İslam devrimcisi: Âkif İnan…

“Doğ ey güneş erit taştan adamı

Ve kurut taşları diken elleri”

Âkif İnan, 12 Temmuz 1940’ta Urfa’da doğdu. İlk ve ortaokulu Urfa’da, liseyi Maraş’ta tamamladı. Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Cahit Zarifoğlu ve Erdem Bayazıt’la bu dönemde tanıştı. Ankara Üniversitesi, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Bir süre edebiyat öğretmenliği yaptı. Hayatı çoğunlukla Şanlıurfa, Kahramanmaraş, İstanbul, Ankara ekseninde geçti.

Âkif İnan, üniversitedeki öğrencilik yıllarında Hilal Dergisi ve Türk Ocağı’nda görev almıştır. Bu dönemde Fethi Gemuhluoğlu, İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Kaplan, Tahsin Banguoğlu, Zeki Velidi Togan, Mümtaz Turhan, Fevziye Abdullah Tansel gibi devrin önemli isimlerini tanıma imkânı bulmuştur. Türk Ocağı Genel Merkezinde, Gençlik Parkındaki “Söğüt” adını verdikleri çay bahçesinde ve Fethi Gemuhluoğlu’nun evinde uzun sohbet ortamlarından istifade etmiştir.

Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sunda şiir ve yazıları yayımlanmış, Sezai Karakoç’un Diriliş’ine arkadaşlarıyla beraber destek olmuştur. Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve Erdem Bayazıt’la birlikte Edebiyat dergisinin; Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören ve Ersin Nazif Gürdoğan’la birlikte ‘Bir yaşama biçimi hâlinde öz uygarlığımızı yeniden yürürlüğe koyma davasını güdenlerin edebiyat alanındaki bir buluşma yeri’ olarak gördükleri Mavera dergisinin çıkmasına katkıda bulunmuştur. Verdiği nitelikli şiir ve yazı örnekleriyle bu güzel halkanın bir neferi olmuştur.

Âkif İnan’ın yol ve dava arkadaşları Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Ersin Nazif Gürdoğan, Hasan Seyithanoğlu, Zübeyir Yetik, Mehmet Atilla Maraş, Ali Haydar Haksal, Ali Kutluay ve Bahri Zengin’dir. Hep beraber “Edebiyatımızda yeni bir başkaldırışın, aslî kaynaklara dönüşün” örneklerini vermeye, bunları gün yüzüne çıkarmaya çalışmışlar, ulvî bir sanat ve edebiyat düşüncesiyle hareket etmişlerdir.

Âkif İnan, üstad olarak gördüğü Necip Fazıl’dan fazlasıyla etkilenmiş, onu evinde misafir olarak ağırlamış, konferans ve seminerlerini organize etmiştir. Necip Fazıl’dan sonra da onun kaldığı yerden hareket ederek şehir şehir dolaşıp kültür, sanat, medeniyet üzerine konferanslar vermiştir.

İki şiir kitabı vardır. Onlardan biri Hicret, diğeriyse Tenha Sözler’dir. Edebiyat ve Medeniyet Üzerine, Din ve Uygarlık yazılarının yer aldığı kitaplarıdır. İslam Dünyası ve Ortadoğu, Aydınlar, Batı ve Biz, Siyaset Kokan Yazılar adlı eserler vefatından sonra yayımlanmıştır ve gazetelerde çıkan yazılarından oluşmaktadır.

Millî Gazete ve Yeni Devir gazetelerinde siyasî yazılar yazan Âkif İnan’ın Derya, Türk Yurdu, Türk Ruhu, Filiz, Yeni İstiklâl yazdığı diğer gazete ve dergilerdir.  Akabe Yayınları da hayatında önemli bir yere sahiptir. Kanal 7’de sunduğu kültür sanat programları da hâlâ zihinlerdeki yerini korumaktadır.

Tok sesli, bilge, imanlı bir yazar, düşünce ve aksiyon adamı olan Âkif İnan, Doğu ve Batı klasiklerini ayrıntılı bir şekilde okumuştur. Hem nesirde hem de şiirde çok başarılı eserler vermekle birlikte şiirdeki başarısıyla ön plana çıkmaktadır. Kendine özgü bir şiir dili yakalamış, şiiri bir mektep olarak görmüştür. Geleneğe yaslanmış, Divan şiirinden beslenmiş, ama yeniye de asla kapıları kapamamıştır. Şiirleriyle hafızalarda yer edinen Âkif İnan, Divan edebiyatı konusunda söz söyleyebilecek nadir insanlardan biriydi.

“Anamı sorsalar Büyük Doğu’dur / Batı ki sırtımda paslı bıçaktır” ifadeleri düşünce ve sanat anlayışının temelini oluşturmaktadır Âkif İnan’ın. Zira o, yerli düşünceye sahipti ve İslam medeniyetinden beslenen öncü yazarlarımızdandı. “Biz Batı Medeniyetine değil İslam Medeniyetine bağlıyız” diyerek tavrını ortaya koyabilen ve haysiyetli bir duruş sergileyebilen ender bulunan kişilerdendi. Kültür ve medeniyet alanındaki başarıların diğer alanlardaki başarıları da getireceği inancındaydı. Tanzimat sonrası görülen sorgusuz sualsiz Batılılaşmanın karşısındaydı. Ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere ilgisiz kalmamış, İslam ve Ortadoğu üzerine yazılar ve şiirler kaleme almaktan asla çekinmemiştir.

“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde

Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu

Varıp eşiğine alnımı koydum

Sanki bir yeraltı nehr çağlıyordu”

“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu”

“Kim olursa olsun mazlumun yanında olmak” ana düşüncesi, kardeşlik hukuku ve ahilik geleneğinden hareketle bir grup arkadaşıyla birlikte Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen’i kurmuş ve genel başkanlığını yapmıştır. Adı geçen sendikal hareketin günümüzdeki etkisi, gücü ve yaptığı güzel çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda Âkif İnan’ın ne kadar doğru bir adım attığı, ne kadar hayırlı bir iş yaptığı ortadadır.

“Her eylem yeniden diriltir beni

Nehirler düşlerim göl kenarında”

6 Ocak 2000’de bir Ramazan gecesinde Şanlıurfa’da vefat eden ve ötelerden, her zamanki tok sesiyle “Allah davasının kurbanları olmalıyız” diye seslenen güzel insan Âkif İnan’ı rahmetle yâd ediyor, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm, destanlar yayılır mezarımızdan” dizeleriyle ve hayır makamındaki dualarımızla anıyoruz.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar