“Özgürleşmiş kadın, makyaj yapan ve zevksiz kıyafetler giyen modern bir kukla değildir… Özgürleşmiş kadın, kendisinin bir erkek kadar insan olduğuna inanandır. Özgürleşmiş kadın, özgürlüğünü kötüye kullanmakta ısrar etmez.”
Ġada Al Samman, 1961
Suriyeli-Lübnanlı yazar, gazeteci ve romancı Ğada Al Samman, modern Arap edebiyatının en etkili kadın kalemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Eserlerinde kadın kimliği, özgürlük, aşk, sürgün, savaş ve toplumsal dönüşüm gibi temaları cesur bir dille ele almıştır.
Özgeçmiş
Ġada Al Samman, 1942 yılında Suriye’nin başkenti Şam’da, köklü ve muhafazakâr bir ailede dünyaya geldi. Babası, Şam Üniversitesi’nin eski rektörlerinden Ahmet Al Samman’dır. Ünlü Arap şairi Nizar Kabbani ile de uzaktan akrabadır.
Annesini küçük yaşta kaybetmesi, hayatında derin izler bıraktı. Buna karşılık babasının hem Batı hem de Arap edebiyatına duyduğu ilgi, onun düşünce ve sanat dünyasının şekillenmesinde belirleyici oldu. Bu etki sayesinde, Doğu ve Batı edebiyat geleneklerini bir araya getiren özgün bir anlatım geliştirdi.
Şam’ın muhafazakâr toplumsal yapısı içinde yetişen Samman, kadınların karşılaştığı sınırlamaları yakından deneyimledi. Bu tecrübeler, ileride kaleme alacağı eserlerin temel kaynaklarından biri oldu.
İlk öykü kitabı Gözlerin Benim Kaderimdir 1962 yılında yayımlandı. Başlangıçta geleneksel kadın edebiyatı içinde değerlendirilse de, sonraki eserlerinde bu sınırları aşarak sosyal, siyasal, feminist ve felsefi meselelere yöneldi.
1963 yılında Suriye Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Ardından eğitimini sürdürmek amacıyla Beyrut’a giderek Amerikan Üniversitesi’nde tiyatro alanında yüksek lisans yaptı. Daha sonra Kahire Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı üzerine doktora çalışmalarını tamamladı.
1966 yılında siyasi gerekçelerle kısa süreliğine tutuklandı ve yaklaşık üç ay cezaevinde kaldı. Serbest bırakılmasının ardından ülkesinden ayrıldı. Uzun yıllar Beyrut’ta yaşadıktan sonra 1984 yılında Fransa’ya yerleşti ve çalışmalarını burada sürdürdü.
Gazetecilik ve Edebi Yükselişi
1967’deki Altı Gün Savaşı, Samman’ın düşünce dünyasında önemli bir kırılma noktası oluşturdu. Bu dönemin etkileri, özellikle Utancımı Londra’ya Taşıyorum adlı makalesinde açık biçimde görülmektedir. Savaş sonrasında yaklaşık altı yıl boyunca yeni bir kitap yayımlamadı; enerjisini gazeteciliğe yöneltti.
Toplumsal gerçekleri cesurca ele aldığı yazıları, onu Arap dünyasında geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşturdu. 1969 yılında Salim Lawzi’nin çıkardığı haftalık haber dergisi Al Hawadeth’te muhabir olarak çalışmaya başladı.
1973 yılında yayımlanan dördüncü öykü kitabı Eski Limanların Ayrılışı, birçok eleştirmen tarafından en önemli eserlerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Eserde Arap aydınlarının düşünceleri ile eylemleri arasındaki çelişkiler sorgulanmaktadır.
İlk romanı Beyrut ’75 ise 1974 yılında yayımlandı. Roman, Beyrut’un karmaşık sosyal yapısını, sınıfsal eşitsizlikleri ve toplumsal gerilimleri işlerken, kısa süre sonra başlayacak olan Lübnan İç Savaşı’nı adeta önceden haber veren bir nitelik taşımaktadır.
1977’de yayımlanan Beyrut Kâbusları, iç savaşın ortasındaki Beyrut’ta yaşanan trajedileri anlatırken; 1986’da yayımlanan Milyarın Arifesi ile birlikte Samman, modern Arap edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilmeye başlandı.
Şam’a Veda
Nancy Roberts tarafından İngilizceye çevrilen ve 2017 yılında yayımlanan Şam’a Veda, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği Şam’ı edebi bir dille yeniden kurduğu önemli eserlerinden biridir.
Banipal dergisi editörü Margaret Obank, romanı değerlendirirken şu tespitte bulunur:
“Romanın temel teması, kadınların erkek egemen toplum içinde maruz kaldıkları eşitsizliklerdir. Kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılması, erken yaşta evlendirilmeleri ve hayatlarının başkalarının ihtiyaçlarına hizmet etmeye indirgenmesi güçlü bir şekilde eleştirilmektedir.”
Edebi Hayatı
Ġada Al Samman, farklı türlerde kaleme aldığı otuzdan fazla eseriyle Arap dünyasının en üretken kadın yazarları arasında yer almaktadır. Kitapları çok sayıda dile çevrilmiş ve uluslararası okuyucu kitlesine ulaşmıştır.
Gazetecilik kariyerinin ardından yazarlığa ağırlık veren Samman, eserlerinde siyasi yolsuzlukları, toplumsal adaletsizlikleri ve özellikle kadınların maruz kaldığı baskıları eleştirel bir bakışla işlemiştir.
1975 tarihli Al-Raghif Yanbudu Ka’l-Qalb, Arap toplumlarındaki siyasal yozlaşmayı ve kadınların yaşadığı sorunları gündeme taşır. Al-Amal Ghayr al-Kamila ise Arap ve Avrupa şehirlerine yaptığı seyahatlerden hareketle kültür, toplum ve siyaset üzerine gözlemlerini içeren çok ciltli bir çalışmadır.
Romanlarında ise bireysel hikâyeler üzerinden toplumsal dönüşümleri anlatır. Beyrut ’75, sınıf farklılıklarını ve toplumsal eşitsizlikleri sorgulayan güçlü bir şehir romanıdır. Beyrut Kâbusları ise iç savaşın ortasında yaşanan korku, belirsizlik ve insanlık hâllerini çarpıcı bir birinci şahıs anlatımıyla aktarır.
1999 yılında yayımlanan öykü kitabı Kare Ay ise sürgün, yabancılaşma ve kültürel çatışma temalarına odaklanır; büyük ölçüde Paris’te geçen hikâyelerden oluşur.
Düşünce Dünyası
Samman, eserlerinde kadın özgürlüğünü savunurken bunu Batılılaşmanın yüzeysel göstergeleriyle özdeşleştirmemiştir. Ona göre özgürlük, insanın kendi değerini ve bireyselliğini fark etmesidir.
Arap milliyetçiliğine yakın duran yazar, Siyonist ve emperyalist politikaları eleştirirken, aynı zamanda kendi toplumundaki baskıcı ve eşitsiz uygulamaları da cesurca sorgulamıştır. Bu yönüyle hem siyasi hem de kültürel açıdan bağımsız bir entelektüel duruş sergilemiştir.
Dünya Perspektifi
Ġada Al Samman, günümüzde modern Arap edebiyatının en önemli ve en etkili kadın yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Eserleri, yalnızca Arap dünyasında değil, uluslararası akademik çevrelerde de ilgiyle incelenmektedir.
Mirası
Ġada Al Samman’ın edebiyat ve düşünce dünyasına bıraktığı miras hâlen yaşamaya devam etmektedir. Kadın hakları, bireysel özgürlük, sürgün ve toplumsal adalet gibi evrensel temalar etrafında şekillenen eserleri, yeni kuşak okuyucular için de güncelliğini korumaktadır.
