Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Gel Keyfim Gel

“Babam benimle istişare mi ediyordu, yönlendiriyor muydu?”anlamadım ama “Sence şimdi biz ne yapmalıyız?” diye sordu.“Sabretmeliyiz, sokağa çıkmak, karşı eylemlere girişmek işi daha kötü yapabilir” dedim. Babamın hoşuna gitti.

EKLENDİ

:

“Zamanın molası yoktur, bizi de heybesine doldurup gidiyor.”

 

Zamanın molası yoktu, akıp gidiyordu, tabii içinde ben de vardım. Takvimler 1980 yılına işaret ederken imam hatip lisesi bitmiş ve imam hatiplik sınavını da kazanmış on yedi yaşında bıyıkları yeni terlemiş bir gençtim. Necip Fazıl’ın tarifindeki kadar değilsem de adım genç/hazineydi işte.

İlçe müftüsü aile dostumuzdu, imam hatiplik başarı belgemigötürdüm. Görev talep ettim. Bana, Tamam, seni Karadut’a imam yapalım ama senin yaşın memuriyet için uygun değil, mahkeme kararıyla kaza-i rüşt belgesi alman lazım” dedi. Karadut ilçeye uzak bir köy, oralara gitmeyi ve imamlığı gözümde büyütüp tereddütler içindeyken Konya‘da miting varmış, babam “Yıldırım da gitsin” demiş.  Ne yapacağına karar veremeyen bir genç için iyi bir teneffüs olacaktı. Maraş’tan gelen otobüs bir gece yarısı beni de Göksun’dan alıp yola revan oldu.  Babam Rahmetli Erbakan’ı çok severdi, bize de sevdirdi tabii. Otobüste biraz konuşmalar, biraz uyuklamalar; nihayet sabah güneşiyle Konya’ya, Mevlânadiyarına ulaştık.

Tarih, altı eylül bin dokuz yüz seksen Erbakan Hoca’nın Konya’daki Kudüs Mitingi’nin sıradan aktörleriyiz. Heyecan dorukta, bazen güzel sloganlar atıyoruz ama bazı sloganlarsakalbimi tırmalıyor âdeta, bunları ya söylemiyorum ya da itiraz ediyorum. Belli ki aralara sıkıştırılmış muhatapları tahrik edici, kasıtlı sloganlar bunlar, kimlerin eli varsa. Sonradan duydum, haberlerde de izledik meğer bir grup da İstiklal Marşı esnasında protesto amacıyla ayağa kalkmamış. Milletin özgürlüğünü mü protesto ediyorlar anlamak güç. Onlar kimlerdi, niçin kalkmadılar?” bilmiyorum tabii. Ne var ki ben Konya’yı çok sevdim.

“Ey Allah’ım Erzurum’da okumayı çok hayal ettim ama olmadı, Konya’da Yüksek İslam Enstitüsü okusam ne güzel olur, sen ol desen olur”  diye dualar ettim. Konya, ilmin merkezi, evliyası çok, buram buram tarih kokan güzel bir şehir İster Alaaddin Tepesi’ne çık, ister Meram Tepesi’ne;saatlerce seyret. Nasibimizde varsa Konya’yı, medreseleri ve evliyaları bir sonraki gelişimizde gezmek üzere duaları üst üste koyarak geri dönüyoruz, bizden dua etmesi, takdir kaderin sahibine ait.

Konya’dan dönüşümüzün üstünden henüz bir hafta geçmişti kibir sabah ihtilal haberiyle uyandık. Biz dualarımızın tecellisini beklerken kader kitabının farklı sayfaları açılıverdi. On iki eylül, meşhur mitingden altı gün sonra Her şey dondu:hayaller ve dualar

Babam benimle istişare mi ediyordu, yönlendiriyor muydu?anlamadım ama “Sence şimdi biz ne yapmalıyız?” diye sordu.“Sabretmeliyiz, sokağa çıkmak, karşı eylemlere girişmek işi daha kötü yapabilir” dedim. Babamın hoşuna gitti.

Şura Dergisi, Tebliğ Dergisi gibi haftalık dergiler bizim dini duygularımızı çok kabartmıştı. Ben Kadir Mısıroğlu’nun haftalık Sebil Dergisi’ni ve Mehmet Şevket Eygi’nin haftalık Büyük Gazetesi’ni de severek okurdum. Bunlar daha çok duygu değil bilgi ağırlıklı yayınlardı. Şura ve Tebliğ Dergilerinin kimi yazarları bazı maceralara atıldılarsa da okuyucuları daha metin davrandılar.

Hülasa kaderden ötesi yok, iyi ki yok. Olsa ne mi olurdu? Ne olacak hayrımıza sandığımız nice şerri başımıza bela ederdik. Kaderi en iyi anlayan yaratılanların en hayırlısı olan Peygamberimiz, “Kadere iman, kaygı ve üzüntüyü giderir.buyurmuş. Öyleyse gündemimizde kaygıya ve üzüntüye yer yoktu.

Hüseyin Bahar hocam, “Oğlum Yıldırım nereyi kazandın?”diye sormuştu. Ben de merkezi yerleştirme ile bir yeri kazanamadığım için latife ile Yüksek İstirahat Fakültesi’ni kazandım hocam dedim. Hocam da, “Üzülme inşallah Yüksek İslam Fakültesi olur” dedi. Hocamın kerameti zuhur etti. Dualarımız kabul oldu. Önce Yüksek İslam Enstitüsü’nü kazandım, sonra da Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi oldu. İki yıl enstitü, iki yıl da fakülte olarak okuduk.

Okula başladığımız ilk yıl ihtilalin de ilk yılıydı. Kenan Evren tüm Türkiye’yi geziyordu. Konya’ya da geldi. Okulumuzu ziyaret etti. Onun için öğrencilerden bir koridor oluşturduk epey alkışladık, Allah günahımızı affetsin. Bize kısa bir konuşma yaptı. Aydın ve asri din adamı olmamızı istedi. Biz de “Aydın olduk elhamdülillah ama maalesef asri olamadıkkeşke olsaydık!

Yatılı okuduğum günlerde bizi sabah namazına kaldıran dördüncü sınıftan Ahmet Kardeş’i ve yine bize hamilik yapan Fethi Tarhan’ı unutamam. İyilik unutulmuyor. Fethi Tarhan, Bizi odalarımızda ziyaret eder hâl, hatır sorardı. İlk defa bir zikir terapi seansına katılmama ve o havayı teneffüs etmeme vesile olmuştu. Yine bizi Konya düğünlerine götürmesi, düğün yemekleriyle tanıştırması da ayrı bir güzellikti. Fethi Tarhan ile iletişimimiz devam ediyor.

Düğün demişken “İslami düğün nasıl olur?” diyenlere;Konya düğünleri gibi olur” diyorum. Peygamberimiz’insavtavsiye ettiği gibi; ilan var, eğlence var, umuma açık yemek var, daha ne olsun. Düğün öncesi erkekler ve kızlar farklı mekânlarda eğlence yaparlar. Erkeklerin eğlencesine “çetnevir” diyorlar. Hanımlar da “kına gecesi” yapıyorlar. Düğün yemekleri meşhurdur: bamyası, tatlısı, pilavı ve diğerleri Konya düğünleri ve yemekleri herkese açıktır; asla davetiye sorulmaz. İstediğin kadar yiyebilirsin, tek bir şartlatüm kaşıklar aynı kabın içine girecek.

Biz düğünü bırakıp okulumuza dönelim. Tertipli, düzenli, programlı bir öğrenciydim. Bazı arkadaşlar abarttığımı düşünerek bıyık altından gülerlerdi. Dolap kapısının arkasında haftalık programım asılı olurdu. Burada okul dışı zaman planım yazılıydı. Akşamları hangi saatler arasında ders çalışacağım, hafta sonu çamaşır yıkama saatim, voleybol ve karate antrenmanı saatleri, akraba ziyaretleri vb. hepsi yazılı olurdu.  Bir de tabuta benzeyen sanduka fotoğrafı vardı ki o,ölümü hatırlatması içindi. Ayrıca Osmanlıca “Gel Keyfim Gel” yazan orijinal bir yazı vardı. Tabii herkes Arapça düşündüğü için çoğu kimse okuyamazdı. Bu da üzüntüye karşı iyi geliyordu, tebessüm vesilesiydi.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar