1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Şiir Bize Ne Anlatır?

Şiir Bize Ne Anlatır?
0

– Şiir, ustalıklı söz söyleme ameliyesidir. Bir romanı bir sayfada anlatma, altmış yıllık bir yaşamı iki sayfada özetleme işidir. Şiir, duygu, his, bilgi, kültür, aşk, söz dağarcığı, imge ve simgelere dayalı bir çeşit ruhsal döngüleri yoluyla, yeni bir söylev vermedir. Bu tanımlama göre, ki eğer tanımlama içine giriyorsa, anormal bir iştir. Aykırı, ayrıcalıklı, farklı, karmaşık bir ruh tahlili gerektirir bunu anlatmak. Benim anlayışıma göre sanat; özellikle şiir diyelim buna, üç önemli ayak üzerine kuruludur. Bir sacayağı yani. Bunu şuna benzetiyorum, uçan bir kuşun iki kanat bir gövdeden oluşması gibi… Bir uçağın havada uçması gibi, o da bir gövde iki kanattan… Biri eksik olursa uçamaz ne kuş ne uçak. İşte bu şiiri oluşturan ve onu sanatın en önemli şıkkı yapan şey; töz-cevher yani, ruhunda bu sanatın mayası olmalı, kabiliyeti kendinden olmalı, doğuşundan itibaren taşımalıdır. Kimi buna ilham der, kimi Allah vergisi, kimi yetenek, kimi töz, kimi cevher, kimi doğaüstü güç… Her ne diye dillendiriliyorsa dillendirilsin bu ilk madde, etmen/etken sanatta özellikle şiirde çok önemlidir. Çünkü, şiir söyleme sonradan kazanılamaz, öğrenilemez, okulu yoktur. Bu gövdedir işte. İkincisi; Aşk. Bunun şıkları da var. Sevgi, muhabbet, arzu, şevk, iştiyak, azim, gayret, cinsellik, tutku… Onlarca şıkkı vardır. Üçüncüsü; Kültür birikimi, bilgi birikimi

 

– Ortadoğu coğrafyasında yaşayan her insan için biraz şairdir derler. Bu küçük söz sanki her şeyi özetliyor. Haksızlıkların, ezilmişliklerinin, sömürünün, sıkıntının, savaşların, ölümün olduğu her yerde bu tesirle yazarlar, sanatçılar üzerinde etki alanıdır. Malzeme bol. Ruhun angajesini çeken çekim alanları kültürler ve standartlar arasında sıkışan bizleri ağıtlara, zılgıtlara, naralara, ya da tam tersi suskunluğa, boyun eğmeğe, kadere teslime zorluyor.

 

Şiir üst bir dildir. Yani, üst bir yiyecek olarak düşünün. Karnını doyurduktan sonra insan nasıl aperatif olarak zevk için tatlı veya meze yiyor, herhangi bir içecek içiyorsa, işte şiir de bunun gibidir. Biraz okumuş yazmış insanların işidir dersek, yanlış anlaşılmasın, toplumsal olarak yaşam standardı yakalayamamış bir insan topluluğu veya bir halk, şiiri, sanatı elit insanların, burjuvazinin işidir diye anlıyorsa, (bir de sanat karın doyurmaz diye yanlış biliyorsa) mezeyle, hedonist zevklerle, çengiyle, raksla örtüştürüyorsa neme gerek diyerek uzak duracaktır. Halbuki şiir, daha geniş bir anlamlandırma ile sanat insanın medeniyet bağıdır. Bir halkın şiiri yoksa sanatı yok, sanatı yoksa kültürü de yok, kültürü yoksa medeniyeti de yoktur.

 

Tarih, sanat, felsefe, psikoloji, sosyoloji, mitolojik ögelerle de ilintiliyim. Hikmet ve erdem peşindeyim. İnsanlığın kardeşlik bağlarıyla bağlanma ameliyesi ve uğraşısı içindeyim. Ruhumu yüce ve kaliteli bir hale getirme uğraşım var. Dünya vatandaşı olma yolunda ilerlemeye, dünyayı bir ülke olarak görme, insanları kardeş bilme için… Savaşsız, baskısız, özgür, hür, demokratik bir yaşam için köşemde durmuş bekliyorum. Bulaşmadığım ve yapamadığım tek şey politika oldu.

 

– Yazmak zor iştir. İnsanda bazı hasletleri, güzellikleri de alıp götürür. İnce bir ruh, rikkat, keder, ıstırap verir. Bunlara tahammülü olmayanlara bu işe girişmemelerini öneririm. Çok okumalarını, geçmiş yazar ve şairleri takip etmelerini, hayatın anlamı peşinde koşmaları gerektiğini, doğayı iyi gözlemlemelerini, inançlarını pekiştirerek gerçekleri görmek gerektiğini acizane söylemek istiyorum. Nerede olurlarsa olsunlar, hangi zamanda yaşıyorlarsa yaşasınlar, zulmü alkışlamasınlar, zalime yandaş olmasınlar. Bu dünyanın hangi coğrafyasında olurlarsa, hangi ırktan ve hangi dinden olurlarsa olsunlar… İnsan olmanın ve sanatçı olmanın göstergesi de budur işte…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1962 yılında Muş/Bulanık doğumlu. Cağaloğlu’nda yıllarca basın yayın alanında çeşitli yerlerde bulundu. Dergilerde çalıştı, yayın yönetmenliği ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Birçok sanat-edebiyat, kültür dergilerinde yazdı. İstanbul’da Kardelen dergisini yayınladı. 1995 yılında Van’a yerleşti. Haftalık ve günlük yerel gazeteler çıkardı. Hazan sanat edebiyat dergisini kurdu, uzun yıllar bu dergiyi yayınladı. Seyir ve Beyaz Gemi dergilerini Vefa Taşdelen’le birlikte çıkardı. Ülkenin her tarafında çıkan dergilere katkı sunmaya devam ediyor. Van Belediyesinde uzun yıllar Basın Yayın Danışmanlığı ve Van Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığında Genel Yayın Koordinatörlüğü yaptı.   Yayımlanmış Kitaplarından Bazıları   Şiir Kerbela ey Kerbela (1989) Oralarda Bir Yerde Yüreğimi Bırakıp Gelmiştim (1990) İstanbul Sokakları (1993) Ebced (1995) Epopeler (1996) Kır Çiçeklerinin Ağıtı (1997) Gece Sağanakları (2000) Yalnızlık Gridir Biraz (2003) Düşlerden Aldım Adımı (2008) Gece Sağanakları (Toplu şiirleri-ilk sekiz kitap, 2006) Zaman Gergefinde Kitabeler (Toplu Şiirleri-ilk 9 kitap, 2013) Canana Şiirler (2014) Canın Notasız Son Şarkıları (2016) Deneme Erguvanî Yazılar (2005) Şuuraltı Notları (2015) Öykü Burada Deniz Vurgun (1993) Üç Yağmur Masalı (1999) İçinde Eylül Biriktiren Kadın (2012) Düş Zamanı Öyküleri (2016) Hazanda Ölüm Olmaz Bir Çiçek Açadursa (2017) Roman Nemrudun Eli –tarihi roman- (2019) Zagros Çığlığı –tarihi roman- (2017) Hattuşaşlı –tarihi roman- (2017) Dört Şehir Dört Kapı (2016) Tuşba Yolunda –tarihi roman-(2014) Tuşbanın İncisi Semiramis –tarihi roman-(2012) Savunma (1995) Yurdunu Arayan Ölüm (1994) Ay Karanlıktı (1993) Mazlum Halepçe (1990) Günce Bilgenin Günlüğü (2011-2017)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir