Bizimle İletişime Geçin

Eyvallah

Eyvallah Yusuf Işıcık Hocam, Eyvallah…

Merhum Yusuf Işıcık hocamızı, her Müslümanın kolaylıkla tatbik edebileceği örnek bir hasletiyle anmak isterim. Merhum, fakirleri doyurma, yetimleri ve kimsesizleri güldürme konusundaki fevkalade hassasiyeti ve cömertliği yanında, borç verme (karz) hususunda da ilkeli bir tutum sahibiydi. Borç vermek için ayırdığı ve şartlar ne olursa olsun asla dokunmadığı, elden ele dolaşarak nice yaraya merhem olan, sıkıntıyı gideren özel bir bütçesi vardı.

EKLENDİ

:

Kimi insanlar vardır ki “Yaşarken ölürler.” kimi de vardır ki “Öldükten sonra da yaşarlar.”

Hayatının ana teması, “nefsî” olup da  işi gücü o nefsinin beklentilerini  karşılamak olan kişiler daha yaşarken “ölmüş” gibidir. Ektiği bir tohum, yetiştirdiği bir fidan olmadığı gibi yaralara sürdüğü merhem, sildiği bir damla gözyaşı ve okşadığı bir “baş” da yoktur.

Hayatın merkezinde “zâtı şahaneleri” vardır. Tüm döngü onun etrafında döner. Kendi ihtiyaçları her daim önceliklidir. Yer, içer, gezer, eğlenir, yaşar ve ölür. Bir süre eş dost tarafından anılır, yâd edilir.

Kimisi de vardır ki; öldüğü gün daha güçlü yaşamaya başlar.

Gönlüne dokunmadığı kimse yoktur, çevresinde. Her iletişim kurduğu kişide bir iz bırakır.İkramı ile güler yüzü ile sevgisi ile güvenirliği ile vefası ile…

Gönülden çıkan her şey mutlaka gönle ulaşır. İz bırakır. Tohumlar fide olur, fideler ağaç olur ağaçlar meyveye durur.

Niçin böyle bir giriş yaptık?

Arz edeyim Efendim…

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Işıcık Hoca malum virüs sebebiyle Rabbine kavuştu. Mekânı cennet olsun. İlk bakışta “sıradan bir ölüm haberi” gibi. Kimileri hatta çoğu insan için belki hâlâ öyle olabilir. İlk an duydukları vakit bir fatiha ile bir dua ile mukabele edip, konuyu kapatmışladır. Ama “henüz defnedilmeden” filiz vermeye başlayan tohumları fark edince sıradan bir ölüm olmadığını anlıyorsunuz.

İşte yakın dostlarından sosyal medyada paylaşılan bir not;

“Merhum Yusuf Işıcık hocamızı, her Müslümanın kolaylıkla tatbik edebileceği örnek bir hasletiyle anmak isterim. Merhum, fakirleri doyurma, yetimleri ve kimsesizleri güldürme konusundaki fevkalade hassasiyeti ve cömertliği yanında, borç verme (karz) hususunda da ilkeli bir tutum sahibiydi. Borç vermek için ayırdığı ve şartlar ne olursa olsun asla dokunmadığı, elden ele dolaşarak nice yaraya merhem olan, sıkıntıyı gideren özel bir bütçesi vardı. Rabbim rahmetiyle muamele etsin.” (Alıntı: Halit Çalış)

Ecdat “At ölü meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.” demiş kadim tecrübesi ile…

Halit Çalış beyefendinin vefa olarak yazmış olduklarından kısa alıntılarla devam edelim;

“…güçlü bir mütefekkir, Rabbani bir âlim, müslümanların sosyal-siyasi sorunları karşısında duruş sahibi bir aktivist.”

 

“Müslümanların temel hak ve hürriyetlerine yönelik jakoben dayatmalar karşısında bir protesto eylemi olunca en ön saflarda yerini alan, desteğini meydanlarda da açıkça ortaya koyan, sadece bu aktivitelerde yer alarak duruşunu göstermekle kalmayan, öğrencileri başta olmak üzere çevresini de teşvik eden bir gayretkeş.”

 

“Sınfta ders, salonda konferans veren, evinde öğrencilerini ağırlayan ve onlarla İslam davası üzerine sohbetler gerçekleştiren,  toplumsal kriz dönemlerinde elini taşın altına koyan… Özellikle Bosna’da yaşanılan soykırım üzerine, varlık ve özgürlük mücadelesi veren Bilge Kral’a ve mücahitlerine destek sağlamak amacıyla ortaya koyan, Bosna’daki cihada destek amacıyla Konya’da radyo programıyla başlayan ve bir anda şehrin tamamını kuşatan Müslüman dayanışmasını sağlayan…”

 

“Daha imam hatip okulunda öğrenciyken merhum Mevdudi ve Nedvi ile mektuplaşan, dert yüklü bu dava adamı…”

 

Henüz daha yeni defnedilmişken “Dallar meyveye durdu.” maşallah.

Tüm bıraktığınız iz’lere : Eyvallah…

Rabbim rahmeti ile muamele eylesin.

Her iyiliğinize gâni olan Mevlamız kat kat mükâfat versin!

Rasulüne  komşu eylesin.

 

Ve bıraktığınız “güzel örnekler”, o emanetin sahipleri tarafından daha büyük ve geniş hizmetlere vesile kılınsın…

 

Amin…

 

 

Çok Okunanlar