1. Anasayfa
  2. Düşünce

Başlamak Bitişlere Bitişik Bir Basamak

Başlamak Bitişlere Bitişik Bir Basamak
0

Başlayan, başladığını sanan; bitiren, bitirdiğini sanan insan için yeniden başlamak adına geliştirilmiş tüm yol ve yöntemler bir bitişe gider esasen. Bu bitiş bir sonluk ihtiva etmeyen bir hedeftir sadece. Ki o hedef de nihai değildir. Olamaz da. Bunun da insanın nihai bir varlık olarak tasarlanmaması ile ilgisi olsa gerek. Oysa her yenidenlik, akan zamanın ve içindelik barındıran mekân atmosferinin yörüngesinde bir adımdan, kulaçtan ya da hamleden ibaret olarak ele alınsa başlamak gibi bir hizaya çekilmek zorunluluğu da ortadan kalkabilir.

İnsan için aslolanın, bir bitiş muhayyilesi olduğu da düşünülebilir. Burada da, bitiş olarak kast edilenin insanın bitirme, tüketme ya da daha müspet olarak ifade edecek olursak varma, ulaşma yönlerinin bir tezahürü olduğundan bahsedilebilir. Başlamak da dense bitirmek de dense konunun muhtevasıyla ele alınması gerekliliği ön plana çıkmaktadır. İnsan ve eylem ilişkisini açıklamak için her bir vakanın kendi içinde ele alınması gerekmektedir. İnsan adedince bir niyet ve eylem çeşitliliği pek tabii mümkün görülmektedir. Zira insan, adına başlangıç dediği her ilk basamakta da bir önceki bitişin tadilatına soyunduğunu hissettiren bir varlıktır. Her adımıyla yeni bir anlam haritasını şekillendiren insanı da her seferinde yeniden anlamak isabetli olacaktır. Her yeni başlangıç, bir önceki bitişin sağlamasıdır diye düşünülse de, her başlangıç münferit olarak da bir anlam yükünün ifadesi olarak görülmeye değerdir. Sağlamayı yapan, bitiremediklerinden bir pusula icat ettiyse başlangıç çizgisinin bir tecrübe ve aktarılabilir bir bilgi ve birikim olması da mümkünleşebilir. Habire başlamanın bir kısır tekrar döngüsüne dönüşmesi insana yakışmayacak kadar tahkir edici bir durum olurdu zaten.

O zaman, sanırım, şöyle denilebilir: Neyi yapmamasını öğrenen için hata literatürü bir eksilmişlikle büyümeye başlamış demektir. Sobadan eli yanan çocuğun artık ihtiyacı olan şey sobanın ne zaman yanıp ne zaman yanmadığının ayrımını yapmak, sonra da sobanın dokunulmazlığına anlam yüklemektir. Ama şu da unutulmamalıdır ki hayat yolculuğunda gürül gürül yanan bir sobayı kucaklamaya da doğruluk atfedilen zaman dilimleri olabilmektedir. Ne yaptın ve neden yaptın, sorularının cevapları ile ilintili bir tablodur bu. Zaten insan, önermeler için yanlışlanabilir ya da doğrulanabilir bir bakış açısı geliştirirken de yine bir ikna ihtiyacı ile yola çıkmıştır. İkna olduğu sürece haklılaşmak gibi de bir yönü var ki insanın, konuyu dağıtmadan ona da değinmeden geçmeyelim. Yapmakla yapmamak arasındaki yol ayrımındaki insan, bu kararı ancak bir geçerli sebebe bağlamak zorundadır. Bu geçerliliğin genel geçer olmak zorunluluğu da yoktur üstelik. Ânı kurtarması bile o sebebi geçerli kılabilir(!) başlamak ve bitirmek eylemlerine yön verirken de aynı formülü görebiliriz insanda.

İnsanı başlama noktasına getiren itici güç, bir önceki bitişe karar vermiş olmasının halidir. Fıtri bir kodlanmışlıkla bir işi bitirdiğinde diğerine başlamaya teşvik ve tahrik edilerek haydilenen insanın başlamakları sorunsuz, tastamam, içe sinen bir bitişle de açıklanamaz her zaman. Evet, insan aradığı sonuca varmışsa, başka bir başlangıç için kolları sıvayabilir. Sıvar da. Bu metinde ele alınmaya çalışılan ve konunun nabız ritmini belirleyen de tam bu noktadır işte. İnsan bitirmeye muktedir olduğu eylemin mağlubudur. Kendince bir heves, arzu, ideal ölçeği ile başladığı ve bitirdiği her konu modernitenin kullan-at mantığına pes etmiş insan profilinin eylemidir. O halde, bitirmek de yoktur, diyebiliriz. Ya da tüm bitirmekler ilkel insana özgü başlamaklar için vardır denilebilir. İlkel ve hep var olan açlık-doymak ilişkisinden hareket edersek doyduktan sonra bir daha acıkma olmaması mümkündür diyemeyeceğimiz bir doğrulamaya varırız.

Başlamak varsa bitirmek yoktur. Yeniden de olsa, başlamak bir bitimsizliğin ispatıdır diye düşünebiliriz. “Tam tersi de mümkün!” diyenler için, biten bir başlangıç düşünmeleri önerilebilir. Kesretten vahdete kadar süreğen, kronik bir başlangıç hali üzerine devam ettiğimizi düşünüyorum. Öyle bir başlangıç ki bitimsiz bir arayışın heyecanlı yinelenmesi. Yinelendikçe daha da güzel bir bitmeyişi tasarlayan.

Tıpkı başından sonuna gelinen bu metnin, okunduktan sonra da bitemeyişi gibi

1979 İstanbul doğumlu olan Tolga Daver; aslen Edirneli, okur-yazar, evli ve iki çocuk sahibidir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir