Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

CAHİT ZARİFOĞLU’NU (ACZ’İ) YÂD ETMEK (d. Ankara, 1 Temmuz 1940 / ö. İstanbul, 7 Haziran 1987)

Zaman, su gibi akıp gidiyor. 1987 Haziran’ında Fakültenin 3. sınıfında öğrenciyken şimdi memuriyette 34. yılını çalışan biriyim. Meselemiz zamanı hakkıyla idrak etmek ve yaşamak olmalı. Yani Hakk’ın rızasını gözeterek yaşamak.

EKLENDİ

:

Sancılı bir âdemoğlu Cahit Zarifoğlu. İslam ümmetinin ve insanlığın dertleriyle sancılı. 47 yıllık ömründe hep bu sancıyla yaşadı, sorunlara çözüm üretmek için kendini yiyip bitirdi bir yerde.

Abdurrahman Cahit, Abdurrahman Cem, ACZ, Adem Yaşar (?), Ahmet Sağlam, Vedat Can, Zarifoğlu gibi isimler gazete ve dergilerde kullandığı müstearlar. Edebiyatın birçok vadisinde (şiir-öykü-roman-deneme-günlük-radyo oyunu, mektup, tiyatro, çocuk kitapları -masaldan şiire- ve çeviri) eser veren Cahit Zarifoğlu, edebiyatımızın önemli temsilcilerindendir.

Bu sene vefatının (1987-7 Haziran) 35. yılı Zarifoğlu’nun.  47 yıl ömür sürmüş yedi güzel adamdan birinin aramızdan ayrılışının üzerinden 35 yıl geçmiş demek ki. Vefatından iki yıl sonra, öğretmenliğe başladığım ilk yıl (1989) Merhum Cahit Zarifoğlu’nun kabrini ziyaret ederek kabrin başında ruhuna hediye etmek amacıyla bir Yasin-i Şerif okumak nasip olmuştu. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin.

Zaman, su gibi akıp gidiyor. 1987 Haziran’ında Fakültenin 3. sınıfında öğrenciyken şimdi memuriyette 34. yılını çalışan biriyim. Meselemiz zamanı hakkıyla idrak etmek ve yaşamak olmalı. Yani Hakk’ın rızasını gözeterek yaşamak.

Edebiyat, Mavera, Yönelişler ve Yedi İklim adlı dergilerde şiirleri ve diğer çalışmaları yayımlanan Cahit Zarifoğlu, Yeni Devir, Millî Gazete ve Zaman (ilk yılında) adlı gazetelerde de yazılar kaleme aldı.

Şiirleri İşaret Çocukları (1967); Yedi Güzel Adam (1973); Menziller (1977); Korku ve Yakarış (1986) adlı kitaplardır. Şiirler (1989; burada daha önce kitaplaşmış olanlarla hiçbir kitabına girmemiş şiirleri bir araya getirilmiştir) adıyla bütün şiirleri tek kitapta toplanmıştır ayrıca. İns (1974) hayattayken yayınladığı tek hikâye kitabıdır. Vefatından sonra tüm hikâyeleri Hikâyeler adıyla(1996; İns’teki hikâyelerle daha önce kitaplarına girmemiş bazı hikâyelerinden oluşmaktadır) yayınlanmıştır.  Savaş Ritimleri (1985) hayattayken yayınladığı tek romandır. Vefatından sonra Romanlar (1991; Savaş Ritimleri’ni ve yazarın sağlığında yayımlayamadığı Anne romanını içermektedir) yayımlanır.  Bir Değirmendir Bu Dünya (1986) hayattayken yayınladığı deneme kitabıdır.  Zengin Hayaller Peşinde (1999) yazarın vefatından sonra gazete ve dergilerde kalan denemelerinin toplanmasıyla oluşan bir deneme kitabıdır.

Serçekuş (uzun hikâye, 1983); Ağaçkakanlar (roman, 1983); Katıraslan (uzun hikâye, 1983); Yürek Dede ile Padişah (masal, 1987); Motorlukuş (uzun hikâye, İstanbul 1987); Küçük Şehzade (masal, 1987) Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için kaleme aldığı ve hayattayken yayınladığı eserlerdir. Gülücük (şiir, 1989); Kuşların Dili (Mantıku’t-tayr’dan hareketle yazılmış hikâyeler, İstanbul 1989); Ağaç Okul (şiir, 1990) ve Çocuklarımızla Atlara Biniyorduk (toplu çocuk kitapları, İstanbul 2006) kitapları gazete ve dergilerde kalan çalışmalarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur.

Okuyucularla (İstanbul 2009) ve Mektuplar (İstanbul 2010)Zarifoğlu’nun gazete dergilerde kalan mektuplarının bir araya getirilmesiyle oluşturulan iki kitaptır. Bunların dışında günlüklerini Yaşamak (1980) adıyla yayınlayan yazarınkonuşmaları Konuşmalar (ts.) adlı kitabındatoplanmıştır. Sütçü İmam adıyla bir tiyatro eseri yazmıştır (1987). Eserleri ölümünden sonra “Cahit Zarifoğlu / Bütün Eserleri” başlığı altında külliyat halinde çıkmıştır.

Vefatının 35. Yılı vesilesiyle tüm okurlarımızı ACZ’in ruhuna birer Fatiha hediye etmeye davet ediyorum.

CAHİT ZARİFOĞLU’NUN ESERLERİNDEN ESİNTİLER

1. Toprak’tan

Beni doğuran peygambere yaslanmış                                                                                                                                             Geçmiş canları sergilemiş göğsüne                                                                                                                                                 Hepsine hatimden bir mucize ayırmış                                                                                                                                                Armağan salmış iç süslerine   (Şiirler, İşaret Çocukları, s. 69)

2. … VE ÇOCUĞUN UYANIŞI BÖYLE BAŞLADI’dan

Anlat insanda ölümsüz olma yaprağının ​​​​                                                             Hangi ağacın kıvranışı olduğunu​​​​​​​                                              Güzün hazırladığı insan yavrularını​​​​​​                                     Kışın insan yeteneklerini​​​​​​                                                       Baharın insan olanaklarını​​​​​​                                                            Anlat durmadan   (Ş, Yedi Güzel Adam, s. 212)

3. KAYIT

Korku salardı inceliğin acıman tevazuun
Dünya ve insan çıkmazlarına yumuşak bakışın

Nur sarnıçları ballar koydun çöllere ruh eşiklerine
Senden kaynıyordu yine sana kapılıyor ırmakların

Yamalı ve tertemiz elbiselerim olunca
Her gece mutlak uyanıp adını anınca

Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım

Sura vardıkça gövdelendim soyundum aşk duasına
Atılıyorum sırlarına açılıyor hücrelerim

Menzili çoktan geçtim ün saldı kayboluşum
Kendi kuytumda çalkıyor şerbetini ağzım    (Şiirler, Menziller, s. 292)

4. GÜL SUYU’ndan

Dedeler neneler yaşlı denizlerde
Gittiler güneşin şavkına, soyunup sahile yorgun dertleri
De hazırlanalım kahramanlık gün doğmadan kalkmakta
Bu çocuklarla yolumuz ilelebet Allahla yürekleri

Ey Zarif yine başını örtüden çıkardın
Çok bal döktün yine yaktın gemileriiirler, Korku ve Yakarış, s. 341)

5. SULTAN

Seçkin

Bir kimse değilim                                                                                                                                             İsmimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa yanmaya razıyım
Kolaysa affı esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum         (Şiirler, EK, s. 491)

6. SAVAŞ RİTİMLERİ’nden

Babamın sesini duydum.​​​​​​​​​                     – Oku, dedi.

Fakat diz çökmüş olarak açık kitabı iki elimle göğsüme bastırmış, iki kar eğilmiştim. Bir çağlayanla beraber gümbür gümbür akıyordum.

Babam elini sarsılan omuzuna koydu.

Teşvik ve onay dolu bir okşayışla yüzüme dokundu. İçimin mukavemetini artırarak ışığın, aydınlığın, bedenimi ve ruhumu alıp götüren bir coşkunun ırmağına kendimi bırakarak yeniden kitabı açtım. Engeller kalktılar. Duvarların arkasını, dağların arkasını görüyordum. Yalnız gözümle değil, bütün hücrelerimle. Onların her biri bir göz olmuşlardı. Görüyor ve zihinlerden, kalplerden geçenleri okuyordum. Ve okumaya devam ettim.

Bu yaşantının çağlayanından babamla birlikte geçtik.

İlkbaharda dallarına su yürüyen ağaçlar gibi

Çiçeklerin arasında uçuşan kuşlar gibi

Akan sular gibi

Yükseklerde dolanan kartallar gibi

Ve anasının memelerine uzanan yavru taylar gibi…   (Savaş Ritimleri, s. 145-146)

7. YAŞAMAK’tan

“Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız/ Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları                                                                          Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları / Konuşurlar İsterler Susarlar                                                            Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi / Ev meslek iş para geçim diyerek                                                                  Düşünün şimdi bir de / Şehirlerde ve kasabada köylerde                                                                                            Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.” (Yaşamak, s. 58)

8. ARINMA’dan

Düşünelim enine boyuna ve derinlemesine?                                                                                                          Nefsimizi acımadan sığaya çekelim. Sıgaya çekilmeden biz sığaya çekelim.                                                                 Kendi hatalarımızı bulmakta sebat gösterelim, inatçı olalım, meydanları nefse bırakmayalım,pişmanlıkta geç kalmayalım, hatalardan hazer eylemenin rahmetinden yararlanalım ve tevbe edelim

ve arınalım.                                                                                                                                                                          Bizzat kendi şahsımız üzerinde bu tür bir kontrol tesis edemezsek, yirminci yüzyılın, insanoğlunu Tanrı’sından uzaklaştıran genel etkisi altında büsbütün savunmasız kalırız. İşte “gaflet” dediğimiz hal!” (Bir Değirmendir Bu Dünya, s. 20-21)

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar