içimde birbirine saldıran onlarca his
yine de mazbut ve temkinli adımlarım
tek bir ses hariç tüm seslere kapalı kulaklarım
zira biliyorum kapının önü toprak kokusu
avuçlarımda sızısını yitirmiş su
artık buğulanmış bir kalp taşırken
içimin gürültüsü dışarıyı bastırırken
tüm kalelerim zapt edilirken
bütün hayretleri küstahça öldürürken
elbette teslim olmak lazım
kendi çamurumuzu karamadığımıza göre
gölgemi bırakırken tanımadığım bir mekâna
bakmıyorum, kimdir üzerime toprak atanlar
kimdir çamurum karılırken gölgemi satanlar
dikişleri patlamış ruhum yamanırken
kimdir elime ipliksiz bir iğne tutuşturanlar
bütün hayallerimin halatları çözülürken
kimdir renkleri bile solmuş bir sevinci çalanlar
bir gedik açıldı yüreğimde
kelimeler vardı yamalı heybemde
öyle ki eritirdi duvarları ve camları
dışarıda tutardı tüm acıları
sonra yıkıldı tüm bentler birer birer
ne kaldıysa hafızamda ondan ibaretim
bir de yollar var elbette
ruhuma vekalet eden
saksılarını yitirmiş çiçekleri kenarlarına eken
susmuş güllerin şikayetini de dinleyen
bir kuş sürüsü geçiyor üstümden
içlerinden biri bir öpücük konduruyor yanağıma
ve ben ölmüyorum şimdilik
zira henüz ödemedim borçlarımı alınyazıma
