Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

Bursa’nın Muzaffer Hocası…

1958 yılında başlattığı bu ders ve irşad halkası fasılasız, yaklaşık 62 senedir devam etmektedir. Bursa’ya geldiği ilk yıldan itibaren köyde oluşturduğu ders halkasına benzer talebe grupları oluşturmuştur. Çeşitli mahallelerde odalar ve evler açarak, öğrendiği dersleri kendi ders halkasındaki talebelere öğretiyordu. Muzaffer Hoca, Hakka davet mücadelesiyle de gönüllere taht kurdu. İlimle sohbeti, tedrisatla tebliği bir arada yürütebilen ender mücadele insanlarından biri oldu. Bursa’da ve çevresinde sohbetinin ulaşmadığı semt, ayak basmadığı köy kalmadı.

EKLENDİ

:

1984 yılının Eylül ayında ilk defa Bursa’ya babamla birlikte gelmiştik. Kendimizi Ulu Caminin yanında, şimdi Orhan Gazi Parkı olan otobüs durağında 17/C nolu Fethiye Köyü Bursa Belediye otobüsüne binerken bulduk.

Tam adres Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi idi.

Kaydımı yaptırmış artık üniversiteli olmuştum.

Bağlarbaşı, Emirsultan, Davutdede gibi mahallelerde kısa ikametlerden sonra yolumuz Zafer Kur’an Kursu’na düşmüştü ve Muzaffer Kartal hocamla tanışmış olduk.

Yeni adresim, 100’ün üzerinde Bursa İmam Hatip Lisesi ve 10 civarında ilahiyat öğrencisinin belletmen olarak kaldığı, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Kursu binasının ve Zafer Camiinin bitişiğindeki hizmetlerin hâlâ devam ettiği ileride Zafer Hayra Hizmet Vakfı olacak olan Zafer Ortaöğretim Yurdu oldu.

Daha sonra camiye 50-60 metre uzakta yeni bir bina daha inşa edilip ilave olmuştu.

Ben hazırlık sınıfını bitirip memlekete döndüğümde evlendim, anne ve babamla o zaman köy olan Osmangazi’ye bağlı Panayır’a yerleştik. O tarihten beri Bursa’da yaşamaktayım.

Geçen yıl vefat eden babam 96 yaşına vasıl olmuştu.

Babam annemin vefatı sonrası baba toprağı Sinop’ta özel bir nedenle 12 yıl kalmıştı. Bursa’ya dönüşünün ardından çok özlediği Muzaffer Hoca’ya ziyarete gitmiştik. Namaz sonrası cami avlusunda Babama, “Mustafa amca kaç yaşındasın?” dediğinde gelen cevabın arkasından da “Artık senden kalem kalktı ver elini öpeyim. İnşallah sen cennetliksin.” diyerek iltifatta bulunmuştu.

Babam da ona “Hocam sen aramızda yaşayan Allah adamısın.” diyerek iltifat etmiş, “Seni görünce sahabeyi görmüş gibi oluyorum.” demişti. Bu iltifatlaşmayı ilk ve son kez görmüşüz ki yaklaşık 35 senedir bağlarımız devam ediyor, bende çok özel bir yeri var Muzaffer Kartal Hocaefendinin…

Hicret

1930’lu yılların başında Makedonya Manastır/Kocacık köyünden göç etmiş Türkmen bir ailenin çocuğudur.

1941 yılında İzmit’te doğmuş 1,5 yaşındayken aynı anda iki takdiri birden yaşamıştır. Bir sel afeti esnasında babası, rahatsızlanarak vefat etmiştir. Vefat hadisesinin olduğu günlerde, hatalı enjeksiyon yapılmasıyla ayak damarları kurumuş ve bir daha ayağa kalkamamıştır. 3 yaşındayken annesi, nenesi ve iki kardeşinden oluşan ailesi ile İnegöl/Cerrah köyüne göç etmiştir.

Genç yaşta kendisini ilim yoluna ve İslam davetine adayan Hocaefendi 15 yaşında iken ilim tahsiline, 17 yaşındayken ise ders vermeye başlamıştır. Gündüzleri, temel dini bilgileri, Kur’an okumayı ve hafızlığını Cerrah Köyü İmamı Hüseyin Hoca’dan yaparken; geceleri ise, köy evinde, köyün gençlerinden oluşturduğu 15 kişilik gruba ders vermeye devam etmiştir.

İrşad

1958 yılında başlattığı bu ders ve irşad halkası fasılasız, yaklaşık 62 senedir devam etmektedir.

Hafızlığını birkaç senede 17 yaşında iken 1961 yılında tamamlayınca ilim tahsil edecek Üstad bulamadığı için Bursa`ya taşınmıştır. 1961-1965 yılları arasında Süleyman Efendinin Kur’an Kurslarında medrese usûlü Arapça dersleri tahsil etmiştir. Bu dönem zarfında bir taraftan İnegöl’ün çeşitli camileri ve Bursa Sarı Camii, Beyazıt gibi camilerde, fahri olarak, haftalık ve Ramazan aylarında vaaz faaliyetlerinde bulunmuştur.

Bursa’ya geldiği ilk yıldan itibaren köyde oluşturduğu ders halkasına benzer talebe grupları oluşturmuştur. Çeşitli mahallelerde odalar ve evler açarak, öğrendiği dersleri kendi ders halkasındaki talebelere öğretiyordu.

60’lı yılların ortalarına doğru eski müderrislerden Murad Aslaner Efendi’den kısa bir süre ders aldı. Daha sonra Dursunbey’de 6 ay kadar Boşnak Sarı Hoca’nın ders halkalarında bulundu. 1965 yılında ise Osmanlı’nın son büyük âlimlerinden, Bulgaristan muhaciri, Bursa Yıldırım Camii İmamı Kamil Memişoğulları ile tanıştı. Kamil efendiden 1980 yılına kadar aralıksız, fıkıh, tefsir, hadis gibi dinî ilimler tahsil etti. Kamil efendinin özel ilgisine mazhar olmuş ve onun derin ilmine tevarüs ederek özellikle fıkıh alanında Bursa ve çevresinin otoriter müracaat kaynağı olmuştur. Hocası Kamil Efendiyle, 1992’deki vefatına kadar irtibatını kesmemiştir.

Kamil Efendi vefat ettiğinde ise onu tanıyan Bursalılar “Marmara’nın Yıldızı Söndü” demişlerdir.

Zafer Kuran Kursu

Muzaffer Hoca Efendi 1975 yılında kurulan Zafer Kur’an Kursu Derneği ve sonrasındaki Zafer Hayra Hizmet Vakfının öncülüğünü yaparak evlerdeki halkayı müstakil bina ve yurtlara taşıdı. Kendi faaliyet binalarının dışında, Yıldırım merkezde ve İnegöl, Orhaneli ve Kemalpaşa gibi birçok ilçede eğitim ve yurt faaliyetlerine öncülük etti. Himaye ettiği İmam-Hatip ve İlahiyat öğrencilerine, medrese usulüyle yaz-kış demeden eğitim vererek özellikle onların; Arapçaya vakıf ve fıkhi müktesebata haiz olarak yetişmelerini sağladı. Bugün başta eğitim olmak üzere, toplumun çeşitli kesimlerinde, bu tedrisattan geçmiş yüzlerce mücehhez insanın, hizmet vermesine öncülük etti.

Muzaffer Hoca, Hakka davet mücadelesiyle de gönüllere taht kurdu. İlimle sohbeti, tedrisatla tebliği bir arada yürütebilen ender mücadele insanlarından biri oldu. Bursa’da ve çevresinde sohbetinin ulaşmadığı semt, ayak basmadığı köy kalmadı.

Ayrıca bir kaç yıl Merkez Osmangazi İlçesinin Uludağ’ın güney yüzüne bakan Küçükdeliller Köyünde yaz kampı düzenleyerek eğitim faaliyetlerine devam etmiştir.

On yıllardır, yazları hariç yılın dokuz ayı ve ayın otuz günü, ya bir sivil toplum kuruluşunda ya bir köy kahvehanesinde ya bir camide ya da bir evde, periyodik gece sohbetlerine devam etmiştir.

Ders halkaları talebeleriyle sınırlı değildi. Oturduğu Zafer mahallesinin camiinde cuma günleri hariç her ikindi sonrası 20-25 dakikalık süreyle mahalleli ve dışarıdan gelen takipçileriyle sürekli dersler yapıyordu.

Dem Bu Dem

Bir defasında Ankara’dan iki misafir kardeş ile ikindi namazına Zafer Camiine geldik. Namaz bitiminde herkes Hocaefendi ile musafaha yapmaya yönelmişti ki ben de misafirleri yönlendirerek hocanın elini öptüm tabii ki misafirlerim de…

Caminin sol tarafında büyük bir halka oluşmaya başladı biz de cemaatin oluşturduğu bu halkaya dâhil olup bağdaş kurup oturduk.

Hocaefendi misafirlere hoş geldiniz diyerek 3 tane hadis okuyup açıklayacağını söyledi ve kelime kelime okumaya ve tatlı tatlı sohbet etmeye başladı.Fakat aralarında ben olduğum için bu iki kardeşin şaşkınlık içerisinde birbirlerine bakıp bakıp, tekrar Hocaefendiyi can kulağı ile dinlediklerini, bunu bir kaç kez yaptıklarını fark ettim.

Ders bitip camiden çıkmıştık ve çay ocağına yönelmiştik ama ben misafirler ile arkada kalmıştım. Bir fırsatını bulup, “Neden şaşkın şaşkın bakıştınız?” diye sordum Diyanet İsleri Başkanlığı özel kaleminden yeni emekli Ankara İlahiyat mezunu olan abiye…

“Okuduğu hadisler ve açıklaması bizim durumumuzla ilgili idi. Biz bu hadislerin ve açıklamalarının neredeyse bir an sipariş verildiğini hayretle düşündük.” dediler.

Ankara’dan yola çıkarken babası, ege kıyısındaki bir sahil kasabası Burhaniye’den küçük bir yazlık ev almasına karşı çıkmış ve bir küçük tartışma olmuş. Hocaefendi de bir tevafuk Babaya hürmet ile ilgili hadisleri okumuş ve açıklamıştı.

Zakir abinin 35 yıllık bahçeli küçük kahvehanesine oturulup demli çaylar içilmiş kısa sohbet ardından vedalaşılmıştı.

Hocaefendi ilim erbabı bir insandır tasavvufi bir çizgisi olmasa da çocukları ve gençleri kötülüklerden uzak tutan tüm yapı ve çalışmalara, cemiyetlere her zaman saygı göstermiş hatta hizmet etmiş, destek vermiştir.

Milli Gençlik Vakfı, Anadolu Gençlik Derneklerinin vazgeçilmez sohbetçisidir.

Hâlâ devam eden Zafer Câmii derslerinde fıkıh kitabı El-İhtiyar’ı, Celaleyn tefsiri ve Tâc isimli hadis kitabını yıllardır dönüşümlü olarak okumakta/okutmaktadır…

Muzaffer Hoca’nın yarım asrı aşkın devam eden, hafızalara kazınmış bu ilim ve ahlak mücahedesi, sürekliliği ve gayreti halen devam etmektedir…

Hocamıza sıhhat, selamet ve afiyet diliyorum.

Çok Okunanlar