Ne devlet ister gönül ne saltanat ne şöhret;
Kulun bahtı secdede varırsa odur devlet.
Dağlar kadar yürüdüm, yol yine içimdeymiş;
Aradığım o menzil, meğer son göçümdeymiş.
Bir damla iken geldim, ummana döndü özüm;
Açıldı benlik perdem, göründü gerçek yüzüm
Ne dünün yükü kaldı ne yarının endişesi;
Huzur denen hazine, sabrın gizli meyvesi.
Yollar bitti sanırken, kapılar açar kader;
Ayrılıklar ardında vuslatlar varmış meğer.
Gönül bir eski dergâh, aşk onun kandilidir;
Hakk’a varan yolcunun son durağı kendidir.
Bir gün eser de rüzgâr, adını fısıldar sessizce;
Yeşerir kuru dallarım rahmet kokan bahçende.
