Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Barışa Hasret

Derin, kaygısız, rahat uykuları en sona sakladım. Çünkü hasretini çekmediğimiz tek şey bu, bir tek bu değişmemiş. Bir tek uykuya hasret çekmiyoruz. Ne de güzel uyuyoruz; dünyada binlerce masum çocuk, binlerce masum can ölüyorken…

EKLENDİ

:

Bu yazıyı 3 Haziran’da kaleme alıyorum, Ahmed Arif’in hayata gözlerini yumduğu gün…

Sanırım bu yüzden yazıma onun şu dizeleriyle başlamak istiyorum: Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret / Ve asıl biz biliriz kederi.

 

Ahmed Arif bu şiirinde nelerin hasretini çekiyordu? Hatırlar mısınız? ”Barışa, bayrama, otuz iki diş gülmeye; derin, kaygısız, rahat uykulara…” Bu şiirlerin, bu dizelerin üzerinden neredeyse elli küsur sene geçmiş. Yaz mevsiminin enikonu kendini hissettirmeye, sokak aralarından geçerken yazlıkçıkların bahçelerinden Akşamsefası kokularının yayılmaya başladığı bir Güney kasabasında; sıcak denemeyecek fakat boğucu, nemin insanın üzerine yapışıp kaldığı ama yine de eşsiz bir haziran akşamında düştü bu dizeler aklıma. O günden bugüne hasretini çektiğimiz şeyler değişmiş mi diye sorguladım bir an kendimi. Çok da değişmemiş sanki…

 

Ben etrafımda otuz iki diş gülen insanlara rastlamıyorum eskisi kadar. Ha gülenler var elbet ama onlara da öcü gibi bakıyoruz toplum olarak nedense. İnsanlar kimsenin kendinden daha mutlu olmasını istemiyor diye düşünüyorum böyle insanları görünce.

 

Derin, kaygısız, rahat uykuları en sona saklıyorum…

 

Peki, ya bayramlar? ”Nerede o eski Ramazanlar, bayramlar!” demeyeceğim elbette ama bu konuyu tek bir örnekle açıklayabilirim: Üç beş sene öncesine kadar bayramlarda, eşimle tatile gidiyoruz diye bizi eleştiren babam ve annem geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda Doğu turuna çıktılar…

 

Barış, herhâlde şu sıralar en çok konuşulan, sözü edilen kavramdır. Bu kadar konuşulmasının sebebi de dünya üzerinde pek rastlanmayışıdır galiba. Sözde bütün ülkelerin tek gayesi ”barış” ama iyi de bu kadar savaş ne için o zaman? Barış için mi? Öyle sanırım(!)

 

Derin, kaygısız, rahat uykuları en sona sakladım. Çünkü hasretini çekmediğimiz tek şey bu, bir tek bu değişmemiş. Bir tek uykuya hasret çekmiyoruz. Ne de güzel uyuyoruz; dünyada binlerce masum çocuk, binlerce masum can ölüyorken…

 

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar