Bizimle İletişime Geçin

Genel

Bambaşka Bir İnsan

EKLENDİ

:

 

Geçtiğimiz Kurban Bayram’ının ikinci günüydü. Öğlen namazı çıkışında emekli esnaf Mustafa Amca ile camii avlusundaki bankta oturduk. Mustafa Amca baba dostuydu. Belli ki bana bir şeyler söylemek istiyordu. Sonra etrafına bakındı. Kimse yoktu. Söze başladı:

“Yahu hocam bu din ne olacak?” dedi. Gözleri buğuluydu. Şaşırmıştım.

“Ne olacak ki Mustafa Amca?” dedim.

Dedi ki, “Benim oğullarım gurbette biliyorsun. Bayrama geldiler. Dedim ki, çocuklar bayram namazına birlikte gideceğiz erken kalkın.”

“Tamam baba, sen git, biz de peşinden geliriz dediler.”

“Namazdan çıktık eve geldim, onlar halen yatıyorlar. Çok ağırıma gitti. Bayram namazına da gelmediler. Namaz yok, niyaz yok! Bes yok bereket yok! Bunlar ne olacak, bunlardan doğanlar ne olacak?” dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

“Bu din kaybolacak mı? Ben kazancıma haram katmadım. Alın terimle kazandım. Onları okuttum, evlendirdim. Onlar bambaşka insan oldular. Bambaşka bir insan!”

Bugün küresel emperyalizmin ahtapot gibi sarmalayıp kuşattığı ülkemizde zincirler teker teker kırılmaya başladı çok şükür. Terör ile mücadele, savunma sanayi, enerji kaynaklarına ulaşım, ulaştırma, bayındırlık, mavi vatan, bilim ve teknoloji vb. alanlarda göğsümüzü kabartacak hamleler yapılıyor. Ne güzel… “Dünya 5’ten büyüktür!” çıkışı, Teknofestler, “Türkiye Yüzyılı Hareketi” harika!… Daha neler neler…

İyi de bütün bu yatırımların yüzde kaçı insana yapılıyor? Görülüyor ki, Millî Eğitim Bakanlığı’nın tabelasındaki “Millî” kelimesinin maalesef içi boşaltılmış! Eğitimde yeni binalar, okullar, üniversiteler, akıllı tahtalar, tabletler, bedava okul kitapları… Her yıl eğitim kurumlarının boyası, badanası, taşımalı sistem, evden okula okuldan eve… Başöğretmenlik, uzman öğretmenlik özendirmeleri … Aylıklarda, ders ücretlerindeki artış! Bütün bunlar eğitimi ayakta tutan millîlik ve evrensellik sütunlarından sadece birini güçlendirmeye yönelik: Evrensellik sütununu…

Millîlik sütunu, millîlik ayağı ancak iyi donanımlı öğretmenler eliyle olur. Yeni neslin hamurunu yoğuracak ve onu şekillendirecek olan öğretmenlerdir. Toplumun içine girdiğinizde vatandaş derin bir nefes çekerek; “Nerede o eski öğretmenler!”, diye söze başlıyor. “Saygı, sevgi, babacanlık, fedakârlık… Şimdiyse…” deyip sayıp döküyor. Belli ki bir yerde hata var. Bakanından öğretmenine kadar…

Son çeyrek asırda bu kadar Millî Eğitim Bakanı geldi geçti. Bir Millî Eğitim Bakanı ülkemizi, cumhuriyetimizi, istikbalimizi emanet edeceğimiz yeni nesil konusunda bir heyecan, bir kaygı duymuyorsa, Büyük Türkiye sevdası ile yanıp tutuşmuyorsa, açıkçası “dertli” değilse diyecek bir şey yok!

 

Kendisi muhtaç-ı himmet bir dede Nerede kaldı gayrıya himmet ede!

İstatistik rakamları ortada. İntihar vakalarındaki, boşanmalardaki artış, aile içi şiddet, deistlik, ateistlik akımları, gayr-i ahlaki ilişkiler, sigara, alkol, madde ve teknoloji bağımlılığı… Bütün bunlar bir sorun teşkil etmiyorsa da bunlar “çağdaş yaşamın” bir parçası şeklinde telakki ediliyorsa… Televizyon dizilerinde eşcinsellik, yasak ilişkiler, ihanet, sadakatsizlik, ahlaksızlık gırla gidiyorsa da kimsenin gıkı çıkmıyorsa… Başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmeliyiz.

Son çeyrek asırda eğitim meşalesini alevlendirecek bir tane Avni Akyol, bir tane Köksal Toptan, bir tane Hasan Celal Güzel çıktı mı? Onlar sorunun çözümünü sadece beş yıldızlı otel konforundaki yirmi kişilik sınıflarda, akıllı tahtalarda, tabletlerde aramadılar. Çözümü donanımlı, millî ve manevi değerlere bağlı idealist öğretmenlerin yetiştirilmesinde aradılar.

12 Eylül 1980’den sonra idealist öğretmen yetiştirme odaklı Eğitim Enstitüleri, Yüksek İslam Enstitüleri kapatıldı. Eğitim işi, öğretmen yetiştirme işi üniversitelere havale edildi. “Önce ahlak ve maneviyat” ilkesi rahmetli Necmettin Erbakan Hoca ile toprağa gömüldü.

15 Temmuz 2016’da FETÖ ‘nün hain darbe girişiminden sonra 31 Temmuz 2016 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına bağlı “Milli Savunma Üniversitesi” kuruldu. Fevkalade yerinde bir karar. Burada ordumuzun yılmaz bekçileri, kahraman neferleri yetişiyor, yetiştiriliyor.

Eğitim ordumuzun neferleri niçin “Millî Eğitim Üniversitesi”nde yetiştirilmesin? 3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun temel amacı “Devletin genel eğitim siyasetinde milletin düşünce ve duyguları bakımından birliğini sağlamak ise” bu birlik ancak “Millî Eğitim Üniversitesi” ile sağlanabilir. Şüphesiz, bu birliktelik iktidar şemsiyesi altında gözüküp; feminist, eşcinsel dernek ve topluluklar ile “temel hak ve özgürlükler”e yama etmeye çalıştıkları cinsel tercihler iğrençliğinde yarış içinde olanların işine gelmeyecektir.

Perde arkasından görünmez ellerin manipüle ederek kitle iletişim araçları ile şekillendirdiği sizin evlatlarınız, size düşman olmayacaklar mı sanıyorsunuz? Rahmetli Necmettin Erbakan’ın “Millî Gençlik” ve rahmetli Alparslan Türkeş’in “Ülkücü Gençlik” hareketlerinin yerini, içi boş seküler anlayışa sahip derneklerin doldurduğuna inanmak mümkün mü?

Günümüzde İslam’ı yok etmek isteyen karanlık eller hedeflerine ulaşmak için önce Allah ile Peygamberi birbirinden koparmaya çalıştı. Milletimizi yıkmak isteyenler de eğitim ve öğretimi birbirinden koparmaya çalışıyor. Öğretim ön plana çıkartılarak daha çok bilgi yüklü gençlerle daha çok kazandıran iş ve meslekler hedeflenmektedir. Aslında öğretimin öne çekilmesi ile ötelenen bizim seciye ve ahlakımızdır. Millî ve manevi değerlerimizdir. Aile yapımızdır. Maziden atiye ortak ideallerimiz, hedeflerimizdir. Ötelenmek istenen bizim ruhumuzdur. Yoksa bambaşka bir insan olacağız. Bambaşka bir insan…

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar