Bizimle İletişime Geçin

Genel

Mesnevi’den – 7

EKLENDİ

:

Mevlâna Celaleddin-i Rumi
(Belh, 6 Rebiülevvel 604/30 Eylül 1207-Konya, 05 Cemâziyelâhir 672/17.12.1273)
 
Allah’ın varlığını inkâr edip âlemin kadîm olduğunu söyleyen dehrîye cevap
2827 Dün biri, âlem, diyordu, sonradan yaratılmadır. Fânidir şu gökyüzü. Hak da ona vâristir.
2828 [Buna karşılık] bir felsefeci, nerden biliyorsun, dedi, sonradan olduğunu? Yağmurlar bulutun var oluşunu nerden bilecek?
2829 Sen bu değişim içinde bir zerre bile değilken nerden bileceksin güneşin sonradan olduğunu?
2830 Pisliğe gömülmüş olan kurtçuk, yeryüzünün başını sonunu nerden bilsin?
2831 Bunu taklit yoluyla babandan duydun. Ahmaklıktan buna sarıldın.
2832 Âlemin sonradan oluşuna dair, söyle, kanıtın nedir? Kanıtın yoksa gevezelik etme de sus!
2833 Adam, felsefeciye dedi, bir gün bu derin denizde iki kesimin tartıştığını gördüm…
2834 Bu iki kesim tartışıp münakaşa ederken çevrelerinde bir kalabalık oluştu.
2835 Ben kalabalığa yaklaştım ve durumlarına ilişkin bilgi edinmeye çalıştım.
2836 Dünya sonludur ve kuşkusuz bu yapının bir mimarı vardırdedi biri.
2837 Öteki dedi ki bu dünya ezelîdir ve kimseye dayanmaz. Mimarı yoktur ya da kendisi mimardır.
2838 [Önceki,] inkâr ettin, dedi, gündüzle geceyi var edip rızık veren yaratıcıyı.
2839 [Öteki] dedi, aptalların taklit yoluyla benimsedikleri dayanaksız sözü dinlemem ben.
2840 Hüccet ve delil getir. Çünkü ben, delilsiz sözü hiçbir zaman dinlemem.
2841 [Önceki] dedi, canımın içindedir delil. Canımın içinde gizli, delilim var benim.
2842 Gözünün fersizliği yüzünden hilali görmüyorsun sen. Ben görüyorum, bana öfkelenme.
2843 Dünyanın ezelî mi, yoksa sonradan yaratılma mı olduğuna ilişkin tartışma uzadı ve insanların [bu tartışmadan] başı döndü.
2844 Dedi, dostum, içimde âlemin sonradan yaratıldığına ilişkin bir delil ve kanıtım var.
2845 Kesin inancım var benim. Kesin inancı olanın delili, [gözünü kırpmadan] ateşe girmesidir.
2846 O delil dile getirilemez. Bil ki o, âşıklardaki aşk sırrının onların hallerine yansıması gibidir.
2847 Söylediklerimin sırrı ancak yüzümün sararıp solmuşluğundan anlaşılabilir.
2848 [Âşığın] yüzünde akmakta olan kan ve gözyaşı, [sevgilinin] güzelliğinin delili olmaktadır.
2849 [Öteki] dedi, ben onu bunu bilmem. Bana sıradan insanların benimseyebilecekleri bir delil getir.
2850 [Önceki] dedi, bir kalp altınla gerçek altın tartışmaya girişip [birbirlerine] sen sahtesin, ben gerçek ve değerliyim, dediğinde…
2851 Son sınama yeri ateş olup bu iki rakip ateşe girer.
2852 Böylece sıradan ve seçkin insanlar, onların durumunu öğrenerek kuşkudan kurtulup kesin bilgiye ulaşırlar.
2853 Durumları gizli olan gerçek ve sahte altın için suyla ateş sınavdır canım.
2854 Bu şekilde ben ve sen ateşe girelim de geriye kalan şaşkınlara delil olalım.
2855 Ben ve sen denize düşelim de bir işaret olalım bu topluma.      
2856 Öyle yaptılar ve girdiler ateşe. Her ikisi de vurdu kendini alevlerine ateşin.
2857 Allah’ın varlığını savunan kurtulurken, O’na karşı çıkan yanıp gitti.
2858 Ham ruhun körlüğünü artıran bu duyuruyu müezzinden dinle:
2859 Bu ad zamana karşın yanmamıştır. Çünkü o ad, yüce yerden gelmektedir.
2860 Çağlar boyunca bahse giren böyle yüz binlercesinin perdeleri yırtılmıştır.
2861 Bahse girdiklerinde doğru hep üstün gelmiş ve mucizeler cevabı vermiştir.
2862 Âlemin sonradan yaratıldığından söz edenin haklı olup üstün geldiğini anladım.
2863 İnkârcının kanıtı her zaman sarı benizlidir. Hani, o inkârın doğruluğuna bir tek işaret var mı?
2864 Bu âlemde inkârcıları öven ve onlara kanıt olan bir tek minare var mı hani?
2865 Bir konuşmacının çıkıp da bir inkârcının dönemini andığı bir minber var mı hani?
2866 [İnananların] adlarını taşıyan dirhem ve dinarların yüzü, kıyamete dek bu hakikatin göstergesi olmayı sürdürecektir.
2867 Kralların sikkeleri hep değişir. [Oysa] bak, Ahmed’in sikkesi kıyamete dek değişmez.
2868 Bir gümüş ya da altın para üzerinde bir inkârcının adını göster bakalım.
2869 Şu güneş gibi apaçık olan mucizeyi görmezden geliyorsan, adı “kitabın anası” (ümmü’l-kitâb) olan yüz dilli [mucize]ye bak.
2870 Ondan bir harf çalmaya ya da ona bir harf eklemeye kimse cüret edemez.
2871 Gâlibin dostu ol ki gâlip gelesin. Behey azgın, yenik düşenlerin dostu olma sakın.
2872 İnkâr eden, sadece görünür olanı göz önünde bulundurmayı dayanak alır.
2873 Oysa her görünür şeyin gizli hikmetleri dile getirmekte olduğunu hiç düşünmez.
2874 Tıpkı ilaçlarda gizli olan yarar gibi her dışyüzün yararı da içyüzüdür.
Mesnevî-i Ma‘nevî 4. Defter, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (1207-1273), Prof. Dr. Derya Örs – Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, İstanbul, 2015, s. 572-573.
Mevlana Celâleddin-i Rumi’nin hayatı-eserleri ve kişiliği hakkında:

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar