Deprem: Ceza günah cinsinden geldi.
Benderli Hasan Cesârî (ö. 1829), Dîvân’ında yer alan 185. gazelinde depremden ilham almış. Biz de onun dikkatimizi çeken şu iki beyitten ilhamla birkaç hususu arz edelim istedik.
Kıl hazer olma dilâ müstagrak-ı cürm [ü] günâh
Hışm-ı Hak dünyâ vü mâ-fíhâyı dir dir titredür
Kulların gâh tenbîh ile hoş irşâd ider
Zelzeleyle dag [u] taş sahrâyı dir dir titredür
Birinci beyit gönlümüze seslenir ve net şekilde ikaz eder: Ey gönül, sakın günaha ve suça boğulma sonra Hakk’ın hışmı dünyayı ve dünyanın içindekileri tir tir titretir.
Günah denildiği zaman nedense günümüzde sadece içki, zina, bir evden ya da cepten yapılan hırsızlık vs. gelir akla. Günahları belirli kalıplara hapsedince bize istediğimiz gibi tepineceğimiz bir alan oluşturduk. Çaldığımız hayatlar, havasına, güneşine ve suyuna el koyduğumuz mahlûkata yaptıklarımız henüz günah kapsamına girmedi. O yüzden yüzbinlerce belki milyonlarca insanı güneş girmez, hava esmez, eksi üçlerde bodrum katlarında diri diri toprağa gömerek Hak ve hakikatle buluşmalarına mâni oluyoruz.
Eşref-i mahlûkat olan insanın saygınlığına yapılan her türlü tecavüz henüz günah kapsamına girmedi modern Müslümanlarda. Kâinât, âyât-ı ilâhiyyedir der erbâb-ı tasavvuf. Cenâb-ı Allah kusursuzluğuna hayran bırakmak vekendisine yakınlaştırmak için “İnsana bak” dedi ama insana bakma hakkını elinden aldı modern zaman Müslümanları.
Ve ceza… Yani yaptıklarımızın karşılığı… Kendi cinsinden geliyor. O ise deprem. Deprem insanları öldürmek için gelmedi. Onun da vardır hikmetleri ve faydaları. Ehli bilir, onlara bırakalım. Ama deprem, günah listesine almadığımız gökdelenlerimizi, bataklıktaki evlerimizi, sahil kumundan sütunlarımızı, gasp ettiğimiz toprakları, ekinlerin yurdu ovalarımızı talan edişimizi bizlere bir ayna gibi tuttu.Kimisi gördü kimisi hâlâ oyalanmakta.
Günah listesini kendimiz yapmadığımız gibi ona neyin dâhil olacağını ve olmayacağını da biz belirleyemeyiz elbette. O yüzden eşref-i mahlûkat için en güzel nedir ve nasıl olabilir sorusuna verilecek cevaplar sevap listemizin başlığıdır. Buradan en fazla ne kadar kazanırız sorusu ise günah listemizin başlığını teşkil edecektir. Bu sebeple kendimizi hangi kümede gördüğümüze göre kim olduğumuzu da belirlemiş oluruz. En güzel deyince ve en fazla deyince ne hissettiğimize bakalım. Kalbimiz neye heyecan duyuyor. İşte o biziz!
İkinci beyit bir tembih haberini verir. Bu tembih, hoş bir irşatyoludur. Bu kadar acının hoş bir irşat olması nasıl mümkün?Acıyı kendi elimizle kattığımızı hatırlayalım ve hoş irşadınsaflığına dokunmayalım.
Yine de hikmet ehline sormakta fayda var.
