Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Çanakkale Zaferi’nin 107. Yılı Münasebetiyle: BATILILARIN ÇANAKKALE DÜŞLERİ-I

Truva’nın kutsallığının yanında Çanakkale Boğazı’nın (Hellespontos) Ege girişinde, denize hâkim konumu; Marmara ve Karadeniz’le Anadolu’ya açılan bir kapı olma özelliği, kentin ve coğrafyanın askerî ve ekonomik önemini fazlasıyla artırır.

EKLENDİ

:

Batılıların Şubat 1915’te, Çanakkale Boğazı’yla Gelibolu Yarımadası’na düzenlediği topyekûn saldırı, tarihimizin en kanlı çarpışmalarının yaşanmasına sebep olur. Uzun yıllar, toplumsal hafızamızdan silinmeyecek çapta derin izler bırakan; Anadolu’da neredeyse her üç aileden birinden, bir kişinin şehâdetiyle ya da kaybolmasıyla sonuçlanan bu kanlı savaşın, çok uzak geçmişe dayanan bir arka planı, günümüze değin uzanan ince ve hüzün dolu göndermeleri ve mesajları vardır.

Anadolu’nun batısında yaşayan toplumların, 1915’te Çanakkale bölgesini ele geçirmek için giriştikleri saldırı, aynı toplumların, aynı bölgeye, aynı amaçla düzenlediğiüçüncü saldırıdır. Batı, henüz ‘Europa’ adını almadanönce Çanakkale’ye düzenlenen birinci ve ikincisaldırılarda hedeflerine ulaştığı için üçüncü girişimlerinin de zaferle sonuçlanacağından emindir.

Bu metin, kısaca, Çanakkale bölgesinin, Batı medeniyeti açısından ifade ettiği anlama değinecek,1915’te yaşanan Çanakkale Savaşı’nın zihinsel, kültürel arka planıyla tarihî ve mitolojik ön hazırlığını, Truva üzerinden hatırlatıp söz konusu üçüncü saldırının kültürel kodlarına dikkat çekmeye çalışacak.

*

Öncelikle, Çanakkale’nin (Dardanel), Batı kültür ve medeniyetinin Grek-Latin geleneğinin başladığı yer olduğunu söylemeliyiz. Osmanlıların Kal’a-i Sultânîdediği Çanakkale’ye, Yunanlar Dardanel diyor. Dardanel bölgesinin merkezi Troia (Truva). Oysa Homeros’unTruva savaşını anlatan ünlü destanının adı İlyada. Homer’in İlion adlandırması, Hitit dilindeki Wilusa’dangeliyor. Çünkü Hititler, Truva’ya Wilusa diyor.

Batı; mitos, epos, logos ve gerçeklik aşamalarını İlion’dan yani Truva’dan ikmâl eder. İlion, Batı’yı, düşve gerçekle buluşturan, sonra da düşten gerçeğe dönüştüren ‘kutsal kent’… Batı düşü, İlion’da başlar,İlion’da gerçekliğe dönüşür. Bu yüzden Dardanelbölgesi, Batı için bir varoluş ve kimlik edinme merkezidir.

Modern ve postmodern Batı insanının zihnî kodlarının, düşünme sistemlerinin, siyaset yapma biçimlerinin, apokaliptik geçmişin tezahürü hatta devamı niteliğinde olduğunu ileri sürer John Gray. Bu yaklaşım, günümüz toplumlarının düşünme ve tavır alma kalıplarının mitolojik çağlarda kurulduğunu düşündürdüğünden modern Batı’nın kültürel, edebî, felsefî, askerî, siyasî, malî ve ekonomik reflekslerini algılayabilmek için Batı’nın apokaliptik genlerinde bir gezinti yapmakta fayda var.

Her devirde insanın/toplumun derin bir ‘anlam ihtiyacı’ vardır. Toplumun bu anlam ihtiyacının ister bilimsel, ister hümanist, ister devrimci, ister dönüşümcü, isterse istilâcı yöntemlerle karşılanması mitostan yararlanmayı da gerektirir. Bu bağlamda en bilimsel toplum kuramı veya istilâ hareketi bile ütopyaya veya mitosa sarılabilir. Kaldı ki 1915’te Batılıların Çanakkale’de yapmak istediği tam olarak güç ve anlamını mitostan alan bir istilâ hareketi: Bir istila düşüdür.

Mitos’tan Epos’a…

Mitolojik anlatılara göre, tarihin en eski şehirlerinden Troia’yı kuran Tros; Zeus’un oğlu, Dardanos’un torunudur. Bu yüzden Troia, ‘Kutsal bir kent’ kabul edilir. Truva’nın ‘kutsallığı’, İlyada destanında sıkça yinelenir. Troia’yı kuran aileden gelen Troia kralları yaniPriamoslar (Hektor, Paris, Aineas… vb. prensler) da yarı tanrıdır. Şehrin koruyucu tanrıları Athena, Afrodit ve Apollon’dur. Troia’nın güneydoğusundaki İda Dağı(Kazdağı), aynı zamanda (Uludağ gibi) tanrıların oturduğu bir Olimpos’tur.

Truva’nın kutsallığının yanında Çanakkale Boğazı’nın (Hellespontos) Ege girişinde, denize hâkim konumu; Marmara ve Karadeniz’le Anadolu’ya açılan bir kapı olma özelliği, kentin ve coğrafyanın askerî ve ekonomik önemini fazlasıyla artırır.

Batılıların kutsal ve stratejik Dardanel’e düzenlediğiilk saldırı, on yıl sürer. Bu on yıllık savaşın onuncu yılının son 51 gün ve gecesi, 16.000 dizeyle İlyadadestanında anlatılır… İlyada, Hz. İsa’dan 500 (yaklaşık)yıl evvel yazıya geçirilen ve Yunanlılardan günümüze ulaşan en eski mitolojik metin/belgedir. Bu belge/destan,kadîm Yunan felsefesinden önce var olmuştur.

İlyada’da anlatıldığına göre Batılıların, birinci Dardanel saldırısının sebebi ‘namus meselesi’dir. Çünküİda’da üç tanrıçanın (Hera, Athena, Afrodit) katıldığı güzellik yarışmasında (Bu yarışma, tarihin bilinen ilk güzellik yarışmasıdır.) Paris, Afrodit’e, üzerinde ‘en güzeline’ yazılı elmayı vererek onu birinci seçer. Afrodit de bu birinciliğe karşılık -daha önce söz verdiği gibi(rüşvet)- dünyanın en güzel (ölümlü) kadını Helena’yı,Paris için kandırır ve sonuçta Helena, Troia’ya kaçırılır. İşte bu yüzden Akhalılar, bütün şehir devletlerinin katıldığı bir donanmayla Helena’yı geri almak için Agamemnon öncülüğünde toplanan büyük bir donanmayla Troia’ya saldırır.

Bir anlamda Yunan ve Avrupa edebiyatının başlangıcı olan ve günümüze kadar Avrupa edebiyatını, sanatını, felsefesini, düşünüşünü, siyasetini etkileyenİlyada destanında anlatıldığına göre, Tanrıça Athena’nın akıl vermesiyle Odysseus’un hayata geçirdiği ‘Tahta AtHilesi’ işe yarar ve İlion ele geçirilir.

Epos’tan Logos’a…

İlyada destanı, Truva Savaşı’nın sebebini,‘Helena’nın Truva’ya kaçırılması dolayısıyla ‘namus meselesi’ne dayandırsa da savaşın gerçek sebebi elbette destanda anlatıldığı gibi değildir.

İÖ 1274’te, Suriye’deki Asi Irmağı kıyısında, II. Ramses’le II. Muvattili arasında Kadeş önünde yapılan ve Kadeş Antlaşması’yla sonuçlanan meydan savaşından önce “II. Ramses, Hititlerin müttefiki olarak Dardanyülkesinden bahseder.” Bir şehir devleti olan Truva’nın o yıllarda, kültürel ve siyasal yönden Hititlere yakınlığı bu belgeyle somutlaşmış olur. Kentin zenginliği, jeopolitik ve stratejik konumu, en önemlisi de Batı Anadolu, Marmara ve Karadeniz’e henüz yerleşme imkânı bulamayan ve bu bölgelerde kolonyal emellerini gerçekleştiremeyen Akhalar (Yunanlar)ın, bu şehri zaptetmek için Truva önlerine gelmesi, savaşın gerçek nedenidir. Kadeş Savaşı’ndan yaklaşık doksan yıl sonra yani İÖ 1184’te yaşandığı sanılan Truva Savaşı’nıngerçek nedeni, İlyada’da anlatıldığı gibi ‘namus meselesi’ değil, 1915 saldırısının da sebebi gibi duran emperyal düşlere ulaşmaktır.

Öbür yandan eposun, yani şiirin, yani İlyada’nın çok önemli başka işlevleri de vardır:

‘Yunanlılar, Troia Savaşı’nın kendilerini tarihte ilk defa birleştirdiğine inanmaktaydılar. Homeros’un yaşadığı Ö 8. yy.) dönemde bile Akdeniz ve Karadeniz’e dağılarak yerleşmiş çok farklı kökenli Yunanlı, bir birlik duygusu hissedebilmek için böyle bir mitosa ihtiyaç duyuyordu.” Homer, İÖ 8. yüzyılda Ege’de yaşamıştır ama İlyada, İÖ 5. yüzyılda Atina’da ortaya çıkmıştır!

Batı’nın birinci Dardanel düşü/saldırısı, emperyalamaçlara ulaşmanın yanında, Batılılar için çok daha önemli bir anlamsal varoluş biçimi doğurur. Çünkü o zamanki Yunan dünyası bu savaşla ve bu savaşı anlatan destanla bir birlik oluşturmuş, bütün mitolojik ögelerini, apokaliptik düşünüşünü şiirleştirip yaygınlaştırmış ve Batı insanının genetiğine yerleştirecek bir ‘epos’a sahipolmuştur. Bu yüzden artık Truva adı, ‘Batı’nın Doğu’ya karşı mücadelesi için kullanılacak ve Doğu’ya yönelen Batı için bu epik model, hiçbir zaman unutulmayacaktır.

Öte yandan Truva’da Doğu için de anlam yüklüdür.Herodotos’un aktardığına göre, Pers kralı Kserkses(Serhas), İÖ 480’lerde dev bir orduyla Yunanistan’ı yeniden fethetmek için (Çünkü İÖ 546’larda Darios(Daryus), Yunanistan’ın büyük bölümünü fethetmiştir.) Hellespontus’u aşmadan önce Truva’da Priamos’unkalesini ziyaret edip Athena tapınağında, Priamos için bin sığırı kurban eder. Kserkses’in neden Priamos’un kalesini ziyaret ettiği gayet açık değil mi?

Çok Okunanlar