1. Anasayfa
  2. Edebiyat

KENDİ TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEMEYEN DÜŞÜNCELER HALKTA KARŞILIĞINI BULMAZ

KENDİ TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEMEYEN DÜŞÜNCELER HALKTA KARŞILIĞINI  BULMAZ

Büyük devletler ve büyük düşünceler kendi tarihini yazmak için kendi kahramanlarını üretir. Kendi menkıbelerini yazar. Kendi şiirini ve destanını söyler. Kendi türküsünü söyler ve bu türkülerle halkın muhayyilesini şekillendirir, kalbini çalar. Bu nedenle büyük şahsiyetler, büyük fikirler ve güçlü devletler önce insanın yüreğinde bunu kabul ettirirler. Bunu kabul ettirmenin yolu kendi şiirini yazmak, türküsünü söylemek, destanını okutmak, menkıbelerini üretmektir. Bütün bunları gerçekleştiren, olağanüstü bir başarı kazanmış olur. Bunlarla yaşar halkın kalbinde. Bunları yapamayan halkta karşılığını bulmaz. Kitap ehli dinlerin hâlâ günümüzde yaşanıyor olması da onların kitabi olmalarından kaynaklanmaktadır.

Kuran’ın kuru bir kitap olmaktan öte, musiki bir ahenge sahip olması, güzel sesle söylenmesi, şiirsel bir dile sahip olması, kendi hikâyesini söylemesi onu geniş kitlelere ulaştırmadı mı? Hâlâ en büyük tebliğci bizzat Kuran’ın kendisi değil midir? Bu nedenle her ideoloji kendi kahramanını üretmeye çalışır. Bunun doğru olması veya yalan olması önemli değildir. Hatta gerçekten kahraman olması bile önemli değildir. Önemli olan, misyonu ifade eden sembol bir kimlik olmasıdır. 15 Temmuz olayı bile birkaç kahramanlık etrafında heyecan oluşturmuyor mu? Yaptığınız mücadelenin hikâyesini, şiirini ve menkıbesini üretmezseniz halkın gönlünde yer alamazsınız. Menkıbelerin çokluğu hakikatin anlatımı değil, bir anlayışın inşasıdır. Avam ile havas arasındaki fark budur. Havas olan, tüm bu görünenin arkasındaki görünmeyeni sorguladığı gibi, “Doğru mu acaba?” diye araştırır.

Tarihi veya toplumu araştırırken mutlaka bu gerçekleri bilmek gerekir. Avam zaten bilmez, onlar müftünün dini üzerindedir. Onların tarihi, menkıbe ve
kahramanlıklardır. Bu nedenle avamın ne dediğine takılmamak lazım. Halkın her şeyi bilmesine gerek yoktur. Halk, bilmesi gerektiği kadar bilmelidir. Çünkü çok
bilgi, mutluluk değil mutsuzluğu getirir. Bu nedenle her zaman gerçek bilginin üstü mitlerle örtülür. Çünkü halk, mitleri ve olağanüstülüğü sever. Eline Zülfikâr’ı alıp düşmanı kesen bir kahraman imajı iyidir. Ya da aşırı fakirlik imajı iyidir. Bunlar, sohbetlerde ve halkın galeyane gelmesinde önemli bir domino etkisi yaratır. Birinde kendini, diğerinde hayallerini görür. Halk, menkıbeleri ve destanları ile düşünür ve onlara hitap eden, halkın zihin kodlarındaki bu mitleri kullanır, yeri geldiğinde ağlar ve halk da ağlar çünkü ortak bir mitten beslenmektedir, ortak bir türkü söylemektedir ve bir anda toplumsal histeriye dönüşür her şey…

Halkın her şeyi bilmesi söylemi, günümüze aittir ama bu durumda da bilgi kirliliği oluşturulur. Halk doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edecek usule sahip olmadığından bu sefer karmaşa ve lakaytlığa yönelir. Her şey değersizleşir, namus, devlet, din ve kahramanlar bile sıradanlaşır. Bu da toplumu çözer ve ayrıştırır.

Araştırmacı-yazar. 31 Aralık 1968 tarihinde Gaziantep’in Nizip ilçesinde doğdu. Aslen Diyarbakırlıdır ve ülkemiz alimlerinden merhum Muhammed Emin Er'in oğludur. Babasının yanında dinî ve Arabi ilimler okuyup ilmî ve amelî icazet aldı. Gaziantep'te Aliye Ömer Battal İlkokulu (1981) ve Gaziantep İmam Hatip Lisesi (1984)'ni, sonra Ankara Mimar Sinan Lisesini (1988) bitirdi. Daha sonra Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve Medine İslam Üniversitesi Arap Dili Bölümünde yüksek öğrenim gördü. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İslam Tarihi ve Sanatları bölümünde "İslam Tarihi ve Sanatları / Emeviler Döneminde İlim" konulu teziyle master programını tamamladı. Yüksek tahsilinin ardından çeşitli okullarda öğretmen ve idareci olarak görev yaptı, özel sektörde kendi işiyle meşgul oldu. İbrahim Halil Er'in ilk yazısı 1986'da Edebiyat dergisinde yayımlanan bir kitap tanıtımıydı. Sonraki yıllarda yazıları; Millî Gazete, İstiklal Gazetesi, Milat Gazetesi ile Anadolu Gençlik, Genç İstikbal, Gülistan ve Milli Şuur dergilerinde yer aldı. Hedef Radyo ve Kanal 5 Televizyonunda Programlar yaptı. Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi, Öğ-Der, Şuurlu Öğretmenler Derneği (Yönetim Kurulu), Öz-Der, Özel Öğretim Derneği (Yönetim Kurulu), Tarih ve Strateji Derneği (Başkan), Muhammed Emin Er İlim Kültür ve Yardımlaşma Derneği (Başkan) üyesidir. Evli ve Muhammed Emin ile Erkam Tuna’nın babasıdır. Hayatını ve çalışmalarını Ankara'da devam ettirmektedir. ESERLERİ: Cennet Doğuda Bir Yerdedir (Geçmişten Günümüze Haçlı Seferleri) (2006), Siyasal İslam Düşüncesinin Doğuşu (2016), Peygamberimizin Eğitim Metodu (2011), Çanakkale’ye Can Verenler (2013), Ümmetin Dirilişi Çanakkale (2014), Son Osmanlı Alimi (2014), Seyda Muhammed Emin Er Hoca ile Söyleşiler (2016), Öykülerle Osmanlı Padişahları 1-2 (2015), Selahaddin Eyyubi (2017), Hz. Muhammed’in Mektupları ve Diplomasi (2017), Asım’ın Nesli (2017), İstiklal Marşı ve Mehmet Akif (2015), Çad Bir Orta Afrika Devleti (2020).

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.