Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

AY VAKTİ (Sayı: 199 TEMMUZ-AĞUSTOS 2022)

Mustafa Darir’in anadan doğma âmâ olmasına rağmen iyi bir ilim tahsilinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen yazdığı eserlerde ilmî bir endişeye sahip olmamış, kitlelere dinin öğütlerini ulaştırmayı ve Hz. Peygamber’i methetmek suretiyle sevgisini gönüllere yerleştirmeyi hedeflemiştir.

EKLENDİ

:

Ay Vakti’nin 199. sayısı yeni elimize ulaştı. Bu sayıda kapağa Doç. Dr. Necdet Yılmaz’ın İlk Türkçe Mevlid Yazarı Erzurumlu Kadı Mustafa Darir’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri”, Salih Uçak’ınÂşık Paşa ve Zemin Bir Metin olarak Garipnamesi ile Necmettin Evci’ninRalp Ellison’un ‘Görülmeyen Adam’ı” adlı yazıları yerleştirilmiş.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Şeref Akbaba “Gül Yetiştiren Adam” adlı editör yazısında 23 Temmuz 2022’de Hakk’a kavuşan, güzel insan Rasim Özdenören’i ve daha önce Hakk’a kavuşan diğer güzel insanlara değinmiş. Ay Vakti’nin 4. Sayısında (Ocak 2001) Rasim Özdenören’le “Ruhun Malzemeleri” üzerine yapılan söyleşiden kısa bir bölüme yer veren yazar, cümlelerine şöyle devam ediyor: “23 Temmuz 2022’de, gönül göğümüzden bir yıldız daha kaydı. Güzellik bağının gülleri solgun şimdi. Üstad Sezai Karakoç’un göçüne alışamadan Rasim Özdenören’in ayrılık haberini aldık. Mahzunuz… Ömrünü ‘insana ve İslam’a’ adayan ‘güzel bir adam’dı Özdenören. ‘Müslümanca düşünme’ hususunda büyük gayret gösterdi, yol açtı, yol gösterdi. İsmiyle müsemmaydı; ‘özü örmeden’ hiçbir şeyin gerçekte inşa edilebileceğine mahal vermezdi. (…) Bir nesil onun eserlerini okudu, okumaya devam edecek. (…) Bu yolun müdavimlerine selam olsun.”

Selami Şimşek, Ali Yaşar Bolat, Ferhat Öksüz, Yusuf Sertaç Ayan, Güven Fatsa, Yavuz Selim Yaylacı ve Şeref Akbaba bu sayının şairleri. Yavuz Selim Yaylacının Ne şiirinden bir kesit okuyalım:

Yaslandığında taşlara​​​​​​​​                                       Çatırdayan yanların var, şairsin​​​​​​                                          Bize böyle konuş diyorlar​​​​​​                                            Duymak istediklerimizden

(…)

Acımızı çağıldatma, gülüyoruz​​​​​​                                 Bastığımız yer muamma mı ne​​​​​​                                       Olsun, yine de yürüyoruz​​​​​​​                                       Taşkın bir şehri soluyoruz

Necmettin Evci, Doç. Dr. Necdet Yılmaz ve ve Salih Uçakincelemeleriyle okurun huzurunda. Doç. Dr. Necdet Yılmazİlk Türkçe Mevlid Yazarı Erzurumlu Kadı Mustafa Darir’in Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri” adlı incelemesinde Kadı Mustafa Darir’in hayatı, şahsiyeti ve eserlerinin izini sürüyor.Buyurun tadımlık bir bölüme: Adı Mustafa, doğuştan görmez olduğundan dolayı mahlası ise Darir’dir. Babasının adı Yusuf, dedesinin ise Ömer. Erzenü’r-Rûmî nisbeti, kendisinin Erzurumlu olduğunu gösterir. Doğum tarihini tespit edemiyoruz, ancak hayatının bilinen safhaları on dördüncü asrın ikinci yarısında geçmiştir.  Şiirlerinde uzun süre yaşadığına vurgu yapılmasına bakılırsa bu yüzyılın ilk çeyreğinde doğmuş olmalıdır.

Mustafa Darir’in anadan doğma âmâ olmasına rağmen iyi bir ilim tahsilinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen yazdığı eserlerde ilmî bir endişeye sahip olmamış, kitlelere dinin öğütlerini ulaştırmayı ve Hz. Peygamber’i methetmek suretiyle sevgisini gönüllere yerleştirmeyi hedeflemiştir. Onun büyük bir tarihçi, hadisçi veya edebiyatçı olduğunu söylemek mümkün değildir. Buna rağmen o, iyi bir nasihatçı ve ahlakçıdır.

Siyer-i Nebi, Fütuhatü’ş-Şam Tercümesi, Kıssa-i Yusuf, Yüz Hadis, Yüz Hikâye, Risaletü’l-İslam ve Mevlid, Mustafa Darir’in eserleri arasındadır.

Nurşah Karaca, Seher Özden Bozkurt, Semra Saraç, Ahmet İşler, Ubeydullah Beşir Köroğlu, Emine Sakın, Emrah Bilge Merdivan ve Abdülkadir Dağlar öyküleriyle bu sayıda Ay Vakti’nde. Emine Sakın’ın “Elinde Olana Sarıl” adlı öyküsünden tadımlık bir bölüm:  

“Kafamda gereksiz, cevapsız bir sürü soruyla oradan uzaklaşıp dün kiraladığım evime döndüm. Evin yıllardır boş olduğunu, bu yüzden biraz tadilat gerektirdiğini söylemişti kiraladığım adam. Eşyalarım kolilerde olduğu gibi duruyordu. Eski ev sahibinden kalma birkaç eşya gözüme ilişti; kıyafetler, bardaklar, ayakkabılar… Eskimiş, sararmış bir gazete buldum, alıp üzerne gereksiz ne varsa koymayı düşündüm. Gazeteyi ortasından açıp yere serdim. Tam o sırada gözüme bir kare ilişti; bir yemeni dükkânı ve vefat eden sahibinin fotoğrafı. Fotoğrafa baktığımda dükkânın kapısındaki ‘Ekinde olana sarıl’ yazısı dikkatimi çekti, birden fotoğraftaki yemeniciyi tanıdım: O, bana kendi hikâyesini anlatmış olan Mehmet Usta’dan başkası değildi.”

Ömer Eski ‘Ters Orantı’ adlı denemesiyle bu sayıda okura sesleniyor. Yazarın bu denemesinden kısa bir paylaşıma buyurun:

Algılama açıklığı veya yakın anlamlı olarak bilinç açıklığı; İnsanın kendini ve çevresini algılarken kullandığı bir bilinçli olma halidir. Bu cümledeki çevre, insanın kendi dışında kalan çoklu bir anlam evreni olarak açıklanabilir. Çevre, insanın kendisi değildir fakat insan bir çevre içinde yaşamını sürdürür. Bilinç açıklığı, uyanıklık, tecessüs yaşanılanları anlamlandırmada kullanılan melekelerdir. Bilinçli olma hali, ölçüyü, dengeyi, farkında olmayı beraberinde getirmelidir. Kayıp-kazanç dengesini, doğru hesaplamayı, artan-azalan değerleri, yerliliği-yersizliği takip edebilecek bir bilinçlilik hali. Artan ve azalan değerler, ters orantı…”

Naz, yine Aforizmalar’yla Ay Vakti okurunu selamlıyor. Buyurun 10121. Aforizmaya: “kediler dedikoduyu / sevmiyordu / ne giydiğim de / onları ilgilendirmiyordu”

Ay Vakti emin adımlarla yürüyor geleceğe. 199. sayıda. Bir sonraki sayı 200. sayı. İkinci dalyaya az kaldı nasip olursa. Allah (CC) nice sayılara ulaştırsın Ay Vakti’ni.

Sağlık, huzur ve istikamet üzere hayırlı ömürler diliyorum herkese. Sağlıcakla kalınız Efendim.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar