Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

“GÜL YETİŞTİREN ADAM” RASİM ÖZDENÖREN

Mütefekkir Rasim Özdenören’in “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”, “İki Dünya”, “Yeniden İnanmak”, “Müslümanca Yaşamak”, “Ruhun Malzemeleri”, “Kafa Karıştıran Kelimeler” isimli deneme kitapları 30-35 yıl öncesinde benliğimi ve zihin dünyamı çok sarsmıştı; kafa konforumu bozmuştu. “Derdi olan insan okur, derdi olmayan insan da okuyarak dert sahibi olur. Asıl mesele bir derdimizin olmasıdır.”

EKLENDİ

:

Asım Kurtoğlu isimli üniversite arkadaşımın hediye ettiği bir kitabıyla okumaya başladığım Rasim Özdenören, 19 Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenci olduğum 1984-85 yılından beri büyük bir ilgi, heyecan, hayranlık, tefekkür ve zevkle okuduğum en büyük deneme ve hikâye ustası oldu benim için.

Yedi Güzel Adam’dan Rasim Özdenören, edebiyat zevk ve anlayışımda derin etkiler oluşturmuştu, ta üniversite yıllarımda. TV filmi de yapılan “Çok Sesli Ölüm” ve“Çözülme” ile “Hastalar ve Işıklar”, “Çarpılmışlar”,Denize Açılan Kapı” isimli hikâye kitaplarında değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını, ferdi sapmaları, toplumsal dağılmaları, hikâyeciliğimizde ilk kez “yerli bir bakış açısı”yla ve “metafizik boyut”la özgün bir şekilde ele alıyordu. Galiba tükeniyor, sevgi de tükeniyor, her şey de. Bir çaresi olmalı tükenmeyi önlemenin.

 “Biz, edebiyatı, amacı kendinden ibaret kalan bir çalışma alanı olarak görmüyoruz. Tarihte hiçbir uygarlık, ilkin bir edebiyat hazırlığı geçirmeden, kelâm eğitimini tamamlamadan, yani düşünce söze, söz de eyleme dönüşmeden, var olma ortamına kavuşmamıştır. Her uygarlık kendi değer yargılarının, erdem anlayışının ilkin yerleşmesini, sonra da yayılmasını ve yaygınlaşmasını edebiyatın aracılığına borçludur.” diyen Rasim Özdenören’in “Gül Yetiştiren Adam”isimli nefis romanında Batılılaşma süreciyle köklü kültürel dönüşümlerin insanımızda açtığı yaralar karşısında pasif direnişle, isyan ahlakıyla ruhen nasıl ayakta durabileceğimizi, inanç, aşk, sabır ve diriliş şuuruyla var olabileceğimizi en derinden hissetmiştik hüzün ve umutla. “İçinizdeki İslâmı gösterin. Çünkü İslâm, sizin üzerinizde görünmek ister. İman gizlidir, İslâm açık. İman kalptedir, İslâm zahirde.”

Mütefekkir Rasim Özdenörenin “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”, “İki Dünya”, “Yeniden İnanmak”, “Müslümanca Yaşamak”, “Ruhun Malzemeleri”, “Kafa Karıştıran Kelimeler” isimli deneme kitapları 30-35 yıl öncesinde benliğimi ve zihin dünyamı çok sarsmıştı; kafa konforumu bozmuştu. “Derdi olan insan okur, derdi olmayan insan da okuyarak dert sahibi olur. Asıl mesele bir derdimizin olmasıdır.” diyen Rasim Özdenören; Üstad Mehmet Âkif veNecip Fazıl’dan sonra Üstad Sezai Karakoç ve İsmet Özel ile birlikte beni en çok etkileyen yazar ve düşünürlerden olmuştu.
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”de veciz ifadesini bulan; “Kuşkusuz, sonucun zafer olmasını dilerizfakat amaç zafer değildir. Amaç, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Onun rızasını kazanabilmişsem, görünürde yenilmiş de olsam gerçekte galip sayılırım.” cümlesindeki hakikat; bizim asıl gayemizin Allah rızası için seferde, hak yolda yolculuk eylemek olduğunu, zaferden sorumlu olmadığımızı idrak ettirmişti bize. Kulluğun en önemli şuur halini kaybettiğimizi anlıyorduk sadrımıza işleyen satırlarında: “Artık kimseden hasbi davranışlar bekleyemez hale getirildik. Kimseye Allah rızasından bahsederek ricada bulunamaz olundu. Komşuluk, dostluk ilişkileri bile ucunda bir çıkar olup olmadığına göre bir değer kazanmakta ya da kaybetmektedir. Hatır-gönül, Allah rızası, hasbilik çoğumuz için unutulmuş, uzaklarda kalmış bir hatıradır sanki.”

 Yeniden İnanmak isimli muhteşem deneme kitabıyla inançlarımızı tashih ederek düşünce ve yaşama tarzımızı zihin,ruh ve aksiyon inkılabıyla, manevi dirilişle İslam’a ayarlı hale getirmeye gayret ediyorduk: Yeniden İslami düşünce tarzıyla, İslami yaşayış tarzıyla ayarlı hale gelmek, geçmiş dönemlerden kalan ve kafalara yer etmiş yanlış ve yabancı unsurları ayıklamakla mümkün olacaktır ancak. Şöyle ki, bir an için kendimizi, İslam’la ilgili hiçbir şey bilmiyormuş gibi farz edeceğiz. Bağışıklık kazandığımız İslam dışı yaşama tarzını zihnimizden ve yaşayışımızdan kovacağız. Belki, böylelikle yeniden İslam’ı kabul etmeye kendimizi hazırlamış oluruz.”

Müslümanca Yaşamak” isimli çok kıymetli deneme kitabındaki şu cümleye, “Kelime-i şehadetin kavranılması ve tasdik edilmesi, insanı Müslüman yapmaya yeterliyse de Müslümanca bir hayat tarzını yaşayabilmek için şahadet kelimesinin getirdiği sonuçlara uymak gerekmektedir.” benzerçarpıcı tespitleri; tevhidin, kelime-i şehadetin künhüne, İslam’ın bir hayat tarzı olduğu hakikatine götürmüştü bizi.

Kimileri hâlâ biz Batının bilimsel zihniyetini benimsiyor fakat onun hayat tarzını reddediyoruz, diyebiliyor. Oysa Avrupa zihniyeti, bir bütündür ve hayata dönüşmüştür. O zihniyetle o hayat tarzı birbirinin tamamlayıcısıdır.” diyen Rasim Özdenören; “İki Dünya” ve “Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı” isimli fikir kitaplarıyla Batı medeniyeti ile İslam medeniyetinin birbirinden tamamen zıt dünya görüşleri olduğunu, Batı’nın ilim ve teknolojisin onun inanç ve kültüründen, hayat telakkisinden bağımsız olmadığını bize öğreterek paradigmamızı değiştirmişti.

 Kafa Karıştıran Kelimeler” isimli sarsıcı düşünce kitabında dile getirdiği len Türkçede süregelen kavram kargaşasının kökeninde dil sorunu değil, fakat Batı uygarlığına özgü kavramlarla, İslâm’a özgü kavramlar arasındaki anlam kaymaları yatmaktadır.” fikri; kavramlar keşmekeşi içindeki zihnimizi arındırmaya başlamıştı.

 Diğer güzel adamlarla çıkardıkları, yakın döneme damga vurmuş Mavera dergisinin edebiyat, kültür ve sanat alanında bizim kuşağın üzerinde çok büyük tesirleri olmuştur. Temmuz 1990’da Mavera’nın 163.sayısında da “Ebedilik Muştusu Ölüm” isimli bir denememin yayımlanması onurunu yaşamıştım.

 Öğretmenlik hayatımda da deneme ve hikâye ustasıRasim Özdenören’in “Red Yazıları”, “Ben ve Hayata ve Ölüm”, “Acemi Yolcu”, “İpin Ucu”, “Yüzler”, “Aşkın Diyalektiği” gibi özgün deneme kitaplarıyla “Kuyu”, “Hışırtı”, “Ansızın Yola Çıkmak”, “Toz” isimli nefis hikâye kitaplarını zevkle okudum, hayran kaldım. İlerlemiş yaşına rağmen yazmayı aşkla sürdürdüğü Yeni Şafak gazetesindeki köşe yazılarını, Genel Yayın Yönetmenliğini de yaptığı Hece dergisini aralıklı da olsa takip etmeye çalıştım.

 Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak görev yaptığım liselerde gül yürekli öğrencilerimize ve öğretmen arkadaşlaragül yetiştiren adam”ı tanıttım, eserlerini okutmaya çalıştım yıllarca. Birçok öğrencime proje, performans ödevi olarak onun bir hikâye veya deneme kitabını(özellikle de Gül Yetiştiren Adam ve Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler isimli kitaplarını) okuyup incelemelerini istedim.
 30 Aralık 2015’te öğretmen Yasin Durmaz öğrencim ve üniversite öğrencisi Furkan oğlumla Ankara’da Kurtuba Kitabevi’ne giderek Yazar-Mütefekkir Rasim Özdenören ileyüz yüze görüşüp kısa bir müddet de olsa büyük bir heyecanla sohbet etmek bahtiyarlığına da ermiştim. Kendisini üniversite yıllarından beri okuyup takip ettiğimi, eserlerinden çok etkilendiğimi, üzerimizde çok hakkı olduğunu ifade ederek teşekkür ve dua etmiştim üstada. Mütevazı ve mahcup bir edayla “Allah razı olsun.” demişti. Onun “Uyumsuzlar” isimli hikâye kitabını imzalatmıştım. Ben, ayrıca üstada “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli deneme kitabımı imzalayıp hediye etme onurunu yaşamıştım o akşam. Kitabımızı eline alıp kapağına dikkatle baktığında duyduğum heyecanı anlatamam. Üstad, bana adaşım olan türkü ustası Ahmet Sezgin merhumu sormuştu vakur bir edayla. “Evet, tanıyorumüstadım. Çocukluk yıllarımızda türkülerini radyodan dinlerdik. deyince “Peki, Ahmet Sezgin, nasıl bakıyordu?”diye ilginç bir soru sormuştu. Ben, az düşündükten sonra “Bilemiyorum, nasıl bakıyordu üstadım.” deyince kendisiBoş bakıyordu.” diye cevaplamıştı o soruyu kendisine has tebessümüyle. Çok şaşırmıştım. Bir hikâyeci ve denemeci bakışı, böyle dikkatli ve özgün oluyor demek ki.” diye içimden geçirmiştim. Memleketimi öğrenince Samsun’daki “Yolcu” dergisi ekibini, ortak tanıdıkları, özellikle de Prof. Dr. Şaban Sağlık Hocayı sormuştu ayrıca. Evet, üniversiteden tanıyorum. Sizin hakkınızda yüksek lisans tezi de hazırladığını biliyorum.” demiştim.

 Kendisinin de güzel bir hikâyesinin olduğu, Etüt Yayınları’ndan yayımlanan Gençler İçin Hikâye Antolojisi”isimli kitabım çıktıktan sonra 2 ay öncesinde üstada uzun mektup yazarak hem onunla ilgili derin duygu ve minnettarlığımı ifade etmiştim hem de yeni kitabımdaki hikâyesinden dolayı kendisine çok teşekkür ederek kitabımı imzalı göndermek üzere adresini istirham etmiştim. Ayrıca görev yaptığım Terme/ Temel Kır Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesinin koridorunda “Yedi Güzel Adam Kitaplığı”kurduğumuzu, kız öğrencilerimize kitaplarını tanıtıp okutmaya gayret ettiğimizi ifade ederek fotoğraflar göndermiştim.

Yaşayan en büyük hikâye ve deneme ustalarının başında gelen, Yedi Güzel Adam’ın son temsilcisi ve gönül adamı Rasim Özdenören’in 23 Temmuz 2022’de vefat ettiğini,kitaplarının çoğunu okuma bahtiyarlığına erişmiş bir okur ve eğitimci olarak derin bir teessürle öğrendim. Sanki çorak toprağımızı yeşerten bir nehir söndü gönlümüzde, karanlık dünyamızı aydınlatan bir yıldız kaydı hayatımızda. Büyük ailenin Rasim Ağabeyini çok özleyeceğiz. Benim gibi binlerce Müslüman okurun düşünce dünyası ve hayat çizgisini etkileyen muhteşem eserleriyle Müslümanca düşünmeyi öğrendik; Müslümanca yaşamayı, duruşu, İslâm estetiğini daha iyi idrak ettik sayesinde. Biz, razıydık güzel adamdan, Rabbim de razı olur inşallah.

 Gül Yetiştiren Adam Rasim Özdenören, “sonsuz bahar ülkesi”ne hicret ederek Hakk’ın rahmetine kavuştu ama edebî ve fikrî eserleriyle Türk edebiyatında; muhteşem eserleri, güzel ahlakı ve duruşuyla yetiştirdiği başka güzel adamların gönüllerinde daima yaşayacaktır. Çünkü Bizim Yunus’un veciz ifadesiyle Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.”

“Müslüman çağın gözüyle İslam’a bakmaz, İslam’ın gözüyle çağa bakar.” diyen “gül yetiştiren adama Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Ailesi ve gönül akrabalarına sabırlar niyaz ederim.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar