Gül vaktinde çalınan sözün hatırına
Şehrin intikamı gömdüğü vakitler
İyi bilirim bu demleri
Annelerinin göğüslerinde körpe durur bebeler
Babalar, ellerinde fileler ile tutar evin yolunu
Parmaklarında pamuk yarası
Alnında güneşin kızarıklığı
Kaşlarında Halilurrahman’dan ödünç bir bereket düşer söze
Boncuk boncuk dökülür yere
Kızıl mı kızıl bir mısra
Karakoyun’da dün yıkanmış gibi
Kelebek kanadı ağırlığındaydı tonu
Kabaltı’nda eşik taşına yüz sürmüş gibi
Allı pullu benekler alır günün son kızıllığını
Ruha’da bir akşam vakti
Gencecik bir kızın dilinde eski bir şiir
Edessa kontları tuhaf kaçar belki
Hayatı Harrani’ye uğramış gibi
Tiz bir kadın sesi doldurur boşluğu
Nidaya durur sütunlar
Reji kilisesinde duvardan yere boşalır zaman
Tane tane cam fanusta toplanmış gibi
Gül mevsimiydi
Kızıl mı kızıl saçlıydı,
Kiliseden sokaklara akıyordu şiir
Evet evet, gül mevsimiydi ve saçları kızıldı,
Dün gibi aklımda
Ruha’da Eyyup’un duasının kabul vakti.
