1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Öykü

Azıcık Aşım Kaygısız Başım

Azıcık Aşım Kaygısız Başım
0

Padişah Keloğlan’a baktı. Ellerini ovuşturdu. Sonra gür kaşlarını yalancıktan çattı.

Kızımı istersin demek! Eh mümkün elbet. Dediklerimi yapasın, kızıma layık olduğunu ispat edesin ki muradın yerine gelsin.

Görelim ne ister:

Bir testi yap. Toprağını âdemoğlunun ayak basmadığı yerden getir. Billur suyunu aldığın gözenin yanında yeni gözünü açmış ak çiğdemler olsun.

Bir çiçek buketi çiz. Maviler şarkı söylesin. Karanfilden koku gelsin. Güller içimi okusun. Pembede pembe olmasın. Sarıyı başka yoldan getir.

Bir meyve yetiştir. Kurt ısırsın beğensin, gerisini bize bıraksın. Kendi kendine büyüsün. Ninni de söyle ona.

Bir yazı yaz. Kimse daha önce benzerini yazmamış olsun. İçinde bir zilli def çalar gibi cümleler zıplayıp aksın. Gençler okudukça okusun, hiç sıkılmasın.

Bir şarkı bestele. Nağmesini kulaklar hiç duymamış olsun. Çiçekler kulak kesilsin. Yaramaz çocuklar susup başını kaldırsın. Kavga edenler sussun. Gecede dolunay olsun doğsun, seherde bülbül olsun ötsün.

Bana mis gibi kokan etli biber dolması pişir ama eti için hayvan kesme. Üstüne yoğurt da koy. Yoğurdun sütü için kuzu anasından ayrılmamış olsun. Kekik toplarken kekikten de izin al.

Bir de kazım var. Kırk gün oldu kaynatırız kaynamaz. Kırk dereden kırk odun topladık, kırk ateş yaktık, kırk kişi körük bastı. Kaz başını kaldırıp bize baktı. Öyle bir ateş yak ki kaz ölmeden ölsün. Onu da pişir, döşür, bölüştür.

Son olarak bana bir yastık yap. Başımı koyunca dertlerimi unutayım. Yasadan, tasadan, kaygıdan kurtulayım. Hep güzel rüyalar göreyim.

De hadi git. Tez ol.

Keloğlan bu son isteği duyunca kalakaldı. Kel başını kaşırken amanınnn vay vay, dedi.  Yedi başlı ejderhadan hazineyi al, yedi başın yedisini de kes desen keselim de bu olmadı padişahım. Her masalda biraz daha, yani nasıl desem… Aman en iyisi düz söyleyeyim, tozuttunuz padişahım. Hepsi tamam da bir insanın kaygısız uyuması! Hele ki bir padişah! Bu nasıl olabilir yahu? Benim de Keloğlanlığım bir yere kadar. İlacım olsa kendi kel başıma sürerdim. Her istenen olsa istenenlerin vallahi sonu gelmez. İnsan Allah korusun, tanrılığa soyunur. Tacınız, tahtınız, kızınız size mübarek olsun. Selametle, dedi. Döndü, Kaf Dağı’na doğru yola düzüldü. Bir daha da geri dönmedi.

Ayla Abak, 1966 doğumlu, İstanbullu. 1988’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Muğla, İstanbul ve Ankara’da öğretmenlik yaptı. Hâlen Ankara Şehit Ömer Halisdemir Anadolu İmam Hatip Lisesinde öğretmenliğe devam etmektedir. Ayla Abak’ın İkindi Yazıları, Raillife, Diyanet Çocuk, Diyanet Avrupa, Birdirbir, Seyyide, Türk Dili ve Hece dergisi başta olmak üzere çeşitli dergilerde şiir, masal, hikâye ve denemeleri yayınlandı. Eserleri: Tüm Ortaokullar ve Liseler için Dilbilgisi - Hazar Yayınları Örnekleriyle Kompozisyon Bilgileri - Hazar Yayınları Doğrucu Davut (Masal) - Salıncak Yayınları Kardan Adam Camdan Baktı ( Hikâye) - Salıncak Yayınları Çevre Bilinci (Deneme) - Diyanet İşleri Başkanlığı Sonsuzluk Yurdu: Ahiret (Deneme) - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Martıları Evcilleştiren Şairler: Şeyh Yahya Efendi, Şeyhülislam Yahya Efendi (Roman)- Diyanet Vakfı Yayınları Samanyolundaki İslam Atlısı: Mevlana ( Roman )- Diyanet Vakfı Yayınları Ya Ben İstanbul’u Alırım Ya İstanbul Beni ( Roman)- Timaş Yayınları Aşkı Söylemek/Galib’in Hüneri (Roman)- Timaş Yayınları

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir