1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Maske

Maske
0

İnsanın, “doğal” olarak görünen yanlarını (= başta yüzü olmak üzere, huy veya davranışlarını da) beğenmeyerek örtmesi (= maskelemesi), gizlemesi ve beğendiği “şeylere/maskelere ve kimselere” benzetmesi.

Genelde biz maskeyi, kadınların yüzlerine yaptığı bir makyaj olarak biliriz; oysa hepimizde maske vardır, biz, kendimizi “doğal maske olan bedenimizle” başkalarına gösteririz, o beden maskesi ile başkaları tarafından görünürüz; önemli olan, bu maskenin doğal olup-olmamasıdır.

Bedenin kendisi de bir maskedir ama çoğumuz bu maskeyi (= bedenimizi) beğenmeyiz, onun üstüne yeni maskeler ekleriz = takarız.

Söz ve eylemlerimiz = davranışlarımız (de/da) çoğu zaman maskelidir, doğal değildir veya yapmacıktır.

Maske, bizi olduğunuzdan başka bir şekilde göstermek için taktığımız bir şeydir.

Peki, “olduğumuz o şey” nedir, nerededir?

İçimizde, özümüzdedir.

İçimizi, dışımızda/n gösteren şey, bedenimizdir. (= bedenimizin eylemleri olan söz ve davranışlarımızdır.)

Samimiyet = ihlâs, içerde olanın, dışa (= söz ve eylemlerimize), aynen, maskelenmeden, çarpıtılmadan, doğal bir şekilde yansıtılmasıdır.

İman, içtir; amel dıştır. İçerde olan, dışarıya aynen yansıtılmalı, iki yüzlülük (= münafıklık) yapılmamalıdır.

İman ile amel çelişir, çatışırsa, ortada kişiyi başkalarından gizleyen bir maske var, demektir.

Bazen, belki de çoğu zaman, söz, ameli; amel, sözü; söz, sözü; amel de ameli gizler.

Sözgelimi, “inanan ve namaz kılan” bir adam (= Müslüman), namazında sadece Rabbi (olan) Allah’ın Huzur’unda eğilir (= rükû) ve secde eder; ama namaz dışındaki hayatında başkaları önünde eğilirse, onların emrine râm olursa (= secde ederse?!), namazını maske olarak kullanmış olur ama Rab, tüm maskelerin altındakini görür ve bilir.

“ya eyyühellezîne âmenû! lime teqûlûne mâ lâ tef’alûn.” (61/2) = Ey İnananlar (= İman edenler), yapmadığınız şeyi niye söylersiniz?

Gerçekten inanmadığı hâlde inanmış gibi görünenler de doğal olmayan maskelerle aramızda dolaşırlar, dolaşmaktadırlar. (Bknz. 2/8 ilâ 27. 4/60. 9/73. 63/1.)

1964, Ankara Çamlıdere’de doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi İzmit/Gölcük’te okudu. Lisansını Ankara Ünv. DTCF ile Anadolu Ünv. İktisat Fakültesi’nde tamamlayan Metin, yüksek lisansını Gazi Ünv. SBE’de, doktorasını ise Selçuk Ünv. SBE’de yaptı. Uzun yıllar Kültür ve Turizm Bakanlığında kütüphane memurluğu yapan Hasan Metin, daha sonra Çankırı Karatekin Üniversitesinde öğretim üyeliği görevinde bulundu. Daha sonra bu görevdeyken emekli oldu. Din, felsefe ve dil konuları üzerinde çalışmalarını sürdüren Metin’in kitaplaşmamış yazıları bulunmaktadır. Okumak, düşünmek, yazmak ve endişelenmek hayatının vazgeçilmezlerindendir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir