Bizimle İletişime Geçin

Tarih

Kara Veba: Orta Çağ Avrupası’na Çöken Kâbus

Veba yüzünden Avrupa nüfusunun yaklaşık olarak %30  ile  %60’ı vebadan ölmüş ve 1400’lerde 450 milyon olan dünya nüfusu 350-375 milyon civarına düşmüştür. Veba salgınına karşı Avrupa’da radikal tedbirler de alınmıştı. Örneğin 2 Mayıs 1348’de toplanan bir konseyde alınan tedbirler  arasında; veba vakalarının bulunduğu şehirlere giriş ve çıkışların yasaklanması, sadece yerel ürünlerin satıldığı pazarlara izin verilmesi ve pazarların kontrol altına alınması, cenaze işlemlerinin tamamen ailelere bırakılması,  kiliselerin kendini cenaze merasimlerinden izole etmesi, cenazelerin sadece sınırlı sayıda mezar kazıcılar tarafından gömülmesi…

EKLENDİ

:

Yazar: Dr. Kemal Ramazan Haykıran

İnsanlık tarihi, bugün yaşadığımız gibi hatta daha da vahim boyutlarda yaşanan pek çok salgın hastalığın travmalarını taşımaktadır. Modern öncesi eski dünyada en sık görülen salgın hastalıkların başında veba hastalığı gelmektedir. Bunlar içinde İbn Sinâ’nın devrinde onun yaşadığı muhitte baş gösteren ve yine İbn Sinâ’nın tedbirleri ile başa çıkılan VEBA salgını en bilinenleri arasında yer almaktadır.

Yeni Çağ Avrupa’sında XVIII. yüzyılda baş gösteren ve Osmanlı coğrafyasında da büyük tesirleri olan veba Avrupa’nın sosyal ve kültürel tarihinde de derin izler bırakmıştı.  Fakat bu salgınlar içinde bıraktığı izleri ve sonuçları itibarı ile en dikkat çeken veba salgını tarihe “Kara veba” olarak geçen ve XIV. yüzyılın sonu ile XV. yüzyılın başında cereyan eden veba salgınıydı. Orta Çağ Avrupası’nda apayrı bir yer işgal eden bu veba salgını bütün XIV. yüzyıla damgasını vurmuştu. Öyle ki bu süreç Avrupa’da Great Mortality yani Büyük Ölüm olarak adlandırılmaktaydı. Bu vebaya verilen Kara Ölüm yahut Kara Veba simleri karanın yas veya matem ifadesini yansıtıyor olmasından ziyade hastalığa yakalananların derilerinin kararıyor olmasıyla alakalıydı.

Orta Çağ’da Avrupa’ya kapkaranlık bir çağ yaşatan bu kara vebanın üç ayrı türü olduğu bilinmektedir: Hıyarcıklı, Septisemik ve Pönomik. Bu bu veba türleri içinde Avrupa’da en yaygın görüleni ise Hıyarcıklı veba türüydü. Veba’nın yayılmasının temel sebebi ise kemirgen hayvanlar yani dağ sıçanları ve tarla sincapları ve de onlardan virüsü alarak farklı alanlarda yaygınlaşmasına sebep olan köpeklerdi.  Fakat hastalığın insanlara bulaşmasına neden olan ise,  farelerdi. Vebaya yakalanan insanlarda akciğer iltihabı gelişmekte ve bunun sonucunda hasta, kan tükürmeye başlamaktadır. Hastalığın bu durumundan dolayı yani kan ve iltihapla dolu koyu renkli şişliklerden dolayı bu hastalık, Kara Ölüm olarak anılmaktaydı.

Orta Çağın bu ölümcül illeti tıpkı günümüzde de olduğu gibi o tarihte de ilk önce Çin’de ortaya çıkmış, Doğu-Batı ticaret yolları üzerinden Batı’ya doğru yayılma göstermişti. Fakat bu veba illetinin Avrupa’ya ve Ön Asya’ya taşınmasında etkili olan tarihi bir hadiseydi. Şöyle ki tarihin ilk kimyasal silahlarından sayılabilecek bir hareket olan Kırım’daki Ceneviz kolonisini ele geçirmek isteyen Moğolların vebadan ölenlerin cesetlerini mancınıkla birlikte surlardan içeri atmaları (1345) vebanın yayılımını ciddi anlamda sağladı. Bu şekilde Kefe ve çevresinde görülen veba buradan da bütün Ön Asya’ya adım adım yayılmaya başladı.

Kefe limanından mal alan ticaret gemilerinin aldıkları mallarla birlikte Sicilya’nın Messina limanına girmeleriyle beraber veba çok daha yaygın bir biçimde Avrupa’da görülmeye başlamış oldu. 1347 yılında Sicilya’dan başlayarak tüm İtalya’ya yayılan veba hastalığı sadece bir yıl içinde bütün Avrupa’ya yayıldı.  Avrupa’da kitlesel ölümlere yol açan veba İngiltere nüfusunun yarısının ölümüne neden oldu. Çok hızlı yayılan hastalık bulaştığı vücudu 3 gün içinde öldürmekteydi.   Bu sebeple, Orta Çağ insanı tarafından Tanrı’nın günahkâr kullarına bir gazabı olarak algılanmaya başlanmıştı. Ölümler o kadar yoğun ve hızlı gelişiyordu ki pek çok kişinin cenazesi dinî vecibeler yerine getirilemeden toplu çukurlara gömülüyordu.

Bu dönemde veba yüzünden Avrupa nüfusunun yaklaşık olarak %30  ile  %60’ı vebadan ölmüş ve 1400’lerde 450 milyon olan dünya nüfusu 350-375 milyon civarına düşmüştür. Skolastik bir düşünce yapısı içinde bulunan Orta Çağ Avrupalısı hemen her sosyal olayda olduğu gibi başlarına gelen bu illettin de bir sorumlusunu aradılar ve suçlu olarak da Yahudileri buldular. Bu olayın ardından da Avrupa’da güçlü bir Yahudi düşmanlığı geliştiği gibi Yahudilere karşı bir soykırıma da girişildi. Sadece Strazburg’da, 2.000 kadar Yahudi mezarlıkların içinde canlı canlı yakıldılar.

Orta Çağ Avrupa düşüncesinde derin izler bırakan veba salgını sanatsal ürünlere de yansımaktaydı. Bu devir de veba etkisi ile gelişen sanat ve düşüncenin ana temasını ise ölümün zaferi olgusu oluşturmaktaydı. Veba salgının yol açtığı en önemli olgu ise, Avrupa’da kırsal yaşamın neredeyse tükenmesi ve şehirlileşme sürecinin büyük bir ivme kazanmasıydı. Kırsal koşullarda hastalığın daha kolay yayıldığı düşüncesi salgın nedeniyle yok olan köylerin bir daha inşâ edilmemesini sağlamıştı. Veba süreci Avrupa’da köy hayatının tükendiği ve güçlü bir şehirli kimliğinin ön plana çıktığı bir devri başlatmıştı.

Veba salgınına karşı Avrupa’da radikal tedbirler de alınmıştı. Örneğin 2 Mayıs 1348’de toplanan bir konseyde alınan tedbirler  arasında; veba vakalarının bulunduğu şehirlere giriş ve çıkışların yasaklanması, sadece yerel ürünlerin satıldığı pazarlara izin verilmesi ve pazarların kontrol altına alınması, cenaze işlemlerinin tamamen ailelere bırakılması,  kiliselerin kendini cenaze merasimlerinden izole etmesi, cenazelerin sadece sınırlı sayıda mezar kazıcılar tarafından gömülmesi ve şehir savunma kurallarının daha serleştirilmesi gibi önlemler ilk sıralarda yer almaktaydı. Orta Çağ Avrupası’nda derin bir travmaya yol açan veba salgını feodal sistemin çöküşünü başlatan temel etmenler arasında yer aldı.

İlk defa Çin’de görülen daha sonra da Avrupa’nın üzerine bir kara kâbus gibi çöken veba salgını Anadolu’da da görülmüştü. Osmanlıların Rumeli ilerleyişine denk gelen bir zamanda baş gösteren bu salgın, sefere çıkan askerler aracılığı ile bazı Anadolu şehirlerine de bulaşmıştı. Osmanlı Devleti’nin önemli vezirlerinden olan Hacı İvaz Paşa 1428 senesinde Bursa’da baş gösteren veba salgını neticesinde kardeşleri Hacı Şerafeddin Çırak ve Hacı Hayreddin Hızır ile birlikte, kendisi de hayatını kaybetti ve Bursa’da Pınarbaşı Kabristanı’nın Kuzgunluk tarafına defnedildi. Yine Karesioğulları Beyliği’nin beylerinden Demir Han’ın da veba salgını neticesinde hayatını kaybettiği bilinmektedir.

Avrupa limanları ile önemli ticari ilişkileri bulunan Aydınoğulları Beyliği’nin İtalya’da salgının baş göstermesinden sonra bütün limanlarını kapattığı, gemileri karantinaya alarak sirkeli suyla bütün liman ve gemileri yıkadığı tarihi kroniklere yansıyan bilgiler arasındadır. Yine, Balat Ayasuluğ gibi liman şehirlerinde salgının baş göstermesinin akabinde çarşı ve pazarların kapatıldığının ahalinin ihtiyaçlarının evlerine görevliler tarafından teslim edilmesinin emredildiği anlatılan bilgiler arasındadır.

Veba salgının Osmanlı coğrafyasında özellikle payitaht olan Bursa’da ciddi bir yayılma gösterdiği anlaşılmaktadır. Osmanlıların manevî kurucuları arasında yer alan tasavvuf geleneğinin önemli temsilcilerinden olan Emir Sultan hazretleri de yine veba salgını neticesinde vefat etmiştir.

Çok Okunanlar