Bizimle İletişime Geçin

Tarih

Endülüs Üzerine 1

Endülüs tarihi, bilim tarihi açısından da önemli bir zaman dilimidir. Bu coğrafyada İslam medeniyetinin birikimleri toplandı, ayrıca Müslümanlar burada yeni bilgiler üretti. Bu müktesebat daha sonra batıdan gelen mütercimler vasıtasıyla önce Latinceye sonra mahalli dillere İspanyolcaya, İngilizceye, İtalyanca tercüme edildi. Bu da önce Rönesans’a daha sonra da aydınlanma sürecin başlamasına, Batı medeniyetinin gelişmesine sebep oldu.

EKLENDİ

:

22-25 ŞUBAT 2024 tarihleri arasında İslam Tarihçileri Derneği’nin girişimleri ile liderliğinde Türkiye’nin farklı üniversitelerinden İslam Tarihçilerinin ve akademisyenlerin katıldığı bir tur düzenlendi. Bu yazı dizimizde, gezi sırasında edinilen malumat aktarılmaya çalışılacaktır. Burada serdedilen bilgiler tur sırasında, Prof. Dr. Mehmet ÖZDEMİR hocamızın, tur rehberimizin ve bendenizin yaptığı sunumlara ve gözlemlerimize dayanmaktadır. Bu bölümde ara sıra yapılan akademik alıntılarla da Endülüs’ün tarihi veçhesi ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Ana Hatlarıyla Endülüs Siyasî Tarihi

Endülüs İsmi:

Yarımadada Müslümanlardan önce Vizigotlar hüküm sürmekteydi. Bu yarımadaya Grekler; İberya, Romalılar; İspanya,  Müslümanlar ise Endülüs demişlerdir. Endülüs ismiyle ilgili çeşitli rivayetler mevcuttur. İslam tarihi kaynakları, fethedilen yerleri, fetihten önce de İslam tarihinin bir parçası olarak görmeye ve göstermeye çalışırlar. Yani bazı topraklar fethedilen coğrafyalar, İslam tarihinin önemli kişilerine nispet edilmek suretiyle oralar vatanlaştırılmaya çalışılır ve bu yerlerle ilgili değişik kıssalar ihdas edilir. Bu kıssaların bir kısmı da sonradan Peygambere nispet edilir. Önemli olan, bunların halk hafızasına Peygamberin ağzından intikal etmiş olmasıdır.

Mesela bu ismin kökenini Hz. Peygamber’e bağlayanlar olduğu gibi Hz. Nuh’un el-Endeliş adlı torununun buraya yerleştiği, bundan dolayı burada yaşayanlara el-Endelişiyyûn denildiği de rivayet edilir. Böylece kaynaklarımız bu toprakları İslam kültürünün bir parçası hâline getirmeye çalışırlar. Bir diğer rivayet ise bu ismin Kayıp Ülke: Atlantis’ten türediği şeklindedir. Buna göre Araplar, kayıp ülkeyi arıyorlardı, bu toprakları görünce buraya Atlantis dediler, kelime zamanla “Endülüs” şeklinde telaffuz edilir oldu.

Başka bir yorum da şu şekildedir: Vizigotlar, Germen kökenli olup Almanların parçası sayılır. Eski Almancada İspanya için “Güneşin Ülkesi” tabiri kullanılırdı. Bu da Endülüs’e yakın bir şekilde telaffuz edilirdi.” (M. Özdemir)

Nihayet bizim de makul bulduğumuz şu rivayeti ele alalım: İberya’da Vizigotlardan önce Vandallar yaşamaktaydı. Latince kaynaklarda o dönemde bu topraklara Vandal Yurdu anlamında “Vandalus” denildiği kaydedilmektedir. Endülüs te bu kelimeden türemiştir. Nitekim Günümüzde de İspanya’nın güneyindeki özerk bölgeye “Andalucia” denilmekte ve bu kelime “Endülüs’e ait”, “Endülüs Yurdu” anlamına gelmektedir.

Burada da İslâm’ın estetiği ve Arapçanın şiirselliği dikkat çekmektedir. Malum olduğu üzere Vandallar Doğu Cermen kavimlerinden olup yağmacılıklarıyla tanınmışlardır. Hatta bu yüzden yakan, yıkan ve etrafa zarar veren faaliyetlerle “Vandalizm/Vandallık” gibi isimler verilir. İslam’ın estetiği tam da burada devreye giriyor. Çünkü bu din ve onun mensupları “Vandal” gibi olumsuz anlam içeren bir kelimeden “Endülüs” gibi etkileyici ve şiir gibi akıcı bir kelimeyi türetmişlerdir.

Endülüs Bizim İçin Neden Önemlidir? Endülüs’te ne aramalıyız?

  • “Endülüs, Müslümanların, bir batı toprağında Avrupa’nın en batısında mücadele ettikleri ve en uzun süre yaşadıkları yerdir. Yani Endülüs bir cephe ülkesidir. Türkiye de öyledir. Cephe ülkesi olmanın bir takım avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. Avantaj; medeniyetimizi zenginleştirmemizi geliştirmemizi sağlar. Çünkü karşınızdaki ülkelerin birikimlerinden istifade etmeye çalışırsınız. Cephe ülkesi olmanın dezavantajı ise etrafınızdakiler sizi engelleme çabası içerisinde olur, sizin zaaflarınızdan yararlanmaya çalışır.
  • Endülüs tarihi, bilim tarihi açısından da önemli bir zaman dilimidir. Bu coğrafyada İslam medeniyetinin birikimleri toplandı, ayrıca Müslümanlar burada yeni bilgiler üretti. Bu müktesebat daha sonra batıdan gelen mütercimler vasıtasıyla önce Latinceye sonra mahalli dillere İspanyolcaya, İngilizceye, İtalyanca tercüme edildi. Bu da önce Rönesans’a daha sonra da aydınlanma sürecin başlamasına, Batı medeniyetinin gelişmesine sebep oldu.
  • Endülüs coğrafyası, İslam fikir-düşünce tarihi açısından da önemlidir. Hangi bilim alanı olursa olsun orada ilk beşte mutlaka bir Endülüslü vardır. Mesela tasavvuf tarihinden İbn Arabî’yi, tıp tarihinden Zehravî’yi, çıkarsanız İslam felsefesinden İbn Rüşd’ü, İbn Tufeyl’i, İbn Bacce’yi, fıkıh tarihinden İbn Hazm’ı, tefsirden Kurtubî’yi çıkarırsanız bu bilim dalları eksik kalır. Endülüs’ün mimarî yönü de benzer bir etkiye sahiptir. Bütün bu açılardan Endülüs araştırılmaya değer bir coğrafyadır.
  • Endülüs, günümüzde hâlâ insanoğlunun belleğinde yaşamaya devam eden bir coğrafyadır. Bu topraklar “Kayıp Cennet” olarak nitelendirilir. Günümüzde kendisini “İslamî örgüt” olarak niteleyen bazı oluşumlar, Endülüs’ü bir sembol ülke olarak nitelerler ve kendi faaliyetlerinde önemli bir sembol olarak kullanırlar ve bu topraklara İslâm’ın tekrar hâkim olması ve buraların geri alınmasının gerekliliğini dile getirirler. Bu da gerek İspanya’da gerekse Avrupa’da toplumların alarma geçmesine sebep olmaktadır. Mesele İşbiliye’de bir mescit açılmak istense toplum harekete geçirilir: “Burayı Taliban basacak, buraları geri alacaklar” denilerek en temel hakların bile Müslümanlara sağlanmasında sorun çıkarabilmektedirler.
  • Nihayet, Endülüs günümüz için bir motivasyon kaynağı olmaya devam etmektedir. Şöyle ki: Müslümanlar geçmişte bu topraklarda tıpkı Horasan’da, Maveraünnehir’de ve Anadolu’da olduğu gibi üst düzey bir medeniyet inşa etmişlerse, onların torunları da aynı şekilde İslam medeniyetini yeniden inşa edebilirler.” (M. Özdemir)

Endülüs Siyasî Tarihinin Dönemleri

Endülüs’ün siyasî tarihini şu şekilde özetlemek mümkündür.

M.711-713, Müslümanlar İspanya’ya geçti ve İspanya fethedildi.

711-756, ˜55 yıl valiler Emevîlere bağlı valilerce idare edildi

756-1031, Endülüs Emevî Devleti. (275 yıl)

1031-1090, Mülûkü’t-Tavâif Dönemi (˜60 yıl)

1090-1147, Endülüs’te Murabıtlar Dönemi (57 yıl)

1147-1248, Endülüs’te Muvahhitler Dönemi (100 yıl)

1232-1492, Benî Ahmer (Nasrîler) Dönemi (260 yıl)

Malum olduğu üzere Hz. Ömer zamanında Mısır fethedildi, bu sırada Mağrib, Bizans hâkimiyetindeydi. Yine Hz. Ömer zamanında Amr b. As’ın Yakın Mağrib’i (Libya) fethiyle Kuzey Afrika’nın fethi başladı. Ukbe b. Nâfi ise 670’de Ifrikıye’yi (Tunus), 682’de de Uzak Mağrib’i fethetti ve Kayrevan’ı kurdu.

  1. Ö. X. yy Fenikeliler, ardından Grekler, daha sonra da Romalılar bu toprakları istila ettiler. M. S. IV. yy da Romalıların hâkimiyetinin zayıflaması üzerine İberya, Sueviler, Vandallar (Vandalus), Alanlar ve Vizigotlar gibi barbar Germen kavimlerin saldırılarına maruz kaldı. Vizigotlar M.S. 468’de ülkenin büyük bir bölümünü işgal ederek, Toledo’yu başkent yaptılar.

İspanya halkı katolikti. Vizigotlar ise Arius’un görüşlerini benimsiyorlardı. Vizigotlar, ülkede din birliğini sağlamak için halkı önce kendi mezheplerine geçmeye zorladılarsa da sonuç alamadılar bunun üzerine son derece radikal bir karar alarak M. 586’da kendileri toptan Katolikliğe geçtiler. Çünkü Yahudiler, ülkenin din bütünlüğüne engel olarak görülmekteydi. Çeşitli gelişmelerden sonra M. 616’ da çıkarılan bir kararla ülkedeki bütün Yahudilere Hıristiyanlığa geçmeleri için bir yıl süre tanındı. Yaklaşık 80 yıl sonra da (694) ülkedeki bütün Yahudiler, toptan köle ilan edildi. Bunun üzerine Yahudiler, destek arayışlarına başladılar ve Kuzey Afrika’daki Berberîler arasındaki dindaşlarından yardım istediler.

Bu sırada İberya’da ana hatlarıyla şu sorunlar yaşanmaktaydı:

  1. Ülkede taht kavgaları vardı. 709 senesinde Kral Witiza öldü. 710’da General Rodrigo, tahtı işgal ederek kendini kral ilan ettirdi.
  2. İspanya’da sürekli baskıya maruz kalan Yahudiler arayış içindelerdi.
  3. Sebte kontu ile kral Rodrigo arasında anlaşmazlık vardı.

Endülüs’ün Fethinin Sebepleri:

İberya’nın stratejik önemi, ekonomi ve iklim faktörü, İspanya’nın dâhilî durumu, İspanya’dan gelen davet, Müslümanları Yarımada’nın fethine sevketti. 711’de Tarîf b. Mâlik komutasında gönderilen keşif birliğinden sonra 711 yılında Târık b. Ziyâd komutasındaki İslâm ordusu Endülüs’ün fetih hareketine başladı. Tarık’la Rodrigo’nun orduları arasında yaşanan savaş, Müslümanların zaferiyle sonuçlandı (Lekke Zaferi, 19 Temmuz 711) ve Endülüs, Emevilere bağlı valilerce idare edilmeye başladı. Bu valilerden 4 tanesi Farnk topraklarındaki fetihler ve savaşlar sırasında şehit düştü. Bunlardan en dikkat çekici olan Abdurrahman el-Ğafiki’dir. O da çeşitli savaşlardan sonra Şarl Martel’le yaptığı savaşta şehit düştü ve Endülüslüler büyük bir yenilgi aldı. (Puvatya/Balatu’ş-Şühedâ, 13 Ekim 732 ).

Puvatya yenilgisinden sonra Endülüs’te Müslümanlar arasında zaten var olan sıkıntılar büyüdü, asabiye çatışmaları yoğunlaştı ve Müslümanlar, Arap-Berberî, Beledli-Suriyeli Savaşı (Endülüs’e ilk yerleşenler), Kayslı-Yemenli, Arap-Müvelledûn adları altında birbirleriyle savaştılar.

DEVAM EDECEK… Endülüs’te Emevîler ve Diğer Müslüman Devletler

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar