1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Sönmüş Volkanların İtibarı İade Edilmeli

Sönmüş Volkanların İtibarı İade Edilmeli
0

Ateşini arayan kor, sahibini arayan güzellikler var….
Kayda geçesice duygular, mecalini arayan siciller var…
Kısa mesafe koşucusu değil, maraton koşucusu çiftler de var…
Yarış bitse bile koşan atlar var…
Sevdasına denk, dengine sevdalılar var…

Birinin önceliği olmaktan daha güzel bir mevki bilmiyorum…

Birçok sevgi ifadesi duymuş, sevgi sözcükleri sarf etmişsinizdir… Mütemadiyen farkına varmadan dahi içselleştirdiğimiz hitaplarımız da yok değildir…

Ibn Hazm örneğin “Güvercin Gerdanlığı” kitabındaki teşbihleriyle adeta sevdaya takla attırır…

Zengin hissetmenin ve bu hisleri vermenin güzelliğini “Hatice’nin sevgisi benim rızkımdır” buyuran sevgili Peygamberimizden (sav) biliyoruz…

Sevgi, bir başkasının varlığından duyulan neşedir. Yürek, onunla attığını hisseder. Biz onunla yaşadığımızı ve buna değdiğini düşünürüz…

Peki sevilmemek? Bütün varlığın yok sayılması mıdır?

Sevmek yüce bir eylem ise sevmeyi bilmemek, sevmemek nasıl bir yoksunluktur? Sevilmemek peki?

Sevgi üretim ve tüketim gibi iki cephenin hangi yakasında ağır geliyor?

Sömürgeleşebilir mi sevgi?

Sevgi, hırstan kibirden gururdan ve affetmekten üstün gelmiyorsa o, sevgi değildir zaten. Vazgeçmek gerek direnmekten…

Onu bunu bilmem, sol yanında gönül taşıyan herkes sevginin lezzetine varmış olmalı.
Sevdiğine hissettirmiş, söylemiş, sahip çıkmış olmalı…

Bazı vurgular var ki cihana değer…

“Sen başıma gelen en güzel şeysin” diyen bir kalbe böğürtlen çiçeği olabilmek, güvercin gerdanlığına eşdeğerdir nazarımda.

Can denilen havlimize hangi YOLU tercih ederiz bilmem… Yolculuğun ırgatlığı mı yoksa sultanlığı mı nasip olur onu da bilmem… Fakat dönüşümüzün şah damarından daha yakın kılınan bir yoldaş için oluşu, taçlandıracaktır bahtımızı… Unuttuğumuz, unutturulan bir güzelliği “sevgi” yi yeniden hatırlamalıyız. İçini doldurmalıyız. Yâr dediğimizin yâri olmalıyız.

Heyhat…

Sevmek silsilelidir…

Sevmek bir mübalağa sanatıdır, abartın … Çünkü sevgi büyüyen ve büyüten bir nimettir…

Kalpten kalbe bir yol var ise, tetiğine bastığınız sevdanın hakkını verin…

Göğsümde bir sevdanın ayak izleri var diyenler için tavsiyemdir, takip edin çünkü sevda her dilde ve gönülde aynıdır. Dil öğrenin… Sevdanın dili tatlıdır.

Kurulup göğün tahtına
Sevdalar serdim bahtına
Dilemem zümrütler tacıma
Çarenin canı hürmetine SEVDA belki de
Bir hicrettir sahraya…

Veda tepelerinden karşılayasın ey sahra… Yusuf sesinle söylemelisin en güzel sözlerini… Şiirlerin en güzelini dizmelisin… Çünkü çıkınından çıkmış bir tercihtir sevmeler, çok sevmeler…

Kalbimizin tam ortasında ayaklanma başlatanlar adına…
Kalbimize esir ettiklerimiz adına…
En çok ellerimizi bırakmayanlar adına okunmalı bu şiir…

إنِّي ذَكرتُكَ فاخضرَّت بساتيني
Seni andım da bahçelerim yeşerdi
و أنت .. أنت حياةٌ في شراييني
Ve sen… Sen damarlarımda hayatsın
أدعو الإله بأن ألقاك في فرحٍ
Allah’a dua ediyorum seninle neşe içinde buluşmak için
وفي جوارك في الجنات يدنيني
Ve cennette beni senin civarına yaklaştırsın diye…


Ben sedeften hisler biriktiririm, O göğe bakarak dilek tutar…

Ben “bir dünya insan içinde, tek dünyam” derim… O “sen hem dünyam hem cennetimsin” der…

Ben harfleri seyrü sefer ederim kalbine, O rakamlarla mutmain eyler ruhumu…

Ben “çok seviyorum” derim… O “güzel seviyorum” der… Ben avuçlarına kalbimi bırakırım, O kalbimi kalbine mühürler…

Ben ve O; Biz olmanın göğüne asılıyız…

Firdevs bir cihan dileyerek, aynı kalemle iki cihanda yan yana yazılmayı diliyoruz…

Bakmayın “yan yana kelimesinin ayrı; “apayrı” kelimesinin bitişik yazıldığına…
Allah’ın kanunlarında “KALEM” sevdadan yana kırılmakta…

İki cihanda bir kılınalım diye edilen dualar kabul oluna…

Allah cennetin kapılarını açmak, cehennemin kapılarını kapatmak için “bir” kılsın… İkiliğin fesadından korkarak, her tatsızlığı sevdanın çatısında huzura erdirsin…

Düşeriz, kalkarız, yaşlanırız, hatalar eder yine aynı yanılgılara kapılabiliriz… İnsanız… Bundandır zaten kanayan yanlarımız, ağrıyan taraflarımız… biz mükemmel derece de mükemmel değiliz…

Sönmüş volkan misali içinizdeki ateşi saklamayın. İtibarını asın göğe.

Yürek yüreğe geçecek bir seyrüsefer dilerim tüm kalbi olanlara…

Eskişehir doğumlu Hilal Demir, aslen Kırımlı bir ailenin çocuğudur. Lisansını Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Temel İslam Bilimleri “Tefsir” dalında tezli yüksek lisans yaptı. Farklı sivil toplum kuruluşlarında ve resmî kurum çalışmalarında, tanıtım ve koordinelerde sunuculuk görevini yürütmektedir. İçerik üretmeye, yazmaya, çizmeye ve öğretmenlik görevine devam etmektedir. Süreli yayınlarda yayımlanmış akademik makaleleri bulunmaktadır.  

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir