Bizimle İletişime Geçin

Dünya

Özbek Mutfağının Nazende Güzeli: Kök Çay

EKLENDİ

:

Assalomu aleyküm!

Özbekistan’da nereye giderseniz gidin, biriyle karşılaştığınız vakit duyacağınız ilk söz budur: Assalomu aleyküm!

İster resmî bir toplantıya iştirak edin ister otele, pazara, okula yahut başka bir yere gidin, insanlar her yerde sizi bu esenlik ifadesiyle karşılar. Yaşlı genç, kadın erkek, öğrenci hoca herkesin dilinde iki küçük kelimeye kocaman dua ve temennilerin sığdırıldığı bu söz vardır. Güler yüzlü, yardımsever Özbek insanı “Selam, kelamdan öncedir.” hadisini gündelik hayatın temel bir düsturu hâline getirmiştir. Uzun süren Sovyet baskısından sonra İslam menşeli bu şifa ve selamet cümlesinin halk arasında diri kalması ne büyük bahtiyarlıktır!

Özbek halkı selamlaşmaya çok önem verir. Ülkede bu insani eylemin, diğer Türk-İslam devletlerinden ayrılan, kendine has bir yönü vardır. Bu coğrafyanın insanı, çocuklarını “Edebin başı selam iledir.” şiarıyla büyütür ve bu şuur, onlara küçük yaşlardan itibaren aşılanır. Hangi durumda ve nerede olursa olsun, selamı veren daima küçüklerdir. Büyükler de onlara “Va Alaykum Assolom!” cevabıyla mukabele eder.

Özbekistan’da nereye giderseniz gidin, selam ve hasbihâlden sonra size hemen kök çay ikram edilir. Bir eve misafir olduğunuzda yahut yemek için herhangi bir lokantaya, kendi deyişleriyle “oşxona”ya (aşhane) gittiğiniz zaman sizi istikbal eden yine kök çaydır. Masada, ısıtılmış porselen demlik içinde getirilen kök çayın yanında “piyala” (piyale) denen kulpsuz porselen kâseler bulunur. Çay bu kâselerle içilir. Beyaz, krem veya pamuğu andıran renklerin yahut desenlerin hâkim olduğu demlik ve kâseler, içenlere Özbekistan’ın bir pamuk ülkesi olduğunu da fısıldar.

“Kök” Türkçe bir kelimedir. Dilimizdeki öyküsü Köktürk Yazıtları’na kadar uzanır. Bugün Türkiye Türkçesinde “gök” şeklinde söylenir ve yazılır. “Sema, uzay, gök kubbe, felek” anlamlarının yanı sıra “mavi, yeşil, mavi ile açık yeşil arası” gibi karşılıklara sahiptir. Halk arasında “masmavi, yemyeşil, olgunlaşmamış” başta olmak üzere başka anlamları da vardır kelimenin. Dağarcığındaki bu anlam zenginliği, Türkçenin kadim dönemlerinden beri takip edilebilir.

Adını bu semavi kelimeden alan çayın içimi rahattır. Her öğün sofrada mutlaka yerini alır. Sindirimi kolaylaştırdığı gibi, karın ağrısı ve ishal gibi hastalıklara da iyi gelir. Özellikle etli yemek ve pilavların kolayca hazmedilmesini sağlar. Özbek mutfağının et ve yağ yoğunluklu yemeklerden olduğu dikkate alınınca çayın iyi bir seçim olduğu anlaşılır. Harareti giderir, tansiyonu düşürür. Başlangıçta açık sarı olan rengi, demini aldıkça yavaş yavaş yeşile döner.

Özbek mutfağının beyaz elbiseler üstüne sarılar, yeşiller giyinmiş nazende güzeli, işte bu renkle adlandırılan “kök çay”dır. Bizdeki şekliyle söylersek yeşil çaydır.

Kök çay, pişirilmesinden içilmesine kadar arka planında zengin bir kültür barındırır. Ülkede her yaştan insan bunları bilir ve hiç yüksünmeden bu kadim geleneği yaşatmak için çaba sarf eder. Mesela kız isteme merasimlerinde gelin adayından erkek tarafına çay servis etmesi beklenir. Yeni gelinin, düğünden sonra evine gelen konuklara çay ikram etmesi de âdettendir.

Çayın ikram edilişi ise başlı başına bir ritüeldir. Demlik ve kâseler özenle getirilip masaya konur. Evin kızı, küçüğü yahut hanımefendisi; mihmanlara, aile büyüklerine, yaşlılara, kendisini görmeye, istemeye gelen kişilere, damada büyük bir ihtimamla ikram eder. İkramdan önce bir kâseye 3 kez azar azar çay doldurur ve her seferinde o doldurduğunu demliğe döker. Dördüncü kez doldurduğu kâseyi dökmez ve ilk misafire uzatır. Bu şekilde bir yandan piyalanın ısınmasını ve çayın kıvamını almasını sağlarken diğer yandan da misafire, eşe, büyüğe duyduğu saygıyı göstermiş olur. Kâseyi de alttan tutar, dudak kısmına asla değmez.

Çay kâseye daima birkaç yudumluk konur. Bu, misafirin çayını daima sıcak içmesi içindir. Konuğa, eşe, büyüğe duyulan saygının da bir ifadesidir aynı zamanda. Piyalayı ağzına kadar doldurmak ayıp addedilir. Demlik ve kâsenin içindeki çayın daima taze ve sıcak olması istenir.

Sadece yemekler değil görüşmeler, toplantılar, ziyaretler, misafirlikler Türkistan ilinde kök çayla başlar, kök çayla biter. İçimiyle muhabbeti, takdimiyle saygıyı artırdığına inanılan çayın, bölgeden bölgeye değişen farklılıklar bulunmakla birlikte servisi genellikle böyledir.

Çay, o coğrafyaya Çin’den gelmiştir. Başlarda varlıklı ve nüfuzlu kişilerin sofrasını süsleyen bu bitki, zamanla her haneye girerek herkesin tükettiği bir içecek olmuştur. İpek Yolu’nun güzergâhında, Türkistan ülkesinin tam ortasından yer alan Özbekistan’da, kök çaydan başka farklı çaylar da tüketilir. Sütlü, şekerli, reçelli çayların yanında ülkemizde çok sevilen siyah çay da bulunur. Fakat Özbek Türklerinin “kora” (<kara) kelimesiyle zikrettiği siyah çay, bu coğrafyanın öncelikli tercihi değildir.

Kök çay; çiçek desenli, nakışlı ekmeklerin, içi kıyma dolu yağlı samsaların, türlü sebze ve meyvelerin süslediği rengârenk Özbek mutfağının nazende güzelidir. Bu gastronomi ülkesinin de millî içeceğidir.

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar