Bizimle İletişime Geçin

Şahsiyet

Muallim Mahir İz ve Ezan Hikayesi

Yıl 1933. Mahir İz Hoca, Edremit Ortaokulu’na müdür olarak tayin edilir. Ezan, 1932 yılından itibaren Türkçe okutulmaya başlandığı ve sıkı ‘takibata’ alındığı yıllar. Bu durum Mahir İz hocanın içinde bir yaradır. Ne yapması gerektiğine dair düşünür ve bu duruma kendince bir çözüm yolu bulur.

EKLENDİ

:

48. Ölüm yıldönümünde Mahir İz’e rahmet niyazıyla.

Yıl 1933. Mahir İz Hoca, Edremit Ortaokulu’na müdür olarak tayin edilir. Ezan, 1932 yılından itibaren  Türkçe okutulmaya başlandığı ve sıkı ‘takibata’ alındığı yıllar. Bu durum Mahir İz hocanın içinde bir yaradır. Ne yapması gerektiğine dair düşünür ve bu duruma kendince bir çözüm yolu bulur. Her sınıfta birer saat ders yapmaya karar verir. Kendisi Edebiyat Hocası olan okul müdürü Mahir İz Hoca, her şubenin dersine birer saat gönüllü olarak girip ders yapacağını, sınıf hocalarına bildirir.

Ve derslere başlar. Mahir Hoca, derslere söylediği üzere girmeye başlar. Tüm sınıflar için bir ortak konu belirlemiştir. Her sınıfta dersin ortak konusu, Tevfik Fikret’in SABAH EZANINDA şiiridir. Tüm sınıflarda derse girmekle ders aynı usulle işlenmektedir, Hoca tarafından. Hoca, evvelentahtaya şiiri yazar ve önce kendisi vurgulu bir şekilde sesli okur. Sonra tüm sınıflarda talebelere vurgu ve tonlamalara dikkat çekerek okutur. Her sınıfta bir ders, Fikret’in Sabah Ezanında şiiri konu olarak seçilip işlenmekte, okutulmaktadır. Şiiri çocuklara okutmaya başlayan Hoca, sonrada ”bu yavrular, ezanı unutmasınlar” diye ezanın geri kalan kısmını da, kendisi sesli okuyarak tamamlar. Müdür Mahir Hoca derslere bu minval üzere devam eder. Hoca okulda kurduğu sistem ile tüm sınıflarda memleket evlatlarının hem kulağına hem de ruhuna ezanı işleye işleye derslere devam eder. Ancak onu izleyen bir kulak ve bir göz bu olanları şikâyet konusu yapmak için not eder.

Bu mevzu, yankılar halinde Ankara’ya yetiştirilir. Maarif merkez teşkilatına böyle bir konunun şikayeti ulaşmıştır. O zaman ‘Maarifin Azraili‘ nam Maarif Müfettişi Fethi İsfendiyaroğlu, konuyu tahkik için görevlendirilir. O devir için kendisinenet talimat verilmiştir: ’‘Bu adamı(Mahir İz) ye”

Müfettiş Edremit’e gelir. Araştırma ve çalışmalarına başlar. Maksadı kendisine ulaştırılan şikâyetlerle ilgili ‘’suç(!) delili toplamaktır. Velilerle, talebelerle, muhitle, öğretmenlerle görüşür. En sonunda Müfettiş İsfendiyaroğlu, Müdür Mahir Hoca’yla karşılıklı oturarak konuşmaya başlar: ”Müdür Bey, bu anlatılanlara göre suçun alâsını işlemişsiniz!!! Fakat o kadar güzel kamufle etmişsiniz ki!!!. Her şeyi usul i dairesinde ve kılıfına uydurarak yapmışsınız. Başka hiçbir işlem yapmayacağım. Bu nedenle sizi tebrik ediyorum. Görevinize devam edin”diyerek soruşturmanın sonucunu açıklar. .

Bir nesli, bu fedakâr çabalar ayağa kaldırdı. Aşk dolu sinesinde ‘talebe evlattan evladır’ diyerek, bedelini düşünmeden vazife yapan Mahir İz Hoca’ya bu ölüm yıldönümünde Cenab-ı Mevla’dan sonsuz rahmetler diliyorum. Muallim Mahir Baba, yattığın yerler nur olsun. O zorlu dönemde talebesine, bu şiirle ışık olma fırsatı veren Tevfik Fikret’e de, Rabbimden merhameti ile muamele etmesini niyaz ediyorum.

Sabah Ezanında

Allahü ekberAllahü ekber

Bir samt-i ulvî: Güya tabiat

Hâmûş hâmûş eyler ibâdet.

Allahü ekberAllahü ekber

Bir samt’i nâlân: Güya avalim

Pinhan ü peyda, nevvâr ü muzlim

Etmekte zikr-i Hallâk’ı dâim.

Allahü ekberAllahü ekber

Bir samt-ı ulvi: Kalb-i tabiat,

Bir samt-ı nâlân: Rüh-ı avâlim

Etmekte zikr-i Hâllâk’ı dâim

Etmekte ra’şân ra’şân ibâdet.

Sözlük

Samt-ı ulvi: Yüce suskunluk

Hâmûş: Sessiz, susmuş

Nalân: İnleyen

Avalim: Dünyalar

Pinhan: Gizli

nevvar: Aydınlık, çok parlak.

Muzlim: Karanlık

Ra’şân: Titrek, titreyen

(1897)

Tevfik Fikret

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar