Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Gül/Lük “Turgut Reis Ya Da Mehmet Akif”

“…Turgut Reis; şık giyimi, sağ ve sol parmaklarında heybetli dört yüzüğü, gümüş kaplama kuka tespihi, her gün değiştirdiği takım elbise ve kravatı, kol düğmeleri ve Mercedes’iyle tam bir karizma, duruşuyla tam bir Akif…”

EKLENDİ

:

Beni Duisburg’a götürmek için arkadaşların geldiğini söyleyen genç imam Yusuf’a geleceğimi söyledim. Valizimi yüklenip aşağıya indim.

Kapıda, arabanın yanında iki kişi duruyordu. Biri zayıf, sarımtırak, sakallı, gideceğimiz cemiyetin başkanı Cemal Bey. Ama diğer zâtı görünce adeta şok oldum. Duruşu, şekli, fiziği ile beni şok etti. Bu beden, bu duruş bildiğim bir duruş. Orta boyu, göbekli sayılacak vücudu, kel kafası, çoğu ağarmış sakalıyla bu adam beni çarptı. Karizmatik bir duruş. Vakur ve sanki yılların çilesini tüm zerrelerine yansıtmış bir duruş.

Çok iyi tanıdığım biri. Acaba kendisiyle nerede kesişti yollarımız?

Onun, beni tanımadığını hissedince bu seçenek silindi. İyi ama bu adamı nereden biliyorum?

Valizi elimden alıp bagaja yerleştirmek istedi, izin vermedim. Araya geçtik.

“Karizmatik bir duruşunuz var, tanışalım.”

Hafif, evet çok hafif bir gülümseme yayıldı dudaklarına. Memnun olmuştu bu iltifatından. Ama ben iltifat olsun diye söylememiştim.

Cemal Başkan cevap verdi.

“Duisburg’da Turgut Abi gibi şık giyinen ikinci bir adam yoktur!”

Amenna!

“Güzel, Müslüman temiz ve nezih olmalıdır elbette.”

Cemal Bey, kravatını göstererek devam etti.

“Erbakan Hocamızdan hatıra kravatı bile var!”

“İki tane” diye açıklık getirdi karizmatik adam.

“Hocam, Turgut Abi’yi kimseye benzettiniz mi?”

Ben de onu düşünüyorum ya…

“Yazarlardan mı, siyasetçilerden mi?”

“Şairlerimizden…”

Bunu der demez büyü çözüldü.

Evet bu zât, Turgut Abi, kesinlikle Mehmet Akif idi.

Demek ki beni sarsan İslam ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif idi.

Bir senedir üzerinde çalıştığım Akif, Duisburg’da karşıma çıkacaktı. Akif adına hissettiğim tüm muhabbet, Turgut Reis’e aktı.

Duisburg’ta kaldığım üç gün boyunca hep onunla beraber oldum. Daha doğrusu o, benimle birlikte oldu.

Beni gezdiriyor, sağa sola götürüyor, camiden alıp kaldığım yere getiriyor Mercedes’iyle.

Sanki Akif, çocuğunu gezdiriyor.

Onu her gördükçe Akif’i hatırlıyor, gerçekten onunla birlikteymişim gibi yaşıyorum. Sanki Eşref Edip, Mahir İz oldum da yanında bulunuyorum.

Turgut Reis; şık giyimi, sağ ve sol parmaklarında heybetli dört yüzüğü, gümüş kaplama kuka tespihi, her gün değiştirdiği takım elbise ve kravatı, kol düğmeleri ve Mercedes’iyle tam bir karizma, duruşuyla tam bir Akif.

Duisburg Gaziantep’le kardeş şehir. Almanya’nın en büyük camiinin burada olduğu söylendi. Diyanet’e bağlı cami, kubbeleri, süslemeleri, minaresi, geniş alanı, minber ve mihrabıyla muhteşem bir yapı. Şehre gelen her Müslümanın görmek istediği bir mâbet.

Cemal Bey ve Turgut Reis’le biz de camiyi ziyaret ettik. Geniş avluda, Ramazan vesilesiyle çadırlar kurulmuş, şark odaları döşenmiş, satış alanları oluşturulmuş, tam bir panayır. Bu şenlik havasında bizim gençlerin ölçüyü kaçırdıkları söylendi. Gençler bu camiyi çok seviyormuş. Maalesef namaz kılmak, sohbet etmek istediklerinden değil de buluşmak için.

“Buna da şükredelim arkadaşlar. En azından gençlerimiz bu vesileyle camiye geliyor. Cami bahçesine giren bir gün içine de girer. Bu konuda hocalarımız ve dernek yetkililerin çok çalışması gerekiyor demek. Hem sonra gençlerimiz, buluşmalarını meyhane gibi bataklıklarda gerçekleştirse daha mı iyi olur?” dedim.

Camiyle ilgili düşündürücü başka bir şey daha anlatıldı. Bu caminin yapım aşamasında Alman Hükümetinden maddi destek alınmış. Buna karşılık caminin altında geniş ve çok amaçlı kullanılan salon, kafeterya gibi bölümler onlara verilmiş. Oraya cami yönetimi karışamıyor. Almanlar istediği gibi faaliyet yapıyor. Hıristiyan, Yahudi ve diğer din mensuplarıyla dinler arası diyalog etkinlikleri düzenleniyor.

Müslümanlar, oradaki her çalışma için izin almaları gerekiyor.

Buna üzüldüm ama her şeye rağmen muazzam bir mâbet. Mâbedin hakkı olan ibadet ve çalışmalar yapılırsa diğerleri teferruat kalır.

 

27 Ağustos 2011/ Frankfurt

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar