Bizimle İletişime Geçin

Din ve Hayat

Nûn ve Kalem ve Kitap

“Her şahıs nûn içinde bir nokta, şu fezâ içinde bir arz gibi, arz üzerinde bir beden, beden içinde: “Ben! Ben!” deyip duran, uğultulu, iniltili, kederler ve neşeler içinde titreyen, arzu ve ümitler içinde taşan, aşk meşk ile çoşan, haddini aşan, acı tatlı hadiseler içinde yaşayan, Hakk’ın kazâ ve kader kalemiyle yazmış olduğu pek güzel bir yazıdır.”

EKLENDİ

:

Allah tarafından melek aracılığıyla gönderilen son ilahi kitabın ismi “okumak” anlamına gelen Kur’ân, aynı zamanda “yazmak” anlamına gelen Kitaptır. Kur’ân’da, okunan ve yazılan bu aydınlık, hikmet dolu kitabın üzerine yemin edilmeyen adeta hiçbir öğesi yoktur. Bu bağlamda Kur’ân’a, Kitaba, kaleme, nûna/mürekkebe, yazılan satırlara, deriye yemin edilmiştir. Ayrıca Kur’ân’ın ilk nâzil olan âyetlerindeokumak ve kalemle yazmakbirlikte zikredilmektedir. Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.(Alak 1-5)

Kur’ân’da, okumayla ilgili hususlara dikkat çekildiği gibi yazmakla ilgili olarak Kalem sûresinin ilk âyetinde bir manaya göre “mürekkep hokkası” anlamına gelen ‘‘nûn’’a,kaleme ve kalemin yazdığı satırlara yemin edilmektedir. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıkla(satırları)nayemin olsun...” (Kalem 1) Tûr sûresinde ise yazının yazıldığı diğer bir materyale deriye/parşömene yemin edilmektedir.Tûr’a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab’aandolsun.” (Tûr 1-3)

Dillerde sürekli olarak okunan, hattatların kalemleriyle gece gündüz yazdıkları Mushaf/Kur’ân, okuma”nın üzerinde sıklıkla durduğu gibi özellikle kitap ve kitabı oluşturan unsurlar üzerinde de hassasiyetle durmuştur. Allah tarafından gönderilen “Kitap” olan Kur’ân, aslı levh-i mahfuzda (korunan levha) saklı duran şerefli Kur’ân’dır. (el-Bürûc 22) Yüce Allah, Kur’ân’ı yazan kâtipler hakkında “Bu kitap şanlı, yüce, tertemiz sahifelerdir. Asil ve faziletli kâtipler eliyle yazılmışlardır.” (Abese 13-16) buyururken, sayfaları okuyan elçi hakkında ise: “Allah tarafından bir Resûl ki en değerli pâyidâr kitaplar içinde bulunan temiz ve pâk sahifeler okurbuyurmaktadır. (el-Beyyine 2-3)

Sonuç olarak, Kur’ân’ın üzerine yemin ederek dikkat çektiği kalem ve kitap, İslam medeniyetinin en önemli mümeyyiz vasıflarından olmuşlardır. Asr-ı Saadet’ten bu yana İslâm medeniyeti, kitap ve kalem medeniyeti olmuştur. Bugün başta İstanbul olmak üzere İslam coğrafyasının farklı şehirlerinde hattatlar tarafından son derece büyük bir sanatkârlık eseri ve eşsiz bir estetikle yazılan Mushaflara baktığımızda dünyanın dört bir yanında kütüphanelerin ve müzelerin en müstesna hazineleri olarak yerlerini koruduklarını görebiliriz.

Sonuçta kalem değerli olduğu gibi onu tutan el de değerlidir. Mürekkep değerli olduğu gibi mürekkebin üzerine döküldüğü kâğıt da değerlidir. Kitap değerli olduğu gibi onu okuyan da değerlidir. Sözü, kalem ve kâğıt hakkında söylenen bazı şiirlerve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın kardeşi ve Kalem Güzeli adlı eserin yazarı Mahmud Bedrettin Yazır’ınnûn” hakkında söyledikleriyle bitirelim.

Yufkadır kâğıd-ı dil eşk ile âhârlayıp

Mühre-i dağ ile şeffâf ü kalemgîr edelim

Bir kalem kaşlı, mürekkeb saçlı kâtip dilberi

Halkı Mecnûn ideyazdı sahn-ı Kâğıdhânede

Nakşvaslı hakk olunmaz safha-i endîşeden

Açsa bin şakk, gezlek-i hicran dil-i dîvanede

Ey hâme! Niçun durursun öyle?

Buldum sana bir vesîle, söyle…

Haydi kırtasa eyle vaz’-ı cebîn,

De, sücûdunda: “Rabbena âmin!”

Mahmud Bedrettin Yazırnûn”u şöyle betimlemektedir:

Her şahıs nûn içinde bir nokta, şu fezâ içinde bir arz gibi, arz üzerinde bir beden, beden içinde: “Ben! Ben!” deyip duran, uğultulu, iniltili, kederler ve neşeler içinde titreyen, arzu ve ümitler içinde taşan, aşk meşk ile çoşan, haddini aşan, acı tatlı hadiseler içinde yaşayan, Hakk’ın kazâ ve kader kalemiyle yazmış olduğu pek güzel bir yazıdır.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar