Bizimle İletişime Geçin

Kültür Sanat

Popüler Kültür İstilasına Karşı…

Bu günün dünyasında popüler kültürün etkisini tamamen engellemek de mümkün görünmüyor. Ancak, etki alanını daraltmak ve teknolojik imkânları daha verimli kullanarak, çocuklarımızın ve geçlerimizin güvenli yörüngelerinden fazla savrulmadan kendileri olmalarını sağlamak mümkündür.

EKLENDİ

:

Popüler kültürün; sosyal medyanın da katkısıyla, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin önceliklerinin oluşmasında ve algılarının şekillenmesinde etkili olduğunu biliyoruz. Bu günün dünyasında popüler kültürün etkisini tamamen engellemek de mümkün görünmüyor. Ancak, etki alanını daraltmak ve teknolojik imkânları daha verimli kullanarak, çocuklarımızın ve geçlerimizin güvenli yörüngelerinden fazla savrulmadan kendileri olmalarını sağlamak mümkündür. Bunun için, iyi insan yetiştirme sorumluluğu ve önceliği olan insanların dikkate almalarında fayda gördüğümüz bazı ipuçlarını burada paylaşmak istiyoruz.

  • İnsan eğitimiyle ilgili birçok sorunun çözümünde karşımıza çıkan gerçekle, popüler kültürün etki alanın kontrolünde de yüzleşiyoruz: Çocuklarla geçirilen nitelikli birlikteliğin süresini artırmak, etkisini güçlendirmek. Nitelikli birliktelik bir sevgi dilidir aynı zamanda. Bu ihmal edilmemelidir.
  • Talimat vermek, bilgi aktarmak, insan eğitimiyle ilgili tek başına yeterli bir yöntem değildir. Özellikle aile içi eğitimde, kültürel olarak etkinliği bilinen sohbet, önemli fırsatlar sunar anne-babaya. Sohbet ikliminde yapılan toplantılarda çocukların da fikirlerini ve onaylarını alarak alternatifler arasından, nitelikli aile birlikteliğini herkes için daha güzel hale getirecek seçimler yapmak önemlidir. Birlikte geçirilen sürelerde insani ve millî değerlerle ilgili kültürel kodları işlemek gerekir.
  • Çocuklarımız, başkalarını sadece popüler oldukları için taklit etmenin; popüler kültürün bir bakıma sömürü aracı olarak kullandığı ürünlere ve markalara daha fazla ücret ödediğinde, kendisinin daha değerli olduğu/olacağı düşüncesine kapılmamalıdır.  Bu düşünce, popüler kültürün kurduğu en büyük tuzaktır. Böyle tuzaklara düşmekten korunmalıdır çocuklarımız.  Onlara, kendi değerleri içinde onurlu yaşamanın esas olduğunu ve kullandığı eşyaların değil, kendilerinin çok değerli ve vazgeçilemez oldukları  Çocuklarımız, popüler kültürün;  onurlu davranışın, dik duruşun ve insani değerlerin değil, kendi önceliklerine koşulsuz itaat eden bir tüketim ve taklit yığını oluşturmanın peşinde olduğunu bilmelidir.
  • Çocuklarımızın temiz dimağlarının; popüler kültürün sanal kahramanlarının etkisiyle kirlenmesine fırsat vermemek önemlidir. Bayramlarımızın, millî ve manevi kahramanlarımızın hayat serüvenlerinin onların zihin haritalarında ana hatları oluşturması gerekir. Bizim gerçek kahramanlarımızın yaptıkları, başardıkları, yazdıkları, felsefeleri, taşıdıkları değerler mutlaka etki alan yaratacaktır çocuklarda. Çünkü çocuklar kahramanları severler. Sevdikleri öncelikle bizim değerlerimizin temsilcisi ve taşıyıcısı olan bizim kahramanlarımız olmalıdır. Bizim çocuklarınızı sadece tüketici ve sermaye görenlerin ambalajlı sahte kahramanları bizim çocuklarımızın sevdikleri rol modellerde ilk sıralarda yer almamalıdır.
  • Çocuklarımız yaşları ve duyguları gereği popüler kültürün figürlerine ilgi duyabilirler. Bu konuda özellikle arkadaşlarından ve sosyal medyadan etkilenmeleri mümkündür. Onları popüler kültürün gönüllü neferin olmaktan kurtarmanın yolu yasaklamak, bağırmak çağırmak değildir. Aslında yasaklamak bir eğitim metodu da değildir. Her alanda çocuklarımızın iyi insanlar olarak yetiştirilmelerine katkı sağlayacak dijital ve görsel materyal bulunmaktadır. Etkilendikleri, etkilenmeleri muhtemel popüler kültürün yıkıcı tesirine maruz kalmadan onlara doğrusunu anlatmak, onları müzik, oyun, sanatın farklı dalları ve eğlence konusunda da iyi örneklerle buluşturmak gerekir. Burada da çocuğa eşlik edecek aile bireylerinin katkısı ve donanımı önemlidir. Hiç kimsenin, kendisinde olmayan bir özelliği başkasına eğitim yoluyla kazandırması kolay olmayacaktır.
  • Bir enstrüman çalmalarını, halk oyunu öğrenmelerini, bir sanat dalıyla ilgilenmeleri için eğitim merkezlerine gitmelerini teşvik etmek gerekir. Böylece çocuk sadece başkalarının sanatsal etkinliklerini izlemeyle, dinlemeyle yetinmeyecek, kendisi de bir şeyler başarmanın hazzını yaşayacaktır.
  • Hayatta taraftar olmak ayrı holigan olmak ayrıdır. Bir düşünceden, fikirden yana taraf olmak ayrı onun militanı olmak farklıdır. Yine bir müzik türünden, grubundan hoşlanmak ayrı, onların tutkunu ve hayranı olmak ayrıdır. Bu konularda özellikle küçük yaşta başlayan duygusal bağımlılık yanlış tavır ve tutumlara kapı aralayabilmektedir. Yapılması gereken çocuklarımızın duygusal gelişimlerini de takip edip aşırılıklardan kaçınmalarını sağlamaktır. Bu yaklaşım; Çocuklarımızın yabancı kültürlerin ürünü olan sanat etkinlikleriyle hiçbir şekilde temas kurmaması anlamına gelmez. Onlara bir aidiyet oluşturmadan farklı kültür unsurlarını da tanıyacaklardır elbette. Ancak kültürde millîlik bizim toplumumuzun değerleri açısından son derece önemlidir. Çünkü bizim maddi ve manevi değerlerimize karşı hamleler maddi/askerî olduğu kadar kültüreldir de. Kendi kültüründen koparılıp başkalarının şarkılarını hayranlıkla söyleyen, müziği ile dansıyla, eğlence hayatıyla başkalarının ideolojilerini benimseyen her gencimiz, bizim kaybımız, başkalarının kazancı hâline gelmektedir.
  • Ne yazık ki gelişen iletişim ve ulaşım imkânlarıyla kötülük iyilikten daha hızlı yayılıyor. Başta çocuklarımız olmak üzere de hepimizi etkiliyor. Geldiğimiz noktada “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sözünün geçerliliğini kaybettiğini anlıyoruz. Yılanın zehri her tarafa anında ulaşabiliyor. Özellikle sosyal medya ve popüler kültür karşısında değerlerimizin ürettiği panzehri kullanmayı çocuklarımıza öğretebilmeliyiz.
  • Çocuklarımızı insani, millî ve manevi değerlerden yana taraf olarak yetiştirmek önem arz etmektedir. Taraf olmak başkalarının yok olmasını istemek değildir. Kendi sahip olduğu değerlerin farkında olmak, kendi değerlerinden yana taraf tutmak, onu koruma ve kollama refleksine sahip olmaktır. Başkalarının değerlerine hayranlık duyup, koşulsuz olarak onlara tabi olanlar ancak sığıntı muamelesi görürler. Bizim çocuklarımızı bu acziyete düşmemelidir. Çünkü biz geleceğimizi, bizim değerlerimizden yana taraf olan bizim çocuklarımıza emanet etmek istiyoruz.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar