Ezurum’un yanına yazacağım birbirinden değerli sıfat var. Her gittiğimde şehrin yeni bir yüzüyle tanışmanın vermiş olduğu bir zenginlik olarak görüyorum bunu. Doğasıyla, insanıyla, tarihiyle ülkemizin gözbebeği şehirlerinden biridir Erzurum.
Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca yürütülen “Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi” için 27-30 Mayıs 2025 tarihlerinde Erzurum’daydık. Anlaşılacağı üzere mevzu oldukça ehemmiyetli. Çünkü dijital kuşatma altında kalan çocuklarımız, gençlerimiz her gün biraz daha söz varlığından uzaklaşıyorlar. İşaretle ya da sembollerle anlaşmaya başlayacaklar desem yeridir. Bu sebeptendir ki özellikle ders kitaplarının söz varlığımızın nadide örnekleri ile zenginleştirilmesi için oldukça faydalı bir çalıştay süreci başlamış oldu.
Çalıştay sürecinin tümünde Talim ve Terbiye Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Nezir Gül Hocamızın yanımızda yer alması bizler için büyük bir onurdu. Çalışmalar Erzurum Hizmetiçi Eğitim ve Uygulama Merkezinde gerçekleşti. Çalıştayın yanı sıra Mehmet Nezir Gül Hocamızın planlaması ile bir de şiir gecesi icra edildi. Söz varlığımızın en önemli ögelerinden olan şiirlerimizle çalıştayın buluşması oldukça anlamlı oldu.
Erzurum’a demek ki baharda hiç gelmemişim. Şehrin her yeri leylaklarla bezenmiş. Hizmetiçi Eğitim ve Uygulama Merkezinin bahçesinde nereye baksanız bir leylak selamlıyor sizi. Hem de sadece mor leylaklar değil beyaz leylaklar da eşlik ediyor bu güzelliğe.
Şehre çıktığımızda bu leylak bayramının şehri tam anlamıyla kuşattığına da şahit olduk. Nereye gitsek bir tutam leylak yolumuzu kesti. Hem rengiyle hem kokusuyla bir leylak bayramının tam da ortasındaydık.
Leylâk denince Sezai Karakoç’u anmadan olmaz. Leylaklar onun şiirine en çok yakışan imgelerden.
“Söyleyemediklerini söyletirdin leylaklara”
“Leyla leylaktan yaratılmış”
“Korkardım altında durduğum leylâklara bakarken
Leylakların aydınlığında belirirdi mermer ülken”
“Leylak, matemin bereketi midir gönüller ülkesinde?”
“Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan
Gözlerine ait belgeler sunulur”
Karakoç’un içinden geçen çiçeklerin en güzellerinden birinin leylaklar olduğunu bu dizelerden anlıyoruz.
“leylaklar dökülsün güller ağlasın” şarkısı da her leylak görüşümde dilime takılan şarkılardan.
Erzurum’un görkemine çok yakışmış leylaklar. Şehirleri çiçeklerle anmanın ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor bu çiçek buluşması. Biz ki tarihteki bir devre lale ismini vermiş bir milletiz. Bunu şimdi şehirlerimiz için de yapabiliriz. Benim şehrim Tokat’ın adı; ak zambaklar şehri. Isparta gül şehri. Erzurum da leylaklara kucak açmış. Papatyanın, gelinciğin, lavantanın da kendine bir şehri yurt edinmesi ne güzel olur.
Çiçekler hayatımızın en güzel süsü. Çiçek olsa dünya, rengârenk bir ummanın içine bıraksak kendimizi. Şairin dediği gibi, bir çiçek yolumuzu kesse, ne güzel olur.
“Birdenbire
Bir çiçek
Rıhtım taşının aralığından
Uzatmış başını
Bir çiçek yolumu kesti!” (Cemal Süreya)
