1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Lâ Havle!..

Lâ Havle!..
0

Hani bir olumsuzlukla karşılaşınca, daralınca, sıkışınca, diyecek söz kalmadığı anda biraz da öfke ile ağzımızdan bir kelam çıkıverir ya… bir tür fren yani….

Sabretmek, tahammül  göstermek, katlanmak, sineye çekmek, beladan ve şerden sakınmak ve daha yüzlerce söz ile anlatılan bir hakikattir bu. Ve bütün bunlara ilaveten boğazındaki yumruyu tüm zorluklara rağmen yutarken veya hazmederken sesinin en yüksek çıkacağı bir anda tüm etkenlere karşı dimdik durup kendine hâkim olmadır aslında… Ve o anda dilden dökülen bir kelamdır. ‘Lâ havle’…

Çoğu kere derin derin içe çekilen; acı, üzüntü ve haksızlık gibi durumlar karşısında ses çıkarmadan geçmesini bekleme erdemidir aslında bu yapılan.

Lâ havle… İçimizde fırtınalar koparken sesimize ılık bir rüzgâr katma, kan beynimize sıçradığında tüm işi Allah’a havale etme…

el-Bâkıyât’ü’s-sâlihât

Bekâya erecek salih ameller, iyilikler; ürünü kalıcı ve sürekli olan dürüst ve erdemli davranışlar, çabalar, hareketler…

Allah Resulü; “Bâkî kalacak olan salih amelleri çokça işleyiniz.”. “Onlar hangileridir ey Allah’ın Rasûlü?” diye sorulunca şöyle buyurdu:  “Tekbîr (Allahu ekber)¸ Tehlîl (Lâ ilahe illallah)¸ Tesbîh (Sübhanallah)¸ (Tahmîd) Elhamdülillâh ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’tır/bütün güç ve kudret ancak Allah iledir.” (İmam-ı Mâlik¸ el-Muvatta’, “el-Kur’an”, 491; Ahmed b. Hanbel¸ Müsned¸  IV¸ 268.)

 “Lâ havle” Sırrı

Havl; hareket, çare, güç demek…  Bir şeyi değiştirmek, bir şeyi değişime uğratmak, değiştirme çabası gösterme anlamındaki muhavele ve tahavvül de aynı kökten… Havl; değişim gücü…

Allah dilemedikçe insanın en küçük bir hareket yapamayacağını, bir halden bir başka hale geçemeyeceğini, hatta zihninden bir fikri geçiremeyeceğini gösteren bir cümledir “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah”. Kısaca havkale de denilmekte

Hayırlı işler yapabilmek, günahlardan kaçınabilmek ve gücümüzü aşan olaylar karşısında metin durabilmek için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah …”

Güç ve kuvvet gerektiren her işimizde, her halimizde muhtaç olduğumuz yegâne güç, kudret ve kuvvetin yalnız Allah’tan geldiğini, her türlü değişim ve gücün kaynağının sadece Allah olduğunu haykırmak için… “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah…”

Kur’an-ı Kerîm bize bir örnek sunar, her şeyin ilâhî irade ve güce bağlı olarak gerçekleştiğinden gafil bulunan ve servetine güvenen inkârcı bir kimseyi bir müminin diliyle uyarır:

“Keşke bağına girdiğinde, ‘maşâallah lâ kuvvete illâ billah’ (Allah diledikçe; bütün güç ve kudret Allah’a aittir) deseydin!” (el-Kehf, 18/39).

“Lâ havle” sırrı bize bütün işlerin ilâhî iradeye göre cereyan ettiğini, herkesin sadece Allah’ın verdiği güç sayesinde işlerini başarabildiğini, günahtan kaçacak gücün, ibadet edecek kuvvetin ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabileceğini beyan eder.

Cennet Hazinesi

Hayber’e yapılan seferden dönüşte ashâb-ı kirâm Medine’ye yaklaştıklarında yüksek bir tepeye çıkınca yüksek sesle tekbir getirerek Allah’a tazimde bulunmuşlardı. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) onlara şu nasihatte bulundu:

“Kendinize gelin! Siz sağır olan ve burada bulunmayan birisine seslenmiyorsunuz. (Bilakis) Her şeyi işiten, gören ve çok yakın olan Allah’a sesleniyorsunuz.”

Ebû Mûsâ el-Eş’arî hazretleri de Allah Resulünün bindiği hayvanın arkasında bulunuyor, o da kısık bir sesle “lâ havle velâ kuvvete illâ billah” diyordu. Peygamber Efendimiz ona iltifat buyurarak,

– “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. O da: Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedi. Şöyle buyurdu:

– “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” (Buharî, “Cihad”, 131; “Tevhid”, 9,; Müslim, “Zikr”, 44-46)

Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle buyrulur:

Râvisi şehr-i asitane’nin manevi sultanı Ebû Eyyûb el-Ensârî… “Hz. Peygamber (s.a.s) bana şöyle tavsiye etti: “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah” sözünü çokça söyle! Çünkü o, cennetin hazinelerinden bir hazinedir.”ve ekledi: “Cenâb-ı Hak bir kimseye nimet ihsan eder de o kimse de nimetin bekâsını dilerse, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah) zikrine çokça devam etsin” (Heysemî, Mecmâü’z-zevâid, X,  97; Taberanî, el-Mu’cemül-kebîr, IV, 133)

Yine kaynaklarda Hz. Peygamber’in, ezan okunurken “hayy ‘ale”den (hayye ale’s-salâh) sonra “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” dediği, günahları çok da olsa bu zikre devam edenlerin affedileceği bildirilmiştir. (Buhârî, “Ezân”, 7; Müslim, “Salât” 12; Ebû Dâvud, “Salât 36).

Avuçlar Dolusu Hayır

İbn Ebi Evfa (r.a) anlatıyor: “Efendimiz’e bir adam gelerek: ‘-Ey Allah’ın Resûlü, ben Kur’ân’dan yeterince ezberleyemiyorum. Bana yetecek başka bir şeyi siz öğretseniz!’ dedi.

Efendimiz şu duayı öğretti: “Sübhanallah, velhamdülillah ve lâilâhe illallah, vallâhu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah.”

Adam: -Ey Allah’ın Resûlü, bu zikir Allah içindir. (O’nu senâdır), kendim için dua olarak ne söyleyeyim? dedi.

Allah Resûlü (s.a.s.) de: -Şöyle dua et dedi:-: “Allah’ım bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver!” Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: -“Şöyle (sımsıkı belledim!)” dedi.

Efendimiz bunun üzerine: -İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu, buyurdu.” (Ebû Davûd, “Salat”, 139, ; Nesai, “İftitah”, 32)

Enes b. Mâlik’in naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kişi evinden çıkacağı zaman, ‘Bismillâh, tevekkeltü ale’llah, lâ havle velâ kuvvete illâ billah.’ (Allah’ın adıyla. Allah’a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet sadece Allah’tandır.) dediğinde (ona) şöyle denilir: ‘(İşte şimdi) sana rehberlik edilir, ihtiyaçların karşılanır ve korunursun…’” (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 102-103)

 

Son Söz

Rabbimizden niyazımız o dur ki:

Ya Rabbi! Güzel ve bereket dilekleriyle dolu, ama bir o kadar yetersiz olan ve dilimizden düşürmediğimiz, vazgeçemediğimiz tüm övgülerle sana hamdolsun.

Ey acizlerin güç kaynağı Allah’ım! Mülkün sahibi sensin, dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini azîz, dilediğini zelîl edersin. Bizleri; aziz kıldığın ve nimet verdiğin kullarından eyle!

Ya Rabbi! Güç de kudret de senin elindedir. Elindeki güç ve kudreti gerçek sananlardan, nefsine uyarak şımaranlardan eyleme bizi.

Ya Rabbi! Her işinde hikmeti sonsuz olan sensin. Senden başka bize yardım edecek hiçbir güç ve kudret yoktur.

Tıpkı beytini tavaf ederken dillendirdiğimiz gibi bir kez daha söylüyoruz:

Sübhânallâhi ve’l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illâllâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l aliyyi’l azim”

08.1967’de Erzincan-Kemah’ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini İstanbul-Üsküdar’da tamamladı. 1989’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1992 yılında Büyük Selçuklu İmparatorluğu yükseliş devri fakihleri (1063-1092) başlıklı teziyle yüksek lisansını, 1998 yılında da “17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı’da Hırsızlık Suçu ve Cezası” adlı teziyle doktorasını tamamladı. 1990-2022 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam-hatiplik, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlığı, Derleme ve Yayın Şubesi Müdürlüğü, Bilgi Yönetimi ve İletişim Daire Başkanlığı ve Başkanlık Müşavirliği görevlerinde bulundu. İslam Hukuku alanında 2018 yılında doçent oldu. 2023 yılında Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalına öğretim üyesi olarak atandı. 2024 yılında Profesör oldu. Halen aynı üniversitede görev yapmaktadır. Prof. Dr. Ömer Menekşe’nin yayımlanmış çalışmaları arasında “Kemah Âlimleri”, “Ehl-i Beyt Sevgisi”, “Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed”, “Eyvah Gıybet Ettik”, “Madde Bağımlılığı”, “21. Yüzyıl Türkiye’sinde Din ve Diyanet I-II, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, (Derleme)”, “Osmanlı Toplumunda Zındıklık -Patburunzâde Örneğinde Bir İnceleme-“, “Selçuklu İslam Hukuku (Yükseliş Devri)”, “Türkiye Selçukluları Dönemi Konya Fıkıh Âlimleri, (478-708/1075-1308), “İslam Hukukunda Hırsızlık Suçu ve Cezası”, “Osmanlı’da Hırsızlık-Sebepleri ve Önleyici Tedbirler” başlıklı kitapları, çeşitli dergilerde yayımlanmış makaleleri ve denemeleri, Uluslararası bildirileri ile II. Uluslar Arası Dini Yayınlar Kongresi’nde sunduğu “Türk Sinemasında Din ve Din Adamı İmajı” adlı bir tebliği bulunmaktadır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir