Kadın:
Dünya imtihan salonunda hem kendisi açısından hem de erkekler açısından çok iyi tanınması gereken bir kıymettir.
Anne olduğunda cennetin anahtarını ayağının altında tutan, eş olunca içkin varlık olarak tamamlayan ve tamamlanan, kardeş olunca eve letafet katan, kız evlat olunca anne/babanın sigortası…
Her rolünde bambaşka bir değerdir kadın.
Kıymetli şeylerin yüksek değerleri yanında; doğru davranılmadığında ciddi komplikasyonları da vardır.
Yüce Allah imtihan salonunun zorluklarından bahsederken bir sıralama yapar.
“Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.” Al-i İmran, 3/14.
Kur’an-ı Kerim’de imtihandaki insanlara üç şey için “yapmayın” değil “yaklaşmayın” emri verilmiştir.
Bunlar riba (faiz), yetim/kamu/vakıf malı ve zinadır. (İsra, 17/32).
Öncelikle ve bilhassa inanan erkeklere Allah Nur suresi 30. Ayette gözlerini harama karşı dikkatli bir biçimde kapatmalarını; kadınlara ise aynı surenin 31. Ayetinde erkekleri tahrik etmeyecek şekilde giyinmelerini emretmiştir.
Kadınların nasıl giyindiğinden bağımsız erkekler “zinaya yaklaşmayın, İsra, 17/32)” emri gereği, yüksek gerilimli elektrikli tellerde olduğu gibi, helali olmayan kadınlarla ilişkilerde mesafesini sürekli dikkatle muhafaza etmek zorundadır.
Bu konuya dair yüzlerce kitap yazılmış hala da yazılabilir.
Konuyu çok iyi özetleyen Faust’tan kadınları temsilen Helana’nın dilinden bir metinle yazımızı tamamlayalım:
Helana:
“Sebep olduğum bir fenalığı ben cezalandırmamam. Vay başıma gelenler! Ne yaman bir talih benim peşime takılmış: Her yerde erkeleri öyle baştan çıkarttım ki, ne kendilerini, ne de her hangi mukaddes şeyi esirgediler. İşte böylece yarı ilahlar ve hatta şeytanlar bile, beni kapıp kaçıracak, baştan çıkaracak, zorla kendine ram ederek ve oraya buraya sürükleyerek, serseri gibi dolaştırıp durdular. Ben tekken dünyayı birbirine kattım, çift olunca onu büsbütün altüst ettim, şimdi de üçleşince ve hatta dörtleşince, felaket üzerine felaket getiriyorum.”
(Johann Wolfgang von Goethe, Faust, 214.)
