sevda için girdiğim her kavgayı kaybettim alyoşa
gel otur yanıma erkek erkeğe konuşalım
her defasında bir kara rüzgar gelip girdi aramıza
ateş düşürdü kayalara beni ferhat sandı sanırım
anahtarı içinde kırılmış bir kapının kapanışı gibi
gizliden bir not bırakmış dilime
kendi yüzümü tanıyamadım bunu kimseye söyleme
iyi de hatıraları nasıl saklarım
bu nasıl bir sınanmaktır keşke saçlarımı kazısaydım
söylesene alyoşa ben hangi dinin kafiriyim
onu ondan bile çok severken
ay nereye gitti yusufu nasıl yalnız bıraktı
omuzlarımdaki kutsal çürüklere aldırmadan
usandım her akşam biteviye
kan çiçeği sulamaktan
elbette biliyorum hangi tehlikenin peşinden gittiğimi
kara bir yılandır yarım kalmış her gökyüzü
ne kadar büyük olursa olsun tuttuğun ayna
yüzümü pörsümekten kurtaramadı
dedim ki sen olma beni harcayan
nedir bu yaz ortasında eylül ahengi
soğuk soğuk terletiyor beni
alyoşa sen yaşadın bilirsin
bıçaklar neden parlıyor mavi mavi
santa fe dinlesek geçer mi acımız
diner mi melekler çölü boyasa
etrafına örmediğim duvardan
sorumlu tutarlar mı beni
sizin sokakta kuru bir ağaç var
sizin sokağın ağacı diye ona sarıldım
sen bana ateş aşılamadan önce
çünkü sen bir kuru dal olsan da
uzun bir ah olarak seni içime çekeceğim
alyoşa ah alyoşa silme gözyaşlarımı
karanlığım sana bulaşsın istemiyorum
bir lütuftu gözlerimin tenine değmesi
bütün kuşlar gibi ben de bu göğün delisiyim
teslimiyetimi bir muska yapıp boynuma astım
ister kafamı ister göğsümü genişlet kudretinle
ister baltayla ister dilinle çünkü
perdeleri tutuşturan ben değildim
senin kalbindir içimde ırgalanan
gururlu ve cani
