1. Anasayfa
  2. Kitap

Bilgiye Mektuplar

Bilgiye Mektuplar

 

Sıra dışı diyebileceğimiz bir kitapla karşı karşıyayız. Bugüne kadar yaşayan ve yaşamayan birçok insana mektup yazıldığına şahit olduk. Hatta ülkemizde bayrak ve İstiklal Marşı gibi değerlere de mektuplar yazıldığını gördük. Ancak soyut bir unsur olan bilgiye mektupla ilk defa karşılaşıyoruz. Kitabı okumaya başladığımızda aslında bilgiye mektuptan ziyade, Bilgi’den Mektuplar diye adlandırabileceğimiz bir tarzla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Çünkü kitabın bütününü Sail veya Talip’in sorduğu sorulara verilen cevaplar oluşturmaktadır.

Tabi bu husus yazarın bilgiye bakışını ele alışı açısından önemlidir.

Yazar özellikle gençlerin bilgiyi anlayabileceği ve anlamlandırabileceği şekilde ele almaya çalıştığı mektupları altı bölümden oluşturmaktadır.

Birinci mektup Bilgi ile Talip arasında tanışma, muhabbet ve uzun bir söyleşi tadındaydı. Bilgi’nin kendisini tanıtması yazarın da dediği gibi biraz uzunca olmuştur. Bu uzunluk açıklamaların detaylandırılmasından dolayı olmuştur.

Bu detaylandırmada bir iki husus çok ciddi anlamda tartışmaya açık bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bilgi açıklanırken onun; “Yüzlerce farklı tanımla anlatılan biri nasıl tanınabilir ki!” diye sorduğu soruya;  Bilgi; “Ben Hakikat’im!” diye cevap vermektedir.

Ancak tarih boyunca gördüğümüz ve yazarın da açıklamasında belirttiği gibi bilgi çok çeşitli şekillerde ele alınmış ve algıya göre değişiklik göstermiştir. Bu noktada bilginin hakikat olarak değerlendirilmesi değil de hakikate giden yolda kılavuz olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Kitabın girişindeki “Katiline âşık sendromu” benzetmesi de çok yerine oturmamış gibi görünmektedir. Çünkü bu deyimde insanın kendisine zarar veren birine duyduğu hislerden bahsedilir. Bilgi ise insana zarar veren değil ufuk açan bir olgudur. Bilgi zaman zaman zarar veren bir unsur olarak görülse de yazarın kitabın bütünlüğünde ele aldığı Bilgi tanımlaması en azından zararlı bir unsur olarak görülmemektedir.

Kitabın ilerleyen sayfalarında bilgiyle ilgili yazarın farklı görüşleri ele alışı ve değerlendirmesiyle karşılaşıyoruz. Yazar bilgi çeşitleri üzerinde düşüncesini, hayat görüşünü dile getirmektedir. Din, mutluluk, huzur, insan gibi konulara getirdiği açıklamalar bilginin farklı algılarının bu konuları da nasıl etkileyeceği hususunda genel değerlendirmelerdir.

Her mektup ayrı bir konuyu ele alarak okuyucuya bir ufuk açmaktadır.

Yazar, Bilgi’nin kendisini tanımlamasına izin verirken birçok konuyu da tartışmaya açmaktadır. Salt kabul üzerine okunduğu zaman kitap sıradanlaşmaktadır. Ancak yazarın açıklamaları üzerinde karşılıklı fikir tartışmaları yaşandığı zaman okuyucuyu yeni fikir coğrafyalarına taşır diye düşünüyorum.

Kitabın sayfaları az olmasına rağmen anlam genişliği onu daha dikkatli okumamızı sağlamaktadır. Kitabı bir roman veya bir hikâye gibi okumaya kalktığımızda kitaptan yeterince istifade edebileceğimizi düşünmüyorum.

“Mutluluk ve sonrasında gelen Huzur, şüphen olmasın ki Bilgi olmadan gerçekleşmez; çünkü mutluluğu veren de, Huzur’u sağlayan da Bilgi’nin ta kendisidir.” Bu ifadeleri okurken aklımıza gelen “Bilen insan dertlidir. Derdi olan insan nasıl mutlu olabilir? Gibi sorularla konuyu yazarla tartışa tartışa gittiğiniz zaman kitap size birçok konuda yeni açılımlar sağlayacaktır.

“Bilgi olmadan ahlak, ahlak olmadan da bilgi olmaz.” Bu söz çok iddialı ve bir o kadar da üzerinde tartışılacak başak bir konudur. Çünkü biz biliyoruz ki ahlaklı olduğu halde bilgili, bilgili olduğu halde ahlaksız birçok insan vardır. Hatta Fuzuli bir şiirinde bu konuyu daha iyi açıklar; “İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır.”

Kur’an ise bilgi yüklü ama onunla amel etmeyen insanları kitap yüklü eşeklere benzetmektedir. Bu da bize aslında bilgili ama ahlaksız insanların olacağını göstermesi açısından önemlidir. Bel’amı Baura bunlardan birisidir.

Yazar bu konuyu açıkladığı bölümde “Ahlak sahibi olmayan Bilge olabilir mi veya cahil ahlaklı olabilir mi?” diye bir soruyu sormasına rağmen sorunun cevapsız bırakıldığını görmekteyiz.

Yazar bize bilgiyi açıklarken yeni ufuklara da yolculuk yaptırmaktadır. Bunlardan birisi de Hikmet konusunu açıklarken verdiği örneklerdir. Özellikle beni çok etkileyen husus adalet konusunu açıklarken yaptığı tanımlamadır.

Adaletin üç kefesi vardır; Hikmet, İffet ve Şecaat. Hikmet bilginin itidali, İffet şehvetin itidali, Şecaat ise öfkenin itidalidir. Bu üç hasletin bir arada olmasıyla da adalet gerçekleşir. Bu üçünden birinin yokluğu ve eksik- fazlalığı Adaleti zedeler.”

Kitabın her paragrafını kafa yorarak okumaya çalıştım. Tekrar okumayı düşünüyorum. Çünkü ebadı küçük anlamı büyük kitaplardan birisi olarak kitaplığımızda yer alması gereken, algımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı yeniden değerlendirmemize yardımcı olacak bir bütünlüğe sahip bir kitap.

Yazar bu kitabında farklı bir tarz daha denemiş. Kitabın sonuna kitapla ilgili düşünceleri de alarak, kitabın nasıl değerlendirildiğini okurlarla paylaşma cesareti göstermiştir.

Yazarla birlikte bilgiye yolculuktan bilgiyle dostluğa doğru bir yürüyüş gerçekleştiriyorsunuz. Yazar sizi alıp düşün ikliminde bir sefere çıkarıyor. İyi okumalar dileğiyle.

(Bilgiye Mektuplar, Nezir Ergenç, Çıra Yayınları)

1966 yılında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mersin’de tamamladı. Mersin İmam Lisesinden 1986, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1992 yılında mezun oldu. Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Halen Ankara Kahramankazan’da görevine devam etmektedir. 27 yıldır öğretmenlik yapmaktadır. Çeşitli dergi, gazete ve ders kitaplarında hikâyeleri, şiirleri ve makaleleri yayınlanmıştır. İmam Hatip 8 ve 11 sınıfların Kur'an’ı Kerim ders kitaplarının yazarı. Aile ve sokak çocukları ile ilgili dernek kurdu pek çok yerde seminerler verdi. Radyo ve televizyon programları yaptı.  Mersinde Dil Edebiyat Derneğinde, Kahramankazan’da yazarlık dersleri verdi, genç yazar ve şairler yetiştirerek, Genç Kalemler isminde Edebiyat dergisi çıkardı. Kabirde ilk Gece kitabıyla Türkiye geneline ulaşarak kalbine dokunduğu bir okuyucu kitlesine kavuştu, 55 baskı yaptı. Kitabın Arapça ve İngilizceye çevirileri yapılmaktadır. Eserleri: Aile Eğitimi; Özgürleştiren Disiplin, Anne Babamı İyi Seç, Kutsal Metinlerden Günümüze Cinsel Hayat Romanları; Kabirde İlk Gece (55. Baskı), Sırat Köprüsünde Heyecan, Cehennem yolcuları, Cennet Yolcuları, Aşkın Öncüsü Hz Muhammed, 15 Temmuz Milli Direniş Öyküsü, Şeytanın Oyunu, İlk Aşk Âdem İle Havva Öykü kitapları; Melekler Ölmesin, Ölümsüz Arkadaşlık Bahar ile Gül, İmdaaaat Babam Sigara İçiyor. Dini Kitapları; Şeytanın Tuzakları, Namaz Neslinin Deklarasyonu, Cennetin Rövanşı, “Allah İlk Öğretmenim, Ölüm Sonrası Yürüyüş, Zülfikar, Aşka Adanmış Hayat Hz Ali, Allah Kimleri Sever Kimleri Sevmez, Anne Bana Dinimi Anlat, Bilinç İnşası, Müslüman Gencin Yaşam İlkeleri. Şiir Kitapları; Eşsiz Sevgiliye (Esmaul Hüsna), Sevgiliye Gözyaşları, Kardeşlik Ülkesi Çocuk Romanlar: Çiçek Kız Meryem Dilek Yıldızı, Çiçek Kız Meryem Barış’ın uçurtması Gençlik Romanları; Gizemli Yolculuk Macera başlıyor, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet, Selahaddin Eyyubi, Şapkalı Çocuğun Maceraları Kamp Heyecanı Öykülerle Aile İçi Davranış Eğitimi: Yusuf ve Zeynep Öğreniyor Serisi (10 Kitap) Masal Kitapları: Masal Serisi (28 Kitap) Seyit Ahmet Uzun’un yayınlanmaya hazır, “İtikadi ve İktisadi Yozlaşma Karşısında Hz. Şuayb” “Sessiz Haykırış” “Aşk Yarası" “Biraz Hüzün Biraz Tebessüm İşte Hayat” “Doğmamış Çocuktan Mektuplar” adlı çalışmaları bulunmaktadır. Masal Terapisti olarak çocukların hayal gücünü geliştirerek onları hayata daha aksiyoner ve katılımcı bir kişilikle hazırlamaya çalışmaktadır. Özgün ve kendi kültürümüzü yansıtarak yazdığı yaklaşık beş yüz civarında masalda bu konuları işlemeye çalıştı. fecabook.com/ seyitahmetuzun ınstegram/seyitahmetuzun twitter/seyitahmetuzun

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.