Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Tadımlık Kitaplar-24 2022 Ekim

Muhayyer Kıyıya Vuranlar ve Afife Abla’nın İncileri adlı daha önce yayımlanan iki öykü kitabının bir araya getirilmesinden oluşmuş. Kıyıya Vuranlar on hikâyeden oluşurken Afife Abla’nın İncileri on dört hikâyeden oluşmaktadır. Merhum öykücümüz Ramazan Dikmen’e Allah’tan af ve mağfiret dilerken okurlarımızı yazarımızın ruhuna birer Fatiha hediye etmeye davet ediyorum. Muhayyer okurunu bekliyor.

EKLENDİ

:

Selamün aleyküm Sevgili Okur,

  1. sayısıyla huzurlarınızda Tadımlık Kitaplar. Ekim, ilk ve orta öğretim kurumlarıyla üniversitelerin eğitim öğretime yoğun olarak başladıkları bir ay. Bireysel ve toplumsal öğrenmelerin arttığı bir ay aynı zamanda… Yeni öğrenmelere kapı aralanan bir ay… Mekân değişikliklerinin gerçekleştirildiği bir ay… Her yönüyle öğrenme ve paylaşma ayı… Ağaçların yapraklarını tamamen döktüğü bir ay… Havanın serinlediği ve kış hazırlıklarının yoğunlaştığı bir ay… İnsanların ve diğer canlıların kış hazırlıklarını tamamladığı son ay… 

Ekim, edebiyat mahfillerinin harekete geçtiği ve çeşitli etkinlikler düzenlediği bir ay olması hasebiyle kültürel ve sanatsal canlılığın da müjdecisidir aynı zamanda. Yayınevleri büyük bir coşkuyla yeni kitaplarını okurla buluştururlar ve okur-yazar etkinlikleri zirveye çıkar böylece.

Sanat, edebiyat ve kültür yönünden bereketli aylarda buluşmak dileğiyle…

  1. SALTANATIN HAFIZASI, Nadir ERSOY, tiyatro, Pruva Yayınları, Ankara 2022.

Nadir Ersoy, tiyatro sanatına kendini adamış bir yazar, tiyatro hocası ve sanatçısı. Tiyatroya gönül vermiş bir sanatçı ve yazar olması hasebiyle kaleme aldığı “Saltanatın Hafızası” adlı eserinde Osmanlının kritik bir dönemini, II. Selim Dönemini anlatır.

Saltanatın Hafızası, Haziran 2022’de yayınlanan bir çalışma. Yayınlandıktan hemen sonra Eylül 2022’de temin etmişim. Tiyatro türünün kendine özgü bir örneği olması yönüyle dikkatimizi çekiyor. Eser, insanın tutku ve zaaflarını anlatması yönüyle oldukça başarılı. Yirmi tiyatro kahramanı bulunan eserde başarılı bir anlatım ve kurgu dikkatimizi çekmektedir.

Sekiz sahneden oluşan Saltanatın Hafızası’nda ayrıca güftesi II. Selim’e ait iki şiirin Ateş Karaduman tarafından yapılan bestesine ve metnin kaleme alınışına esas olan Osmanlı Arşiv Belgelerine yer verilmiştir. Bu yönüyle de oldukça önemli bir metindir.

Buyurun Saltanatın Hafızası’ndaki 8. Sahne’den tadımlık bir bölüme:

Çavuşbaşı:  Destur! (Çavuşbaşı ve Endülüs Elçisi divana girer, önce toprak öptürülür, sonra padişahın eteği.)

Endülüs Elçisi:Allah’ın halifesi, Ümmet-i Muhammed’in hamisi, Devlet-i Âl-i Osman’ın padişahı Selim Han’a selam olsun. Size mazlum ve mahrum Endülüs Müslümanlarının Emiri Muhammed b. Umeyye’nin mektubunu getirdim. Arz ederim Hünkârım.

Çavuşbaşı:Destûr!

Açe Elçisi: Kulunuz Açe Hükümdarı Alaaddin Şah’ın selam ve sadakatini arz ederim efendim! Portekiz korsanlarına karşı mukavemet ve muhalefetimizi kanımızın son katresine kadar sürdürmeye biiznillah mukarreriz. Velakin himmetinize muhtacız hünkârım! Cömert ve merhametli hükümdarımız! Nâme-i acizlerimizi arz ederiz efendimiz.

Çavuşbaşı: Destur!

Kıbrıs Elçisi: Cihan padişahı, deryalar fatihi Selim Han Hazretlerine selam olsun. Tebanız biz Rumlar Kıbrıs’ta, Venedik korsanlarının elinde inim inim inlemekteyiz. Malum-ı âliyenizdir. Artık takatimiz kalmamıştır. Cezire-i Kıbrıs’ın leventlerinize her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Kıbrıs ahalisi adaletinize, merhametinize muhtaçtır efendim, arz derim!

(Saltanatın Hafızası, s. 63-64)

 

  1. MUHAYYER, Ramazan DİKMEN, öykü, Hece Yayınları, Ankara 2010.

1956 Dursunbey-Balıkesir doğumlu Ramazan Dikmen.  Öykü, deneme ve çeviri türlerinde eser veren yazarın Kıyıya Vuran ve Afife Abla’nın İncileri adlı öykü kitaplarının bir araya toplandığı bütün öyküleri Muhayyer. 1974’ten itibaren çalışmaları gazete ve dergilerde yayımlanan Ramazan Dikmen, 10 Nisan 1997’de yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak aramızdan ayrıldı. Aylık Dergi, Mavera, Yönelişler ve Kayıtlar adlı dergilerde çalışmaları yayınlanan Ramazan Dikmen edebiyatımızın özgün öykücüleri arasında yer almıştır.

Muhayyer Ağustos 2010’da yayınlandı. 2011 yılının Ocak ayında satın almışım. İlk okuyuşum kitabı satın aldığım günlerdeydi. Muhayyer’i bu yaz ikinci defa okudum. Derin ve etkileyici anlatımıyla beni tekrar sarstı.

Muhayyer Kıyıya Vuranlar ve Afife Abla’nın İncileri adlı daha önce yayımlanan iki öykü kitabının bir araya getirilmesinden oluşmuş. Kıyıya Vuranlar on hikâyeden oluşurken Afife Abla’nın İncileri on dört hikâyeden oluşmaktadır. Merhum öykücümüz Ramazan Dikmen’e Allah’tan af ve mağfiret dilerken okurlarımızı yazarımızın ruhuna birer Fatiha hediye etmeye davet ediyorum. Muhayyer okurunu bekliyor.

Buyurun Muhayyer’de bulunan “Bir Akşam İçin Ön Çalışma”dan tadımlık bir dilime:

 

“4

Söz savaştan açılınca konu kendi savaşımları üzerinde bir tartışmaya dönüşür. Ortalık alevlenir. Tartışma kızıştıkça kızışır. Sataşmalar, karşılıklı suçlamalar eksik olmaz. Görüşler başka başkadır:

Kimince çözüm siyasal mücadeledir,

Kimince resmî örgütler,

Kimince tasavvuf,

Kimince yetişmiş aydın bir bürokrat kadro,

Kimince çöken bir medeniyeti diriltmek,

Kimince ilkin sağlıklı bir kültür ortamı,

Kimince yoğun edebiyat, sanat faaliyetleri.

Öykünün düğüm noktası burası olmalı. Bu bölüm yazılırken, kişilerin düşünce yapılarını yansıtabilmek için özellikle uzun, canlı diyaloglar kullanılacak.”

 (Muhayyer, s. 110)

  

  1. HAYRET MAKAMI, Adem GÜNEŞ, şiir, kendi yayını, Rotterdam 2000. 

Adem Güneş, 1969 Ankara doğumlu. Edebiyatımızda şiileri ve aile ve çocuk üzerine kaleme aldığı eğitim kitaplarıyla tanınan Adem Güneş, şiirlerindeki içli sesle dikkat çekmiş şairlerimizdendir.

İlk baskısı 2000 yılında yapılan Hayret Makamı,  20 Mayıs 2002’de kitaplığımda yer almış. O günden bu yana Hayret Makamı belli aralıklarla okuduğum şiir kitaplarındandır. Şiirdeki içliliktir beni kendine çeken şey.

Hayret Makamı “Bilal /r.a.)” şiiriyle başlayıp “Üstad… Üstad… Üstad…” şiiriyle biten 128 sayfalık bir şiir kitabı. Şairin kendi yayını aynı zamanda. Rotterdam’da yayınlanmış.  

Buyurun Hayret Makamı’ndan tadımlık bir şiire:

 

ZAMAN

 

Koca elli… Koca koca ayaklı… Saçları ak’lı bir bebeyim…
Uzat göğsünü anne uzat, son bir kez daha emeyim…
Çıkart, neredeyse bilyalarım, oyuncaklarım, arabalarım…
Sen kazak örerken ben yerlerde emekleyeyim…

Büyütme anne, sakın büyütüp büyük adam etme beni,
Küçült, öyle bir küçült ki, iğne deliğinde uyut beni,
Aman kimselere gösterme, koynunda getir götür beni,
Dünyada bir sen bir de benden başka kimse yok zannedeyim…

Ağlarsam zannetme, yüreğime bir sızı indi,
Ya karnım acıktı, ya gözlerime uyku girdi,
Deme sakın yaşın yetişti, konuşma vaktin geldi,
Öğrendiğim tek kelime ALLAH, bırak ben onu kekeleyeyim…

                              (Hayret Makamı, Zaman s. 25)

 

Tadımlık Kitaplar-24’ün sonuna geldik. 23 ay boyunca tadımlık kitaplardan kesitler paylaştık, inşallah bundan sonra da devam edeceğiz. Ana Kitab’ın doğrultusunda tali kitapları okuma yolculuğuna devam. “Her kitap bir insandır; her insan bir kitaptır. Yeter ki okumayı bilelim. Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar