396 kapasiteli huzurevinde iki yıl yöneticilik yaptım.
Çok farklı yaşlı profilleri vardı.
Yaşlılık hayatın finali.
İhtiyarlık yarışın son düzlüğü.
Hayatın son çeyreği, hasat mevsimi.
İki yıl görev yaptığım huzurevinde yaşlılardan çok şey öğrendim.
Bütün perdeler indiği için yaşlılar “haza insan” olarak tecelli ediyorlar.
Bu sebeple muhatap olduğunuz yaşlılardan istifade etmeyi ihmal etmeyin.
Hikâyedeki amcamız hayatını başkaları için “tüy gibi” yaşayanlardı.
Emekli öğretmendi.
Oğlu profesördü.
Ve oğlu müstakil iki katlı evlerinde birlikte kalması için sürekli yalvarıyordu.
Ama amcamız aşırı hassastı.
Ücretini emekli maaşından ödediği huzurevindeki özel odasında kalır, Pazartesi, Perşembe mutlaka oruç tutar, gece kalkar, teheccüt namazını hiç aksatmazdı.
Çok samimiydik.
”Amca; oğlunu, torunlarını üzüyorsun, neden yanlarında kalmıyorsun?” dedim.
“Müdür Bey, ben haftada en az 2 gün oruç tutar, her gece namaza kalkarım. Kendime göre okumalarım ve programlarım, evradım ezkarım var. Bu şahsi ibadetlerim ve hassasiyetlerim sebebiyle oğlumu, kızımı, torunlarımı üzersem bu ibadetlerin hiçbir anlamı kalmaz, ben onları görmek istediğimde gidip ziyaret ediyorum. Böyle daha huzurluyum. Lütfen ısrar etme” dedi ve konuyu bir daha açmamak üzere kapattı.
Huzurevinden ayrıldıktan sonra da amcamızla irtibatım devam etti.
Abisinin eşi vefat ettiğinde, bakıma ihtiyacı olan abisine bakmak için huzurevinden çıktı ve abisiyle aynı evi paylaşmaya başladı. Abisi ile yakından ilgilenmeye devam etti.
Amcamızla görüşmeye ve duasını almaya devam ediyorum.
Veli olduğuna inandığım böyle ulvi karaktere sahip amcalarımızın da yaşadığını insanımızın bilmesi ve hayata pozitif taraftan bakması önemli.
Günde 40 defa tekrar ettiğimiz Fatiha suresindeki “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz” (Fatiha, 1/4) ayeti insanlardan mümkün olduğunca bir şeyler istememeyi, hayatı başkalarına yük olmamak açısından “tüy gibi” yaşamayı emrediyor.
Sahabe hayatı mezkûr ayet çerçevesinde yaşamaya gayret eder, devesinin üzerinde iken kamçısı düşse, yerdeki arkadaşından o kamçıyı istemeyi ayete aykırı bulur, devesini ıhtırır, kendisi alırmış.
İmtihan için gönderildiğimiz şu kısa hayatta en bahtiyar insanlar; hayatlarını başkalarına yük olmadan “tüy gibi” yaşayanlar değil mi?
