Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin sebat-ı anlayışı.
Ağır bir mesuliyetle içreydi.
Yüklendiği erdemlerle otururdu, mahfede.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin rahne-i ağıdı.
Zâhirde cahil, batında âlimdi.
Mukadderat kalemiyle karalardı, sahrede.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin tarihi tekerrürü.
Aşığın toprakla helalleşmesiydi tevazusu.
Hiddet denizlerinden rahmet ırmaklarınaydı, inancı.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin münkesir ibretleri.
Göklerin yolu içtedir, gönüldedir.
Hangi taneden su içtiyse, rahmet-i makamı orasıydı.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin ruh-u menfuhu.
Arzlar, semâlar, dağlar yüklenemezdi; bu ağırlığı.
Hırkam bana yük çığlıklarıydı, mesuliyeti.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin künhun anlayışları.
Tur-ı sinesi oluyordu koku, ırmaklarda.
Emanetlerin tasavvurunda eziliyordu, helaklar.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin kemali zuhuru.
İbret yok muydu aheste seyr iken, insan.
Ahkâmlar, ihtiraslar; zulümlere gebeydi bu topraklarda.
Eskilerdendi,
İşitilirdi bir garibin taharri manaları.
Mağripten maşrakaydı, avare dehşetler.
Kalk ey zavallı yolcu!
Arzlar, dağlar, semalar bu emanetten, ictinab.
Sen ki ademdin, naçiz bir çamur.
Bir dinar için razıydın, bigane tahakkümlere.
Ağır bir mesuliyetle içreydin,
Emanet-i arzın mükellefiyetlerinde.
Kalk ey zavallı yolcu!
Ne arzlara ne dağlara ne semalaraydı,
İnsana tevdi edilmiş bir halifelik mesuliyetindesin…
