1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Narin Güran İçin İki Şiir

Narin Güran İçin İki Şiir
0

Vikipedi özgür ansiklopedide “Narin Güran cinayeti” maddesinin özet ve giriş niteliği taşıyan ilk bölümü şöyle:

“Narin Güran cinayetiDiyarbakır ilinin Bağlar ilçesinin kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ailesi tarafından 21 Ağustos 2024’te kaybolduğu ilanı verildiği, 8 Eylül 2024’te cesedinin bulunduğu olay. Cesedi köyün yakınındaki Eğertutmaz Deresi’nde bir çuval içinde bulunmuştur.

19 Eylül 2024’te açıklanan Adli Tıp Kurumunun raporuna göre Narin Güran’ın “ağız burun kapanması ve boyuna baskı sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı ölüm” olduğu belirlendi.

28 Aralık 2024’te Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran’a iştirak hâlinde kasten öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Cesedi dere yatağına saklayan Nevzat Bahtiyar ise 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Mahkeme sürecinde cinayet itirafı çıkmazken yalnızca Nevzat Bahtiyar, Narin Güran’ın cesedini dere yatağına sakladığını söyleyerek suçunu itiraf etti.

Kamuoyunda aylarca konuşulan gerek cesedi arama çalışmaları gerek yargılama süreci çeşitli eleştirilere yol açan bu olayın merkezinde yer alan Narin hakkında kaleme alınmış iki şiir okudum.

Şiirlerin ilki, Tunay Özer’e ait. Şairin Hece Yayınları tarafından Kasım 2024’te okura sunulan Kekemelerin Alacağı Var Dilden adlı kitabının 132. sayfasında yer alan şiir şöyle:

NARİN

Küçük kız sorar:

Ben öldüm mü şimdi?

Utanır melekler.

Başını öne eğer otlar.

Susar kuşlar, böcekler.

 

Beni incittiler galiba,

Ondan böyle oldum.

Neden ismimi Narin

Koydular o zaman?

 

Nasıl anlatsam?

O kadar küçüksün ki!

Gözlerinse pek büyük.

Sığmıyor yüzüne.

Bağladılar bu nedenle.

 

Ve dışarısı nasıl kalabalıktı!

Diyor iki refakatçı melek.

Görülmüş şey değildi.

 

Abiler, ablalar vardı

Tanımadığın.

Yoluna çiçekler serptiler.

 

Görmeliydin kendini!

Beyaz bir kelebek gibi

Geçip gittin aralarından.

 

Çok canlı, konuşkan ve güleçsin ya,

Akranların seni başkan seçtiler.

 

Gördüğünüz gibi şair, bir cinayetten, bir vahşetten, bir ahlaksızlık ve zulüm örneğinden içimizi ürperten, yüreğimizi hem sızlatan hem ferahlatan, gönlümüzü genişleten bir cennet manzarası çıkarıvermiş.

Şairin bunu bize teselli vermek için uydurduğunu sanmayalım lütfen. Bu, Tunay Özer’in muhayyilesinde teressüm eden hakiki bir manzaradır. “İki refakatçi melek”in sözleri arasında “Akranların seni başkan seçtiler” gibi dünyevi bir mesajın bulunmasını yadırgayanlarınız olabilir ama buna hoşgörüyle de bakabilirsiniz. (Ben öyle yaptım. Önce yadırgadım, sonra hoş gördüm.)

İkinci şiir, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin yayımladığı Mevsimlik Kültür, Edebiyat ve Sanat Dergisi Berdücesi’nin Kış 2025 tarihli 12. sayısının 74. sayfasında yayımlandı.

NARİN

Saçların bir denizin

Köpüklü dalgası gibi

Berrak ve sonsuz

 

Bir martının kanadında

Düşlerin ve gülüşlerin

 

Bugün sen de

Bizimle

Gülüp oynayacaktın

Teneffüste bahçeye koşacak

Bir parça ekmek atacaktın

Yavru serçelere

 

Senin için yağacaktı yağmur

Bütün kötülükleri yıkayıp

Kirpiklerini ıslatacaktı

Senin için açacaktı

Bütün çiçekler

 

Mavi bir orman olacaktı gözlerin

Toprak kadar bereketli ellerin

Eğer yaşıyor olsaydın

Biricik arkadaşım Narin

 

Sen kaybolunca

Ve büsbütün kaybolunca

Bütün çiçekler narin

Hepimiz Narin         

 

Şiirin altında Ayşegül Sözen Dağ imzasını görünce onun çocuk edebiyatı alanında da eserler vermiş bir yazar olduğunu hatırladım hemen. Bundan dolayı bu şiirinde kendi sesinden ve sözünden ziyade, Narin’in yaşıtlarının seslerini, onun arkadaşlarının sözlerini, duygularını, dileklerini yansıttığını düşündüm.

Şiirin son bölümünde “Sen kaybolunca” ile “Ve büsbütün kaybolunca” dizeleri arasındaki fark, “kayıp ihbarı” ile “cesedin bulunduğu tarih” arasındaki uzun zamanı hatırlatıyor. Son iki dizede “narin” ile “Narin” arasındaki yazım farkı da öğretmen şairin imla dersi olarak dikkatimizi çekiyor. Ayşegül Sözen Dağ’ın öğrencilerinden biri olsaydım ona şunu demek isterdim: “Çok teşekkür ederim öğretmenim, güzel şeyler yazmışsınız fakat ben “Hepimiz Narin” demek istemiyorum!”

 

 

1956 Konya doğumlu. İlköğrenimini Konya’da, ortaöğrenimini Konya, İzmir ve Balıkesir’de gördü. Erzurum’da Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Hatay-Kırıkhan, Konya-Ilgın, Amasya merkez, Konya Meram Fen Lisesi, Halep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Artvin Çoruh Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde hoca, MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nda üye olarak çalıştı. Artık emekli, 2012’den beri Ankara’da yaşıyor. Evli, dört çocuk babası. Edebiyat dergisinde şiirle başladığı yazı hayatını çeşitli dergi ve gazetelerde sürdürdü. Arapçadan çeviriler, Osmanlı Türkçesinden aktarmalar yaptı. Aylık edebiyat dergisi Hece’nin yazı kurulunda.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir