Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

“Dindar Bir Doktor Hanım” Ayşe Hümeyra Ökten’in Ardından…

Hayatını bir dize ile anlamlandırmıştı, hocası Mehmet Zahit Kotku’nun tabiriyle Doktor Abla: Gah olur gurbet vatan gâhi vatan gurbetlenir. Dünya gurbetti ve Dr. Ayşe Hümeyra Ökten, söze sığmayacak güzel bir ömür yaşayıp asli vatana kavuştu.

EKLENDİ

:

Gönül almak, gönüller yapmak; mü’minin ferasetiydi. Kısa ve öz tabirle, çocukla çocuk, büyükle büyük olmak büyüklerin meziyetiydi. Dr. Ayşe Hümeyra Ökten… Kelimeleri nasıl yapmalı da yan yana getirmeli bilmiyorum onu anlatırken. Giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşmuş bir metin nasıl yazmalı? Dağıtmadan özü, sözü üzmeden nasıl ifade etmeli doksan beş yıllık ömrün hülasasını? Ki samimiyettir yazdıran yazıları ve kalptir, okutan. Kalp, kader! Seven ve sevdiren de Allah’tır ancak.

“Perde ardından haber.” idi ölüm. Hep ansızındı. Bir gün hepimizi bulacaktı.  Ve ben aslında    ayne’l yakin hissediyordum, son duası kabul olacaktı Ayşe Hümeyra Ökten’in. Yaşlılık duam şöyle diyordu:  

“Ya Rabbi akıllı, hafızalı, sağlıklı, ibadetli, izzetli, ikramlı bir hayat, son nefesimize kadar kendi hizmetimizi rahatlıkla tertemiz yapabilme gücü, beş vakit namazımızı erkânıyla kılabilmeyi ve kendi aldığım abdestle iman-ı kâmille göçmeyi nasip eyle, çekmeden, çektirmeden, iğrenilecek, utanılacak, acınacak durumlara düşmeden Resulullah (S.A.V.) cemal-i şerifini göre göre, rahatlıkla kelime-i şehadet getire getire son nefesimi, iman-ı kâmille Medine’de teslim eyle ya Rabbi”… Ve kabul olan dualarındandı.

Bu sene de haccını eda etmiş, tavaf yapmak, ibadet etmek için misafir olarak bir vakit daha kalmıştı vahyin kalbi mübarek beldede Dindar Bir Doktor Hanım.  8 Muharrem 1442 günü Medine-i Münevvere’ye dönmek istemişti kendisinde rahatsızlık hissederek. Tebessümle, hiç hastalık demez, yaşlılık derdi,  ufak tefek rahatsızlık işte bunlar geçici, derdi bizim hastalık diye şikâyetlendiğimiz şeylere.

“Rabbim, acı bize.”  diye dua ettik, ondan iyi haberler beklerken, iyileşsin diye.  Üç gün boyunca dua ettik hep. Muharrem orucunun da hâlsizliğiyle son günlerinde onu sevmeye doyamadığımızı söyleyerek güzel bir haber bekleyip durduk Rabbimizin hükmünü. Tam da bize öğrettiği gibi.

Sabırlı, metanetli olmayı öğrenmiştik ondan. “ Ne kadar da yanlış, çok aceleci insan, çok yanlış çok, sabırlı olmalı.” derdi.  Daha çok öğreneceğimiz var, diyordum ondan ki hâl, hâl, hâl …  Hâldi sadece insana sirayet etmesi gereken belli ki. Bilmenin sonu yoktu, bilinirdi elbet bilinmesi gerekenler. O hâl, hâller… Yazılamayanlardı.

11 Muharrem 1442/30 Ağustos 2020.  Biz kendi kayıplarımıza ağladık onu rahmete uğurlarken. O gülerken ağladı âlem… Ağladım. Ve evet, ağlama diye teselli ettiği zamanlar düştü gönlüme de ağladım. Yine teselli etti giderken.  Ölümsüzlüktü ölüm… Öyle derdi. “Nasıl biz burada buluştuysak cennette de öyle buluşacağız.” derdi.

Hâlbuki plan program yapıyorduk. Bir kez daha gidecektik Medine’ye, heyecanla. Yine onu her zamanki yerinde bulacaktık. Mescid-i Nebi’nin avlusunda kanatlanır gibi yürüyecektik. Yeşil kubbenin etrafında, hafif rüzgârla esen, insanı mest eden kokularla…

Ne kadar hafifti Hümeyra Anne, kuş gibi.  Anne, diyorum, onu seven binlerce Müslüman yüreğin annesi. Hiç evlenmemiş olmasına rağmen. Nasıl güzel bir nasip! Nasıl güzel bir yürek!

Onunla her görüşmemizde kendisini soranlara ve sevenlere selamlar, muhabbetler yolladığını söylerdi. Muhabbeti ve selamları baki kaldı. Adı bu gökkubbede baki. Canlar canını dünyada iken bulmuştu. Müjdelerle gitti. Cennete, amenna.

1925 yılının ekim ayında Fatih – Atikali’de doğmuştu Dr. Ayşe Hümeyra Ökten.  İmam Hatip Liselerinin kurucusu Mahmut Celaleddin Ökten’in üç evladından ilki olarak. Aslen Trabzonlu bir aileden. Kimyager Züheyra Öktenin ve Prof. Dr. Sadettin Ökten hocamızın ablaları Hümeyra Validemiz.

Başarılarla, hizmetle, mücadele ile tevazu ile dolu bir hayattı yaşadığı. Tıbbiye’yi bitirip dâhiliye ve iç hastalıkları ihtisası yapmıştı ülkemizin ilk başörtülü doktor hanımı. Ondan sonra da devam edebilecekken akademik çalışmalarına, yüksek mevkilere gelmeyi istemeyip mesleğe atılıp ailesine, çevresine, dünyanın her yerinden insanlara, ümmete hizmet etmeyi tercih etmişti. Ümmete hizmet…

1953 yılında, Kızılay tarafından kendi isteğiyle Hac’da doktor olarak görevlendirilmesi ile kutsal topraklara, Hicaz’a ve özellikle Medine’ye sevgi ile bağlanmış Hacıanne.  Genç yaşta annelik ve hacılık makamına erişmiş. O yıl hacda, hacılarla tek tek ilgilenip türlü zorluklarla karşılaşmış olmasına rağmen o toprakları öyle sevmiş ki ayrılmak istememiş bir türlü.

İstanbul’a döndükten sonra tekrar gidebilmenin yollarını aramış. Allah’ın lütfu ile ve hastalarının duası ile ikametgâh almış ve senede bir-iki defa Suudi Arabistan’a giriş çıkış yaparak ikametini muhafaza etmiş. İstanbul’da da ailesini, hastalarını, dostlarını hiçbir zaman ihmal etmemiş. Babasının, annesinin duası: “Dünyan ve ahretin ma’mur olsun.” imiş.  Anneannesinin duası: “Allah ömür bereketi versin.” Hastalarının duası: “Ayağın Kabe’ye varsın.” Elhamdülilllah.  Hepsi de olmuş.

Dr. Ayşe Hümeyra Ökten ile kıymetli yazar Nevin Meriç’in “Dindar Bir Doktor Hanım” isimli söyleşi kitabı vesilesi ile tanışmıştım. Kitabı yine çok sevdiğim, değerli bir doktor hanımefendinin masasının üzerinde görmüştüm.  Hediye etmişti, Ocak 2011’de.

İlk yıllarda İstanbul’a iki üç ay gelir, giderdi Hümeyra teyzemiz.  Beklerdik. Dört beş yıldır artık gelmiyordu. Ömrünü Medine’de tamamlamak istediği için. Siz gelin yine demişti 2020’nin ocak ayında.  “Ayağınız da gönlünüz de bu topraklardan kesilmesin.” diye dua ederdi.

Gitmiştik biz de. Üsküdar Hakkı Demir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ve öğretmenlerimizden oluşan bir grupla İstanbul’dan, payitahttan, Üsküdar/ Harem’den nur şehir Medine’ye ve vahyin kalbi Mekke’ye… Vatan sevgisi de imandandır, düsturuyla, Medine’de yaşayanların tabiriyle Medine Gülü Hümeyra annemizle de buluştuk.  Yüzünde ve gözlerinde tatlı bir tebessüm oluşuyordu vatan söz konusu olduğunda.

Ayşe Hümeyra Ökten denildiğinde Medine sevgisi, Resulullah aşkı geliyordu aklımıza ve hizmetle geçmiş bir ömür. Gençlere ve bize en çok söylediği cümle “Hizmet edin, hizmet edin, hizmet edin.” olmuştu.  Ravza’da Yeşil Kubbe’ye bakarak, “Resulullah önderdi, devlet adamıydı ve dünya için de çok çalıştı, dünyadan hiç vaz geçmedi.” demişti.

“Bizi sevenlere söyleyin, ağızları hiç boş durmasın. Allahümme salli ala seyyidina Muhammed. Salavat getirsinler, daima dedi son anına kadar Hümeyra teyze. “Fallahu hayrun hafizen ve hüve erhamurr rahimin”. Bu duayı da ihmal etme, Kuran’dan, hadislerden dualar öğretiliyor, dua, dua, dua… Dua edin ve dua almaya bakın, dedi hep.

Doksan beş yıllık bir ömrü dolu dolu yaşamıştı Ayşe Hümeyra Ökten. Mahmut Celaleddin Ökten hocamızla, kıymetli babacığı ile ayrı güzel hatıralarını anlatırdı.  Anlatmayı çok severdi.  Yorulmazdı. Dalgınlaşırdı bazen ve arkasından anlatırdı gönlüne düşenleri… Onu dinlemeyi çok severdim. Notlar alırdım kendimce, ibretler, dersler. Her hâli hikmetti.

Prof. Dr. Sadettin Ökten hocamızdan önce bir oğlu olmuş Mahmut Celaleddin Ökten’in fakat bir yaşında iken vefat etmiş. Bunun üzerine Hümeyra teyze, ailede bir doktor olmalı diye düşünmüş,  okuyup doktor olup da babasına iğne yaparken de babası  “Biz, kızımız okusun doktor olsun diledik ama o ilk önce geldi, bizi iğneledi” diye takılmış. Yine tatlı üslubuyla dinlemiştik Medine’de. Ve hiç evlenmemiş Hümeyra Annemiz. “Her eve bir anne lazım, annelik çok yüksek bir mevki ama yedi mahalleye de bir doktor gerek. O da ben olayım.” demiş. Allah ebeden razı olsun, onun sevdiği dualardandı. Allah ebeden razı olsun.

Tam bir Osmanlı münevveri olan Mahmut Celaleddin Ökten hocamızdan ve tam anlamıyla Osmanlı hanımefendisi olan annesi Mahmude Emine Hanım’dan öyle güzel hasletler geçmiş ki ona, onlardan hep övgüyle bahsederdi Hümeyra Teyze. Aile çevresinden, hocalarından, babasının talebelerinden dinlediği Mehmet Akif Ersoy, Babanzade Ahmet Naim, Nurettin Topçu, Mahir İz, Fahreddin Efendi, Mehmet Zahit Kotku Hz. Tahirü’l Mevlevi gibi zatlardan hatıralar anlatırdı. Ayşe Hümeyra Ökten’in hafızasında çok beyit vardı. Şiirle sohbet ederdi. Kıymetli babalarının da hafızasında çok şiir olduğunu söylerdi. Şiir de yazarmış ayrıca Hümeyra Teyze.

“Yolunda can ile başım fedadır ya Resulallah…” diye başlayan bir naat yazdım, onu da not alın demişti bize son görüşmemizde. Size şiirler de okuyayım deyip tatlı tatlı şiir de okumuştu: “Ayinedir bu âlemde her şey Hak ile kaim/ Ayine-i Muhammed’den Allah görünür daim.”

“Talea’l bedru aleyna” sevinciyle Medine’de, Medine Türk Okulu’nda buluşmuştuk Ayşe Hümeyra Ökten ile. Riyad Eğitim Müşavirimiz Sayın Ebubekir Aydın’ın, Cidde Eğitim Ataşemiz Sayın Güsamettin Erdoğan’ın riyasetiyle. Üsküdar Hakkı Demir İHL. idareci, öğretmen ve öğrencileri ile Medine Türk Okulu idareci, öğretmen ve öğrencileri arasında kutlu bir buluşma olmuştu.

 

Ayşe Hümeyra Ökten’in en sevdiği ilahi olduğu için “Erler demine destur alalım.” ilahisini icra etmişti öğrencilerimiz. Bu ilahi bile repertuvarlarında var diyerek teşekkür etti öğrencilerimize Hümeyra teyze.  Beni babamla anılarıma götürdü bu ilahi diye mutlu oldu. Cerrahi Tekkesinde zikre başlanmadan önce dinlerdik bu ilahiyi, dedi.  Babam, ömrü vefa etseydi de bugünleri görseydi çok sevinirdi çok, diyordu.

Mahmut Celaleddin Ökten adına ülkemizde çeşitli yerlerde okullarımız mevcut. Adana’da Ayşe Hümeyra Ökten adına bir okulumuz varken kendisi hayatta iken Üsküdar’ımızda da bir okulumuz oldu. Haberdar oldu okulumuzdan. Üsküdar için, bizler için çok büyük bir bahtiyarlık.

1441 Ramazanında Medine’den görüntülü sohbet etmişti sevenleriyle ve özellikle kız talebelere, sanatla, ilimle ve hizmetle geçecek bir ömür yaşamayı isteyin, demişti. Sağlıklı uzun ömrünün,  işten kaçmamakla, namazla ve dua ile Allah tarafından ona takdir edildiğini söylerdi. Onun yolunda, izinde gitmek bizim de arzumuz, emelimizdir her zaman nefesimiz yettiğince.

Ayşe Hümeyra Ökten, Hacca ve umreye gidenlerle ilgilenmiş, kefil bularak Hac ve umre yaptırmış ömrü boyunca çok sayıda insana.  İlk haccından sonra duasının kabulü ile her yıl hac yapmış. Meşakkatli yolculuklar geçirmiş. Vapurla, karayolu ile daha çok yolculuğu olmuş ilk zamanlarda özellikle. Tayyare çok yokmuş 70’li 80’li yıllara kadar.

Medine’de ve Mekke’de de devrin ileri gelenleriyle görüşmüş. Son anına kadar söylediği cümlelerden bir tanesi de “Allah’a sığının ve torpili Allah’tan isteyin.” olmuştu. Latife de yapardı çok. “Torpiliniz büyük yerden mi?” diye.

Edebiyat muallimi kızım, sizin mesleğiniz çok önemli diyordu. Medine’de öğretmenlik vazifesi almak istemiştim. Önce olumlu karşılamış, elimden geleni yapmamı istemişti.  Sonra da Mahmut Celaleddin Ökten hocamızın da kutsal topraklarda yaşamak istediğini ancak bir gün bir rüya gördüğünü ve bize vazife var diyerek ülkemize döndüğünü anlatmıştı.

Medine’den döndüğü yıl Yüksek İslam Enstitüsü açılmış ve hocamıza ihtiyaç varmış meğer enstitüde.  Ders vermeye başlamış hocamız İstanbul’a döndükten sonra ve orada görevine devam ederken vefat etmiş.  Memlekette hizmet etmeye devam et,  demişti sonra. Dediği gibi de oldu. Bir cümlesi daha çok etkileyiciydi. “Benim kan grubum herkese uyuyordu, o yüzden hastalara çok kan verirdim.”

Doktorluğu öyle başka ki kısa sürede çalıştığı yerlerde gerek İstanbul Fatih’te gerek Medine’de ona muayene olmak isteyenlerin sayısı artıyormuş.  Hatta muayene ücreti ödeyip sadece sohbet etmek isteyenler de oluyormuş.

Allah’ın has kulları vardır ve onlar bizim öncülerimiz, rehberlerimizdir. Ayşe Hümeyra Ökten, onlardandı. Fani olanı, baki olana tercih etmeyiz.

Hayatını çok etkileyen mübarek zatlardan Mehmet Zahit Kotku’yu anlatırken: “Âlimlerin, evliyaların, altıncı hisleri, sezgileri vardır çok güçlü, kalbe nüfuz eden.” diyordu.  Ancak biz modern bir dervişiz işte diyerek de tevazu ile kendi seyri sülûkunu hiç anlatmıyordu Hümeyra teyze.  Onun da kalplere nüfuzuna çok şahit olmuşluğumuz oldu.

Dünyayı değerli kılan varlığı ile huzur bulduğumuz insanlar, ruhlar elbette. “Hepisinden eyice, bir gönüle girmektir”, der ya Yunus Emre. Nice gönüllere taht kurdu Ayşe Hümeyra Ökten.

Harem’den hasretle diye biten mektuplar yazmıştım ona. Mektuplarımı saklamış. Şimdi ise ışıksız kalmış gibi mektupsuz kaldım. Mahmut Celaleddin Ökten, vefat ettiği gün, 19 Kasım 1921’de takvim yaprağına, “İlk kar, kızım bir ay sonra dönecek.”  diye yazmış. Hayatımda hiçbir şeye bu kadar üzülmemiştim, diyordu Hümeyra teyze.  Babamın o notu beni çok üzmüştü, diyordu. Ölüm, vuslattı nihayetinde.

Hayatını bir dize ile anlamlandırmıştı, hocası Mehmet Zahit Kotku’nun tabiriyle Doktor Abla: Gah olur gurbet vatan gâhi vatan gurbetlenir. Dünya gurbetti ve Dr. Ayşe Hümeyra Ökten, söze sığmayacak güzel bir ömür yaşayıp asli vatana kavuştu. Söz, ne kadar kifayetsiz kaldı şimdi onu anarken… “Ölüm güzel şey…” Hatırası taptaze. Rahmete vesile olsun…

Çok Okunanlar