Bizimle İletişime Geçin

Rüya Günlükleri

Pazar Yeri

Müfettişler masalara kapalı zarflar içinde soruşturma sonuçlarını bıraktılar. Sevim ile biz tedirgin bekliyoruz. Müfettişlerden biri, dönüp bize; “Sizlerle ilgili bir sıkıntı yok arkadaşlar” dedi. Sonra Sevim’e dönüp; “Suçsuz olduğuna eminsin ama ifade verirken üslubun seni haksız yapacaktı nerdeyse.” dedi ve güldü.

EKLENDİ

:

İlçenin pazarı çarşamba günleri kuruluyor. Şehrin içinden geçen büyük bir su kanalı var. Kanal ortadan ikiye bölüyor pazar yerini. Yağmur, kar suları ile kanal coşkun bir dereye dönüştüğü zamanlarda pazarcılar sokak aralarına tezgâhlarını açıyor. Pazara, gezmeye gelmiş gibi sakin sakin yürüyerek tezgâhtaki ürünlere bakıyorum. Bir şey alma isteğim yok. Ev sahibim Fatma abla ile karşılaşıyorum, ne çok seviniyor beni gördüğüne. Sanki yıllardır görmemişiz gibi sarılıyor bana. Hiç sormadan elime tutuşturuyor kendi poşetlerinden birkaçını. Konuşa konuşu dolaşıyoruz pazarda. “Sen de alacak mısın?” diyerek meyveden, sebzeden bana da tarttırıyor. Sonra verirsin diye parasını da ödüyor ama hamal olmamın da bir bedeli olmalı yani diye geçiriyorum içimden. Poşetler ellerimi acıtıyor. Yine de şikâyetçi değilim.

Pazarın orta yerinde, yüzleri maskeli, sadece gözleri gözüken, silahlı üç adam beliriyor. Pazarcılara bağırıyorlar, “Hepiniz hırsızsınız, hepinizi öldüreceğiz!” diyorlar ve sağa sola ateş açıyorlar. Ev sahibi teyze çok rahat, hiç korkmuyor. Ben onun arkasına saklanıyorum. Silahtan çıkan her mermi sanki ramazan ayında iftarda atılan top gibi çok yüksek ses çıkarıyor. Okulda birlikte çalıştığım arkadaşım Sevim’e kurşun saplanıyor ama o eliyle bedenine saplanan kurşunu çıkarıp atıyor ve kurşunun yerinden hiç kan akmıyor. Ama pazar yeri katliam yerine dönüyor. Ev sahibim “Ali amcan gelmiştir, haydi gidelim” diyor ve pazar yerinin girişinde bizi bekleyen arabaya doğru yürüyoruz.

Uyandığımda bunun rüya olduğuna inanmak için zihnimi zorluyorum. Perdeyi aralayıp ev sahibinin arabasına ve binaların arasından az da olsa görünen pazar yerine bakıyorum.

Rüyayı unutmaya çalışarak hazırlanıp okula gidiyorum. Resmî plakalı üç araç gelmiş okula. Herkes gergin. Kütüphane yapımı ve kitap alımı ile ilgili yolsuzluk yapıldığına dair bir şikâyet yapılmış ve nerdeyse dört aydır süren bir soruşturma var. Sevim ve ben kütüphanecilik kolunda görevli olduğumuz için biz de soruşturma kapsamında ifade veriyoruz ama biz alım satım para işine karışmamıştık, sadece malzeme tam alınmıştır diye evraklara imza attık.

Müfettişler masalara kapalı zarflar içinde soruşturma sonuçlarını bıraktılar. Sevim ile biz tedirgin bekliyoruz. Müfettişlerden biri, dönüp bize; “Sizlerle ilgili bir sıkıntı yok arkadaşlar” dedi. Sonra Sevim’e dönüp; “Suçsuz olduğuna eminsin ama ifade verirken üslubun seni haksız yapacaktı nerdeyse.” dedi ve güldü.

İlçe küçük olunca, bu olayı herkes duymuştu. Ev sahibim de bu olayı sordu, kendimi temize çıkarmanın rahatlığıyla biz ceza almadığımı, olayın kapandığını anlattım.

Ev sahibim, soruşturmaya bakan müfettişle bağ evinde komşuymuş. İlçede yayılan bu soruşturma konusu gündeme gelince, ev sahibim, müfettiş komşusuna, benim kiracısı olduğumu, kendi kızı gibi sevip kolladığını ve benim dürüst biri olduğumu söylemiş.

Ev sahibim, tıpkı rüyamda olduğu gibi beni koruyan bir kalkan olmuştu.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar