Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

Hasan Basri Çantay (1887-1964)  

Mayıs 1921’de Yunanlıların Ankara’ya saldırma planı karşısında başkentin Kayseri’ye taşınması kararına Akif’le şu karşılığı verdiler: “TBMM’nin eşiğinde ölür fakat binadan diri çıkarak bir adım geri gitmeyiz.”

EKLENDİ

:

Hasan Basri, 30 Kasım 1887’de Balıkesir’de doğdu. İbtida-i Kebir Mektebi ve Balıkesir İdadisinde okudu. Babası vefat edince okulu bıraktı ve ailenin geçimini üstlendi. Nafia İdaresi Tahkikat Kaleminde görev yaptı. Çeşitli hocalardan Arapça, Farsça, dinî ilimler okudu ve icazet aldı; hukuk ve felsefeye yöneldi, Fransızca öğrendi. Valilikte Tahrirat Kâtipliği kalemine atandı. Nasihat (1909), Balıkesir, Karesi gazetelerini çıkardı, Yıldırım gazetesinin yazı işlerini üstlendi. Balıkesir Hususi İdaresi Daimi Encümeni başkâtipliği yaptı (1913), Balıkesir Tarih Encümenine aza seçildi.

Mondros Mütarekesi sonrası halkı bilinçlendirmek için Ses gazetesini çıkardı. Gazetede işgalci devletlere muhalefet, Hürriyet ve İtilaf Fırkasının politikalarına reddiye, Damat Ferit Hükûmetine eleştiriler yönelttiği, Anadolu insanını İttifâk-ı Mukaddes’eye çağrı yaptığı için gazetesinin kapatılması kendisinin de tutuklanması kararı çıkartıldı. Suçlu duruma düşmüştü. Dokuz ay gizli şekilde çete faaliyeti yürüttü.

Kurtuluş mücadelesi sırasında Balıkesir İdadisinde edebiyat dersleri verdi, bir yandan da Kuvâ-yı Milliye’nin propaganda işlerini yürüttü; cepheye gidenleri teşvik edici ateşli konuşmalar yaptı, yardım topladı, yazılar yayınladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili seçildi. Ankara’da üç yıl Mehmet Akif’le Taceddin Dergâhının yanında bir evde kaldı. Meclis kurul ve komisyonlarında görevler aldı. Yeni Gün gazetesinde yazdı, Tanyeri gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı.

Biraz sert, bazen hiddetli, haksızlıkları hazmedemeyen, fikrini açıkça dile getiren mücadeleci tabiatını Mecliste de sergiledi. Türk halkının istiklalini savunuyor, İslamiyet’i müdafaanın bütün Müslümanların vazifesi olduğunu söylüyor; Kuvâ-yı Milliye’nin gereği ve meşruiyetini anlatıyor, Türkiye’nin saygın yerini korumak için hilafet makamının yaşaması gerektiğini savunuyordu. Mayıs 1921’de Yunanlıların Ankara’ya saldırma planı karşısında başkentin Kayseri’ye taşınması kararına Akif’le şu karşılığı verdiler: “TBMM’nin eşiğinde ölür fakat binadan diri çıkarak bir adım geri gitmeyiz.”

Kurtuluş Savaşı’nın sonlarına doğru I. Meclis feshedilmiş (1 Nisan 1923), seçim kararı alınmıştı. Hasan Basri, kendisine takdim edilen İstiklal Madalyası ile Balıkesir’e döndü. Yeni seçimlerde milletvekili seçilemedi. Öğretmenlik yaptı, şiirler ve edebi çalışmalara girişti. ‘Zihin yorgunluğu’ hastalığı sebebiyle 1928’de emekli oldu. Bundan sonraki hayatı İstanbul-Balıkesir arasında geçti. 1925-1948 arasında edebiyat, dil ve eğitimle ilgili yazılar yazdı. 1946 seçimlerinde DP’den aday oldu, oyların çoğunu almasına rağmen açık oy gizli tasnif sisteminde kaybetti. Politik alandan çekilerek kendini tamamen makale yazmaya, kitap telifine, tercümeye, eğitim ve hayır hizmetlerine vakfetti. ‘Türkçe Kur’an’, mealler ve Türkçe ibadet gibi hassas mevzularda Sebîlürreşâd’da; dil, edebiyat konularında Balıkesir Postası’nda yazdı. 1948’de İstanbul’da açılan İmam ve Hatip Kursunda ders verdi. 1950 seçimlerinde bağımsız aday oldu, kazanamadı.

1950’lerde âlim kişiliği öne geçti, İslami uyanış onu adeta coşturmuştu. Toplantılar, özel öğrenci okutmalar, ders ve kurs vermeler vs. elinden geleni ardına koymuyordu. 1951 sonunda Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm adlı eserini tamamladı. 3 Aralık 1964 tarihinde İstanbul’da dünyasını değiştirdi.

Çantay gençliğinden itibaren ömrünün sonuna kadar şu dergilerde ve gazetelerde yüzlerce yazı yazdı: Yıldırım, Karesi, SırâtımüstakîmSebîlürreşâd), Ses, Söz, İzmir’e Doğru, Zafer-i Milli, Irmak, Gençler Yolu, Yeni Gün, Türkdili, Tanrıdağ, Balıkesir Postası, Savaş, Gürses, Ateş, İslâm, Adalet, İslam’ın Nuru, Kaynak, Fetih, Diyanet, Merhaba.

Kitapları şunlardır:

Müslümanlıkta himâye-i etfâl

Mektepli Yavrularıma Manzumeler, Temsiller

Mektepli Yavrularıma Yeni Temsiller

Tercemeli Yasin-i Şerif

Ülkü Edebiyatı

Zeka Demetleri : Fıkralar, Latifeler, Cümleler

Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm

Fıkh-ı Ekber

Kırk Hadis ve Mealleri

Kara Günler ve İbret Levhaları

Babamın Şiirleri

Âkifnâme (Mehmed Âkif)

Hasan Basri, Osmanlı’nın son dönemlerinde halk içindeki ahlaki yozlaşmalarla mücadele eden dindar-toplumcu; kurtuluş mücadelesi yıllarında milliyetçi, muhafazakâr, ittihatçı, Kuvâ-yı Milliyeci, vatansever, hatip, örgütçü ve mebus; Ankara’daki yıllarından sonra farklı fikirlerle tanışmasıyla birlikte İslamcı çizgiye yakın durma; mebusluk sonrası yeni ideolojik yapılanmada kültürel konularda söz söyleyen bir yazar; çok partili sistemle birlikte gelen dinî düşünce ve din eğitimi serbestiyeti döneminde dinî konularda söz sahibi, nesilleri dinine ve örfüne göre yetiştirme çabasının bir neferi, halkın Müslüman bilincinin yeniden inşası çabalarına eserleriyle destek olan bir âlimdir. Yaptıkları ve yazdıkları tetkik edildiğinde, onun, dinî konulardan felsefeye, ahlaktan eğitime, dilden hukuka geniş bir yelpazede hareket ettiği görülür.

Çantay’ın hayat yolculuğunda ilk dikkat çeken yanı şiire olan meylidir. Zamanla dile ilgisi artmış, fikirlerini çok iyi ifade edebilecek bir dil ustası, duygularını terennüm edecek edebî zevki yetkin şahsiyet hâline gelmiştir. Edebiyatı sadece kendini ifade eden bir araç olarak kullanmamış, aynı zamanda onun felsefesi ve ideolojisi hakkında fikir beyan edecek seviyeye ulaşmıştır. Bu zevkine Arapça ve Farsça bilgisini de ilave edebiliriz.

Çantay’ı çağdaş edebiyatta etkin bir figür hâline getiren yönü, edebiyat ve sanatın felsefe ve ideolojisine dair söyledikleri, eleştiri ve önerileridir. O, edebiyat ve sanatın mahiyeti ve amacına dair görüşünü açıkça dile getirmiştir. Bütün fikirlerinde şu dört esası gözetmiştir: Dinilik, millîlik, ahlakilik, örf-adetlere uygunluk. Bahse konu dört esasa uymayan edebiyat ve sanatın toplum bünyesine ve ferdin hayatına zarar vereceğini ifade etmiştir.

Çantay, siyasi ve ideolojik olayları dinle doğrudan bağlantılı görmüştür. Türkiye, emperyalistliği, kapitalistliği öne çıkaran bir dine sahip değildir. Türkiye ve bütün âlem-i İslam, yardımlaşmayı ve gerçek kardeşliği, birçok içtimai, siyasi hatta bedii birçok esasları bünyesinde barındıran bir dine sahiptir. Dolayısıyla ne komünizme ne kapitalizme ihtiyaç vardır.

Çantay’ın İslam anlayışı şudur: “Müslümanlık; medeniyet, güzel ahlak, hayat, hareket, yenilik, hakikat, akıl, suhulet, yardımlaşma, ilim ve fen, terakki ve teceddüt (ilerleme ve yenilenme), şeref ve istiklal dinidir.” Tembelliği, geriliği, miskince tevekkülü, hurafeyi, cehaleti İslam’a mal etmeye çalışanların ne onunla ne de Müslümanlarla ilgisi vardır. Onun zamanında gündeme getirilen ‘dinde reform’ tartışmalarına cevabı şudur: İslam’ı reforma kalkışanlar, idraksiz akla sahiptir. Böyle bir şeyi yapmak için peygamber olmak gerekir, son peygamber de Hz. Muhammed olduğuna göre bu da imkânsızdır. Bu yeni bir din icat etmektir. Emir ve yasakları çağın, asrın makul şartlarına ve akla tıpatıp uyan, bir bütün olan İslam’ın ya bu haliyle kabul edilmesi gerektiğini, aksi takdirde ‘dinde reform isteyenlerin başka pazara bakmalarını’ tavsiye eder.

Çantay’ın Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm’de ayetlerin aslına sadık kalarak tercüme etmesi ve açıklayıcı notlar düşmesi, ayrıca siyasi ve sosyal vasat esere ilgiyi artırmıştır. Dili, tercüme hassasiyeti ve İslami ilimlere vukufiyeti nedeniyle bu eser, o dönemde yazılan mealler içinde en değerlisi olmayı başarmıştır. Parantez içi açıklamaları kullanarak harfi tercümeyi benimsemesi ev dipnotlarda açıklamalar yapması, kendisinden sonrakilerin uyguladığı bir tarz olmuştur. Yeri gelmişken Çantay’ın hadislere ayrı bir önem verdiğini, bu konuda ciddi bir emek sarfettiğini hatırlatalım. Ona göre hadislerin sayıca Kur’an’dan çok olması görünüş itibariyledir. Hakikatte onlar yine Kur’an’ın gizli manalarını açıklayan tefsirlerden ibarettir ki onlara ancak vahiyle desteklenen peygamber muttali olabilir.

Çok Okunanlar