Bizimle İletişime Geçin

Kitap

Örnek Bir Akademisyen Prof. Dr. Mustafa Fayda

EKLENDİ

:

Türkiye’de klasik dönem İslâm tarihi çalışmalarının duâyen isimlerindendir Fayda Hoca. Onun hatırlarını hep merak etmişimdir. Zira hem bir Konyalı olarak Hacıveyiszâde Mustafa Kurucu’nun torunu olması, hem de ihtilal dönemlerinde İmam-Hatip Lisesi ve Ankara İlahiyat Fakültesi’nde okumuş olması gözlemlerinin ve hatıralarının önemini artırmaktadır. Bu merakımı Hocanın öğrencilerinden iki akademisyen, Prof. Dr. Eyüp Baş ile Prof. Dr. Fatih Erkoçoğlu dostlarım giderdiler. Merhum Halil İnalcık hoca ile başlayan “Nehir Söyleşi” türünün şimdilik son örneği, “İslâm Tarihçiliğine Adanan Altın Bir Ömür Prof. Dr. MUSTAFA FAYDA” adlı kitap oldu.

Mustafa Fayda Hoca, Konya’da Hasan Hüseyin Bey ve Sekine Hanım’ın üç oğlunun ortancası olarak 1943 senesinde dünyaya gelmiştir. Annesi Hacıveyiszâde Mustafa’nın kızı ve Konya’nın tanınmış ailelerindendir. İlkokuldan sonra Konya İmam-Hatip Lisesi’nden 1961 senesinde mezun olmuştur. Lise yıllarında Konya’daki dini ve sosyal hayat, örf ve adetler hakkında aktardıkları zevkle okunmaktadır. Liseden sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne kaydolan hocanın Diyanet ve Ankara’nın dini yapısı hakkındaki yaptığı gözlemleri, kendisinin bu yıllarda din görevlisi olması hasebiyle oldukça önemlidir. Ancak bana göre, bu konu üzerinde fazla durulmamıştır. Hocaya bu konuda daha çok soru sorulsaydı, Hoca cevap verir miydi, bundan emin değilim. Zira Fayda hocanın yapısında itidal var ve her zaman kimilerine göre “aşırı uç” olarak nitelendirilen bazı görüşlerden uzak durmuştur.

Ankara İlahiyat Fakültesi’nin o yıllardaki kadrosu hakkında verilen bilgiler ve asistanlığı sonrasındaki süreç hakkında anlattıkları kitaptan okunmalıdır. Doktora tezi hazırlama aşamasında anlattıkları ise hocanın, biz dâhil, bütün lisansüstü talebelerine anlattıklarıdır. Fayda Hoca yurtdışı tecrübelerini, özellikle Suudi Arabistan yıllarını ve bu yıllarda merhum Ali Ulvi Kurucu ile oradaki temaslarını çok güzel hatırlarla anlatmaktadır.

1985 senesinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne profesör olarak atanan Mustafa Fayda Hoca için bu dönem, en verimli olduğu dönemdir. Zira lisans derslerinin yanı sıra lisansüstü dersler de vermeye başlamış, diğer taraftan da İslâm Ansiklopedisi’nde, İslâm Tarihi kısmının başında aktif olarak görev almış ve ansiklopediye çok önemli maddeler yazmıştır.

Fayda Hoca’nın Marmara İlahiyat Fakültesi’nde ilk lisansüstü öğrencilerinden sayılırım. 1985 senesinde Bursa İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra bir taraftan tayin beklerden, bir taraftan da yüksek lisans yapmak peşinde koşuyordum. 1986 Şubatında İstanbul Gaziosmanpaşa Vefa Poyraz Lisesi’ne öğretmen olarak tayinim çıktığı günlerde, bir gazetede Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslâm Medeniyeti ve Sosyal Bilimler anabilim dalına beş yüksek lisans öğrencisi alınacağına dair ilan dikkatimi çekti. Dikkatimi çekmekle kalmadı, âdeta sevinçten uçtum. Hemen evrakları hazırlayarak enstitüye başvurdum ve sınav günü Bahçelievler Kampüsü’ndeki sınav salonuna gittim. Salonda sınava giren yaklaşık 30 kişi vardı. Daha sonra Prof. Mustafa Fayda hoca olduğunu öğrendiğim, kısa boylu, tıknaz, boyuna göre kilosu biraz fazlaca olan biri salona geldi ve; “Arkadaşlar, Din Eğitimi, İslâm Tarihi ve Dinler Tarihi’nden öğrenci alacağız, herkes tercihini ona göre yapsın” dedi. Her üç bilim dalında kendisi soru sordu ve sınavın sonucunda ben dâhil beş kişiyi başarılı buldu. Hoca: Ali Mazak, Erşahin Ahmet Ayhun, Mustafa K. Köksal ve Dinler Tarihi’nde o zaman asistan olan Kürşat Demirci (şimdi Prof. Dr. ). Hepimizin de görevi vardı. Mustafa Fayda Hoca ile Salı günleri öğleden sonra ilk dönem İslâm Tarihi ile İslâm Tarihinin Kaynakları adlı iki dersimiz vardı ve bu dersler iki dönem devam etti. O dönem hocanın derslerinin bir kısmını Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden aralarında Zekeriya Kurşun (Prof. Dr.) hocanın da olduğu bir grup öğrenci de takip ediyordu. Dersler genellikle hocanın, iki katlı eski binadaki bölüm başkanlığı odasında, kısmen de eskiden yurt olarak da kullanılan binadaki odasında olurdu. Özellikle ikinci odayı çok isterdik, zira dört duvar da boydan boya kitaplarla dolu idi ve birçok kaynağa anında ulaşma imkânımız vardı. Hoca ders esnasında hem çay söyler, hem de hiç bırakmadığı sigarasını içerdi. Saat 18:00’den sonra da bizi İslâm Ansiklopedisi’nin o zaman Altunizade’deki ilk ve küçük binasına davet eder ve O’nun denetiminde oradaki kaynaklardan araştırma yapardık. Hocanın birçok yönünü takdir ederdik, ancak şunu hiç unutmadım: Hoca, ders yapmayacağı zaman, her birimizin görev yaptığı yerleri tek tek arayarak ders yapmayacağını haber verir ve boş yere gelmemiş olurduk, böylece o zamanki İstanbul trafiğinde vaktimiz boşa harcanmazdı.

Hatırat kitabında anlattıkları ve tavsiye ettiği kitapları o derslerde bize de tavsiye ederdi. Ben de hafta sonları soluğu Beyazıt Sahaflar Çarşısı ile Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı’nda alır, defterime yazdığım kitapları almaya çalışarak listeyi tamamlamaya çalışırdım. Nitekim Hoca’nın, hatıralarının satır aralarında bahsettiği M. Fuat Köprülü’nün kitapları, Osman Turan’ın kitapları, Zeki Velidi Togan’ın Tarihte Usûl başta olmak üzere Umumî Türk Tarihi’ne Giriş adlı eserleri, hatta Fevziye Abdullah Tansel’in İyi ve Doğru Yazma Usulleri I-II, III adlı eseri o zaman edindiğim ve dikkatle okuduğum kitaplardır. Fayda Hoca, sadece kendi çalıştığı saha ile ilgili kitapları tavsiye etmez, tarihin hemen hemen her sahasında, hatta sosyal bilimlerin birçok sahasında bilgi sahibi olduğu için, o sahalara da uzanır ve kaynak tahlili yapardı.

Özellikle akademik fişleme usulü ve bibliyografya konusu kendisinden istifade ettiğim ve hala devam ettirdiğim hususlardır. Zira hocaya göre, “ilim, durum tespiti ile başlar.” (s. 258) “Bir konu çalışılırken, üç şey önemlidir: Daha önce çalışılmayan bir konuyu çalışmak, ikincisi çalışılıp yanlış neticeler vermiş bir konuyu düzletmek, üçüncüsü ise, hakkı verilmemiş bir konuyu eksikleri tamamlayarak çalışmak” (s.259). Tabi bu konuları bilmek için de geniş bir bibliyografyaya sahip olmak gerekir. İşte Hoca’nın dikkat çektiği ve önem verdiği husus budur.

Fayda Hoca, hatıralarının satır aralarında Osmanlı son döneminden başlayarak Cumhuriyet’in ilk dönemlerine ait, özellikle eğitim/öğretim konularında oldukça dikkat çeken bilgiler aktarmaktadır. 1980 ihtilalinin başı olan Kenan Evren’in Ankara İlahiyat Fakültesi’ni ziyaretini detayları ile anlatması hafızasının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.

Bir ömrü başta Hazreti Peygamber (sav) dönemi ve Hz Ömer gibi konuları araştırmaya adayan Mustafa Fayda Hoca, son yıllarda sohbetlerinde benim de şahit olduğum bir hususa dikkat çekmekte ve bunu kitapta da anlatmaktadır:  Kur’an-ı Kerim’in Âl-i İmran Sûresi 164. âyet: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.” Fayda Hoca bu âyette geçen وَيُزَكّٖيهِمْ konusuna özellikle vurgu yapmakta ve kitapta da bunu birden fazla yerde dile getirmektedir. İstanbul Fetih Cemiyeti’nde, birkaç yıldır 15 günde bir gerçekleştirdiği Kur’ân sohbetlerinde de bu hususa özellikle işaret etmektedir.

Bu vesile ile kitabı hazırlayan Eyüp Baş ve Fatih Erkoçoğlu’na teşekkür ederken, Hocam Prof. Dr. Mustafa Fayda’ya yazmayı düşündüğü hususları bitirmek üzere ve daha nicelerini de tamamlamak üzere sağlıklı ve huzurlu bir ömür dilerim. Hocam, ömrünüze bereket.

 

Eyüp Baş, Fatih Erkoçoğlu, “İslâm Tarihçiliğine Adanan Altın Bir Ömür Prof. Dr. MUSTAFA FAYDA, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara Aralık 2023, 282 sayfa. (266-282. sayfalar arası fotoğraflar)

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar