Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Maske

İnsanlar sıklıkla doğal görünen yönlerini, özellikle yüzleri ve davranışları gibi, beğenmeyip gizlemeye veya değiştirmeye çalışırlar, bunun yerine beğendikleri şeylere ve kişilere benzeyen maskeler takarlar. Peki, insanlar neden maske takmayı tercih eder?

EKLENDİ

:

İnsanın, “doğal” olarak görünen yanlarını (= başta yüzü olmak üzere, huy veya davranışlarını da) beğenmeyerek örtmesi (= maskelemesi), gizlemesi ve beğendiği “şeylere/maskelere ve kimselere” benzetmesi.

Genelde biz maskeyi, kadınların yüzlerine yaptığı bir makyaj olarak biliriz; oysa hepimizde maske vardır, biz, kendimizi “doğal maske olan bedenimizle” başkalarına gösteririz, o beden maskesi ile başkaları tarafından görünürüz; önemli olan, bu maskenin doğal olup-olmamasıdır.

Bedenin kendisi de bir maskedir ama çoğumuz bu maskeyi (= bedenimizi) beğenmeyiz, onun üstüne yeni maskeler ekleriz = takarız.

Söz ve eylemlerimiz = davranışlarımız (de/da) çoğu zaman maskelidir, doğal değildir veya yapmacıktır.

Maske, bizi olduğunuzdan başka bir şekilde göstermek için taktığımız bir şeydir.

Peki, “olduğumuz o şey” nedir, nerededir?

İçimizde, özümüzdedir.

İçimizi, dışımızda/n gösteren şey, bedenimizdir. (= bedenimizin eylemleri olan söz ve davranışlarımızdır.)

Samimiyet = ihlâs, içerde olanın, dışa (= söz ve eylemlerimize), aynen, maskelenmeden, çarpıtılmadan, doğal bir şekilde yansıtılmasıdır.

İman, içtir; amel dıştır. İçerde olan, dışarıya aynen yansıtılmalı, iki yüzlülük (= münafıklık) yapılmamalıdır.

İman ile amel çelişir, çatışırsa, ortada kişiyi başkalarından gizleyen bir maske var, demektir.

Bazen, belki de çoğu zaman, söz, ameli; amel, sözü; söz, sözü; amel de ameli gizler.

Sözgelimi, “inanan ve namaz kılan” bir adam (= Müslüman), namazında sadece Rabbi (olan) Allah’ın Huzur’unda eğilir (= rükû) ve secde eder; ama namaz dışındaki hayatında başkaları önünde eğilirse, onların emrine râm olursa (= secde ederse?!), namazını maske olarak kullanmış olur ama Rab, tüm maskelerin altındakini görür ve bilir.

“ya eyyühellezîne âmenû! lime teqûlûne mâ lâ tef’alûn.” (61/2) = Ey İnananlar (= İman edenler), yapmadığınız şeyi niye söylersiniz?

Gerçekten inanmadığı hâlde inanmış gibi görünenler de doğal olmayan maskelerle aramızda dolaşırlar, dolaşmaktadırlar. (Bknz. 2/8 ilâ 27. 4/60. 9/73. 63/1.)

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar