Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Tadımlık Kitaplar-26 2022 Aralık

“…Aralık… Yılın son ayı olması hasebiyle içinde birtakım imkânlar da barındıran bir aydır. Bu dönemde yoğun etkinlikler gerçekleştirilir. Günler kısa, geceler uzundur.  Eğer bir ortamda huzur yoksa kısa günler de uzun geceler de bir türkü geçmek nedir bilmez…”

EKLENDİ

:

Selamün aleyküm Sevgili Okur,

Tadımlık Kitaplar 26. sayısında. Aralık, yılın son ayı… Muhasebe gerektiren bir ay… İşleri derleyip toparlamaya fırsat veren bir ay… Soğuk havanın kendini hissettirdiği bir ay… Mevlana’nın Hakk’a, Sevgiliye kavuştuğu bir ay… Misafirliklerin yoğunlaştığı bir ay… Kitap okuma, yazı yazma ve sohbet etme fırsatlarının yakalandığı bir ay…

Aralık… Yılın son ayı olması hasebiyle içinde birtakım imkânlar da barındıran bir aydır. Bu dönemde yoğun etkinlikler gerçekleştirilir. Günler kısa, geceler uzundur.  Eğer bir ortamda huzur yoksa kısa günler de uzun geceler de bir türkü geçmek nedir bilmez. Bereketli ve huzurlu ortamlarda insan ne kadar yorulursa yorulsun mutludur, bereketsiz ve huzursuz ortamlarda ise insan çalışmasa da çalışsa da ona düşen, mutsuzluktur. Rabbim bizlere bereketli, huzurlu ve sağlıklı ömürler ihsan eylesin de bizler okuma yolculuğuna ANA Kitab’ımızın doğrultusunda hareket edenlerden olalım.

Okuma, yazma, yaşama ve paylaşma dolu nice yıllarda buluşmak dileğiyle…

  1. BİR HÜZÜN YOLCUSU, Nusret ÖZCAN, hikâye, Nesil Yayınları, İstanbul 2007.

25 Kasım 1958 Eyüp’te doğan ve 22 Haziran 2007’de İstanbul’da vefat eden Nusret Özcan, edebiyatımızda kendine özgü bir yer edinmiş yazarımızdır. İstanbul’un arka sokaklarını, o sokaklarda devam eden hayatı tüm canlılığıyla anlatan yazarımızın altısı hayattayken, biri de vefatından bir ay sonra yayımlanan yedi kitabı vardır. Maişetini gazetecilikle sağlayan Nusret Özcan Yeni Şafak gazetesinin uzun yıllar kültür sanat editörlüğünü yapmıştır. Kabri, Eyüp Sultan Mezarlığındadır. 

Bir Hüzün Yolcusu’nu yayımlandıktan yaklaşık bir yıl sonra 2008 Eylül’ünde Ankara’da satın almışım. O günlerde büyük bir istekle okumuştum. Tadımlık Kitaplar için tekrar okudum. İyi ki de okumuşum. İnsanın belli aralıklarla okuması gereken kitaplardan. 

“Bir Hüzün Yolcusu” yazarın vefatından sonra yayımlanan hikâye kitabıdır. “Bir Hüzün Yolcusu”, “Taburcu”, “Bu Çocukları Anlayamıyorum”, “Annemin Kıyameti” ve “Tuhaf Bir Akşamüstü” adlı hikâyeleri içeren Bir Hüzün Yolcusu insanı yaşadığımız şu koşturmaca çağında tefekküre davet ediyor. 

Nusret Özcan bir gönül insanı… İnsana değer veren, onu anlamaya çalışan ve hayatı en ince noktalarına kadar gözlemleyerek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme kaygısı güden biri yazarımız. Sokak seslerini okumaya çalışarak insanların dertlerine, kaygılarına çözümler üretmek isteyen biri aynı zamanda. Sadece gözlemleyen değil gözlemin gereğini de yerine getiren biri…  

Rabbim Rahmetiyle muamele eylesin.

Buyurun “Tuhaf Bir Akşamüstü” adlı öyküden bir kesite:

“Et yemeklerinin meşhur olduğunu iddia eden ve hatta bunu tarihî ifadesiyle de pekiştirmeye çalışan ama bana kalırsa beceremeyen dükkândan içeriye girdiğimde gerçekten üşüdüğümü fark ettim… Yemek kokularına talaş kokuları da karışmıştı… Işıklar orada da yanmıyordu ve bu loşluk da insanın içini daraltıyordu… En arka tarafa, her tarafa hâkim bölmeye geçtim… Paravanın arkasına geçip mermer masaya oturunca nedense bu loş ışıkta, eski ahşap evlerimizdeki cumbaları, kafesleri hatırladım… İki solgun mum koymuşlardı su şişelerinin ucuna ve eğreti bir şekilde yerleştirmişlerdi masaya… Ben hizmet için gelen çocuğa mumu benden uzaklaştırmasını söyleyip siparişimi verdim. İçeride çok fazla kişi yoktu. Sağ tarafımda oturan iki karı koca, yetişkin kızlarıyla birlikte bir şeyler atıştırıyordu, öbür tarafta da iki masa doluydu. 

Karnımı doyuracak ve ondan sonra bir şeyler yapmak gerektiğine karar verecektim, daha doğrusu çorbamı içerken karar vermeye çalışacaktım. Ayağımın ağrısı yeniden başlar gibi oldu ve ben Allah’tan ağrımı almasını diledim. Çorbam geldiğinde yan pencereden karın iyice yağmaya başladığını gördüm ve sevindim. Belki dostlarımdan bir ikisini görmeye gider, onlarla vakit geçirirdim. Kar yağışı herkesi sevindirmiş, ortalık iyiden iyiye loşlaşmıştı. Sonra benim paravanlı bölüme yakın masaya iki kişinin gelip oturduğunu gördüm. Adamın gözleri korkuyla ışıldıyordu sanki, mum ışığının elverdiği o küçük aydınlıkta bu korkuyu gördüm nedense. Elimde çorba kaşığım öylece kaldım, kaldım çünkü ben bu adamı tanıyordum. Hemen geriye doğru beni görmemesi için iyice arkama yaslandım. Kafesimin arkasından beni görüp görmediğinden şüpheleniyordum ama hiç oralı değildi. Sonra usulcacık eski oturuşumu kazandım ve adamın beni göremeyeceğine hükmederek çorbamı içmeye devam ettim.”

(Bir Hüzün Yolcusu, s. 118-119)

 

  1. GÜLE YAĞMURA VE BAHARA SELAM, Mustafa ÖZÇELİK, Şiir, MEB Yayınları, İstanbul 1991.

1 Kasım 1954 İstanbul doğumlu Mustafa Özçelik. Şiir, deneme, öykü, roman, inceleme ve biyografi türlerinde eserler veren yazar, edebiyatımızın önemli isimlerinden biridir.  1975’ten itibaren şiir ve yazıları dergilerde yayımlanan Özçelik, kararlı bir şekilde eer vermeye devam ediyor. Çalışmaları Mavera, Yönelişler, Yedi İklim, Dergâh, İlim ve Sanat, Dolunay ve Kayıtlar vb. adlı dergilerde yayımlandı.

Güle Yağmura ve Bahara Selam, 1991 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Yayınlarınca yayımlanmış. İçinde otuzu aşkın şiirin bulunduğu kitapta sosyal hayattan ve tabiattan izler dikkatimizi çeker. İzmit’te göreve başladığım ilk günlerde 11 Kasım 1992’de satın almışım. Şiir insana her dem kapı aralayan bir tür. Bu sebeple zaman zaman şiir kitaplarımın arasında gezinirken bu kitaptan da şiirler okumuştum. Geçenlerde yine şiir kitaplarımın arasında gezinti yaparken bana “Beni unutalı epey oldu, seni tekrar şiirlerime davet ediyorum” çağrısı alınca “Güle Yağmura ve Bahara Selam”ı tekrar elime aldım okumak için. İyi ki elime almışım.  Beni hem mesleğimin ilk yıllarına hem Değerli Abim Mustafa Özçelik Bey’in şiir dünyasına öyle döndürdüm ki “Bugüne kadar niye bu kadar geciktim?” diye kendime kızdım.  

Şair Mustafa Özçelik kitabına epigraf olarak 15. Yy şairlerinden Yusuf Şevki’nin şu beytini alarak beslendiği kaynaklara da işaret etmektedir:

Güle geldi gülerek gülleri güldürdü o gül                 Gül güler miydi güle gelmese gülzâre o gül 

Buyurun Güle Yağmura ve Bahara Selam’dan tadımlık bir şiire:

“AĞRI

Bir gönlün kıyısında akşam

Son kuşlar da gitti

Şimdi kim tarar saçlarımızı anne yerine

Kini tutar içimizde sevinci

Güneş ağrılar bırakarak geçiyor bahçelerden

Göğsümüze çarparken sert duvarlar

Biliyorum adını söylemek yasak

Hayat ince bir hüzün renginde

Karanfilsiz sürmeye mahkûm

Emanet bir rüya gibi giriyor geceme

Şimdi ülkemizde sonsuz kış

Ah dalabilsek biz de o beyaz rüyalara

Acıları unutup koşabilsek sevince

Oysa tutunduğum dallar elimde

Ben yerdeyim

Garip bir yalnızlıktır yaşanan

Ürperten ve korkutan insanı

Artık yağmur ıslatır korkularımızı

Belleğimde yanlış kalmış bir anı gibi

Yüzümde asılı kalır gülüşün

Kuşlar kırar aynaları

Sen nerde başlayıp nerde bittin

Hep bir soru olarak kalıyorsun aklımda

Şimdi son sevincimi bir ölüyle paylaşıp

Öylece gireceğim geceye

Oysa biz bu yolun başındaydık daha.

 (Güle Yağmura ve Bahara Selam, s. 38-39)

  

  1. FELSEFEYE GİRİŞ, Takiyyettin MENGÜŞOĞLU, İnceleme, Doğubatı Yarınları, Ankara 2021.

Takiyettin Mengüşoğlu 1928’de Sivas’ta dünyaya gelmiş, 1984’te İstanbul’da vefat etmiştir. Türk düşünce hayatına önemli katkıları olan bir isimdir. Bir nevi Türkiye’de Batılı anlamdaki felsefenin kurucuları arasındadır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde başladığı görevini yine aynı yerde bitirdi. Yedi telif eseri, beş de çeviri eseri vardır. 

Felsefeye Giriş yazarın 1958’de yayımladığı kitaplarından biri. Felsefeye ilgi duyanlar için anahtar kitap konumunda. Kitap on beş bölümden oluşmakta: Çeşitli Felsefe Disiplinlerinin Fenomenolojik Bir Betimi, Bilim Teorisi, Bilgi Teorisi, Mantık, Ontoloji, Doğa Felsefesi, Tarihsel Varlık Alanının Felsefesi, Sanat Felsefesi, Dil Felsefesi, Felsefi Antropoloji, Etik, Hukuk ve Devlet Felsefesi, Din Felsefesi, Metafizik ve Problem Olarak Felsefe Tarihi.

Felsefeye Giriş eski bir kitap olmasına rağmen kütüphaneme 26 Ekim 2022’de girdi. Nedendir bilinmez kişilerle kitaplar arasında engeller oluşuyor, bundan dolayı da bazı kişiler bazı kitaplarla geç tanışıyor. Felsefeye ilgi duymama rağmen Takiyettin Mengüşoğlu’nun “Felsefeye Girişi” ile geç tanışmam gibi. O günden bu yana Felsefeye Giriş’i sindire sindire okumaya çalışıyorum. Zor bir kitap ama okumaya değiyor.

Buyurun Felsefeye Giriş’ten tadımlık bir bölüme:

 

İnsan bilgisi yüzyılların, sayısız insanların emek ve zahmetlerinin bir ürünü olduğuna göre, bu sayısız insanların ortaya koydukları bilgilerin sürekliliği var mıdır? Yoksa düşünme gelişigüzel, rastgele mi hareket ediyor? Eğer bilginin bir sürekliliği varsa ve bu süreklilik de belli yasalara, ilkelere dayanıyorsa bunları göstermek gerekir. İşte asıl güçlük de bu sürekliliği ve onu belirleyen düzeni göstermede ortaya çıkıyor. Gerçi bilimsel bilginin belli alanları için böyle bir sürekliliği ortaya koymak çok kolaydır; hatta bu tür bilimlerin güncel bilgisinde bu süreklilik hiçbir şekilde herhangi bir kesintiye uğramamaktadır; gene de pek çok bilimde ve felsefede, bu ilişki kurulurken, birçok güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Her şeye rağmen bilim ve felsefe bu sürekliliği kurmaktan vazgeçemez. Önceki bilimsel ve felsefi düşünceleri bilmek hem geçmişten yararlanmak hem de onları, şimdiki bilgiye bağlayarak şimdiyi anlamak, bilgimizi ilerletmek, geliştirmek bakımından çok önemlidir. Ancak “geçmiş”ten kalkan bir görüş “şimdi”yi anlayabilir. Yoksa her şey bir rastlantıymış gibi bir izlenim uyanabilir. Oysa zincirin son halkası, daha önceki halkalarla ilgilidir. Bu halkalarda “içkin” bir yasa egemendir. Bu nedenle bu halkaların bağı bilinmeden şimdinin bilgi durumunu anlama olanağı yoktur.”   

 

(Felsefeye Giriş, s. 28)

Tadımlık Kitaplar-26’nın sonuna geldik. Böylelikle aylar, günler, yıllar gelip geçiyor. Asr’a yemin eden Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd ve senalar olsun. Ana Kitab’ın doğrultusunda okuma yolculuğuna devam. “Her kitap bir insandır; her insan bir kitaptır.” Evrenin de okunması, anlaşılması ve kavranması dileğiyle hayırlı ve bereketli okumalara devam. Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar