1. Anasayfa
  2. Şahsiyet

Emir Eri Zenci Musa

Emir Eri Zenci Musa
0

Kıssadan Hisse

Tarih sadece büyük imparatorlukların yükselişini ya da çöküşünü yazmaz, o imparatorlukların harcını karmış, gölgesinde büyüdüğü sancağı namusu belleyip canını ortaya koymuş sessiz kahramanları da kaydeder.1880 yılında Girit’ te doğan, babasını küçük yaşta kaybedip Osmanlı sevdalısı dedesinin terbiyesiyle yetişen Sudan asıllı Zenci Musa, işte bu topraklara adanmışlığın en somut en sarsıcı sembolüdür.1911’ de Trablusgarp ‘tan başlayıp Balkanlara, Çanakkale’ye, Sina, Filistin ve Yemen’e kadar uzanan bir ömür… Teşkilat- ı Mahsusa’ nın efsane ismi Kuşçubaşı Eşref Beyin Emir Eri Zenci Musa.

O, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Hicaz üzerinden Yemen’deki Türk ordusuna 300 bin Osmanlı altınını götürmekle görevlendirilmişti. Çölün kavurucu sıcağında İngilizlerle girilen çatışmada Kuşçubaşı Eşref Bey esir düşmüş, Zenci Musa da bir manevra ile İngilizlerin takibinden sıyrılarak 300 bin Osmanlı altınını Yemen’deki orduya eksiksiz teslim etmeyi başarmıştı. Fakat Zenci Musa’yı abideleştiren asıl hadise Mondros Mütarekesinden sonra cereyan etmişti. Mütarekeden sonraki işgal günlerinde bir gazi olarak İstanbul’a dönen Zenci Musa’yı devlet yetkilileri çağırıp emekli aylığı bağlanması için başvuru yapmasını söylediler. Emir Eri Zenci Musa bu teklifi şu unutulmaz sözlerle geri çevirmişti: “Ben her şeye muhtaç kalmış bu devletten maaş almaya hayâ ederim. Bana hamallık yaparak geçinme müsaadesi verin yeter.” 

O, Sirkeci ve Karaköy’de hamallık küfesini sırtına alıp rızkın peşine düşerken, bir yandan da İstanbul’dan Anadolu’da ki Millî Mücadeleye gizlice silah taşıyordu. Ve 1919 kışında Üsküdar’daki Özbekler Tekkesinde verem hastalığından son nefesini verdiğinde daha 39 yaşındaydı. Geride bir derviş hırkası ve bir tahta bavuldan başka bir şey bırakmadı.

Bu gün renkleri beyaz ama yaptıkları işleri,  kişilikleri kapkara olan insanları köşe başlarında görmek ne kadar kahredici. Ele geçirdikleri makamları kullanarak yaptıkları vurgunlar,  talanlar, her türlü lağım kokuları, yolsuzluk haberleri ekranlarda gırla gidiyorsa sormak gerekmez mi?

Hangisi bu topraklara ait? Zenci Musa mı? Yoksa temsil ettiği makamın, partinin ve liderinin altını oyup devleti soymayı fırsat sayan haramzadeler mi? 

Bu çürümüşlüğün üzerini kapatmak irini bünyede tutmaktan farksızdır. Bu gün devletin her kademesinde, dokunulmazlık zırhları gevşetilerek yerel yönetimlerden yargı organlarına,  oradan sivil toplum örgütlerine kadar aklanma ve temizlenme seferberliği başlatılmalıdır.

 Temiz toplum yolunda atılan her adım halkta kesinlikle karşılığını bulacaktır. Çünkü gizli kapaklı olduğu zannedilen her şeyi vatandaş çok iyi biliyor ama diplomatik tavır takınıyor,  şimdilik ses çıkarmıyor. Sandığı bekliyor.   

Zenci Musa’nın 1919’ da Özbekler Tekkesinde bıraktığı tahta bavul bu gün makam koltuklarında haramla beslenenlerin yüzüne çarpılmış en büyük ibretlik tokattır.  Bu millet ancak ve ancak o tahta bavuldaki iffeti rehber edindiği gün tam anlamıyla huzura ve adalete kavuşacaktır.

Halit ÖZDEMİR 1956 yılında Ardanuç’ta dünyaya geldi. İlkokul, Ortaokul ve Liseyi Ardanuç’ta bitirdi. 1977’de Erzurum Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden mezun oldu. 1992’de Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünden lisans diploması aldı. Artvin İmam Hatip Lisesi ve Ardanuç Lisesinde tarih öğretmeni olarak görev yaptı. 2003 yılında emekli oldu. Evli ve üç çocuk babasıdır. Yerel ve ulusal süreli yayınlarda yazıları yayımlandı. Radyo ve televizyonlarda mülakatlarına yer verildi. “Türk Tarihinde Edebî Fıkralar ve Nükteler (1981)”, “Bekleyiş (1987-Piyes), “Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Döneminde Artvin’de Eğitim” (Komisyon-1999), Artvin 2000 (1999-Tarih bölümü), “2000’de Ardanuç” (2000) ile “Artvin Tarihi (2001)” yazarın yayımlanmış kitaplarıdır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir