Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Teslimiyetin Eşiğinde İnsan

Teslimiyet, taşı delecek kudretin merhametli gölgesinde olduğunu bilmektir. Teslimiyet, istikrarlı bir okuyuşun secavendidir. Teslimiyet kulun gece gündüz iyi işlerle meşgul olması, neticenin ne olduğuna odaklanmamasıdır. Çünkü teslim olanın kalbi selim olur. Kalp kişilerle ve olaylarla uğraşırsa yorulur.

EKLENDİ

:

Teslimiyet; bir yetişkin olup neden bu hayatta olduğunu fehmedebilecek mertebede olan her insanın olmazsa olmazıdır.

Teslimiyet kendini inkâr edip, iradesizce akışa kapılmak değildir.

Teslimiyet, taşı delecek kudretin merhametli gölgesinde olduğunu bilmektir.

Teslimiyet, istikrarlı bir okuyuşun secavendidir.

Teslimiyet kulun gece gündüz iyi işlerle meşgul olması, neticenin ne olduğuna odaklanmamasıdır.

Çünkü teslim olanın kalbi selim olur.

Kalp kişilerle ve olaylarla uğraşırsa yorulur.

Bugün bir kadın gördüm. Kapısının eşiğinde minicik bir delik olan.

Dikkatle bakılmadığında görülemeyecek kadar küçük bir delik. Hem de içinden yemyeşil bir filiz çıkmış! Ben eğilip hayretle ona bakarken;
Allah, kapının eşiğindeki delikten domates filizini çıkarmak isterse buna kim dur diyebilir” dedi kadın.
Sözlerinin kalbindeki mesajı aldım. Ne güzel teslim olmuştu.

Aynadaki günahlarını itiraf eden gözlerine değil, sükûnet veren gökyüzüne değil de insanlara eleştirel anlamda bakan kişiye sormak gerekir:- Sen hiç domates tohumu olup bir eşiğe sıkıştın mı?
Betonun içinde nokta kadar bir yol bulup hayata yeniden merhaba dedin mi?

Acımasız olma. Bu en çok sana zarar verir.
Sonra birilerinin âhını alırsın.

Hiçbir şey demeseler bile
“Benim sınandığım yollarda benim gibi ter dökesin de beni anlayasın.” derler.

Allah muhafaza!
Mazlumun duası ile Allah arasında perde olmaz.

Kuranı Kerim Nisa Suresi 148. Ayet Allah, çirkin, kötü sözün söylenmesini, açıklanmasını sevmez ancak söyleyen haksızlığa uğramışsa, zulme uğramışsa hariç.” buyurarak mazlumların can acısıyla söylediklerine müsaade ettiğini haber vermektedir. 

Bir kimseye haksızlık yapan veya zarar veren kimsenin yaptığı kötülüğü açıklamak caiz olunca, zulmü ve kötülüğü bireyi aşarak, bir gruba veya topluma zarar veren kimsenin hâlini açığa çıkarmak elbette caiz olacaktır. Ancak daha ileri giderek gıybet, iftira, küfür, derecelerine varan aleyhte konuşmalar ise caiz değildir.

Hani bombardımanda ağır yaralanan 3 yaşındaki Suriyeli çocuk “Hepinizi Allah’a şikayet edeceğim.” demişti ya onun “Ah!” etmeye hakkı olmasın mıydı?

Sa’di diyor ki “Mazlumun gönül dumanının zalime ettiğini, kızgın ateş kuru otlara yapamaz.”

O hâlde kendimizi çok beğendiğimiz, her fırsatta değerimizi ispat etmeye çalıştığımız, kişiliğimize, ebeveynliğimize toz kondurmadığımız şu zamanlarda, Ahsen-i Takvim olarak yaratılmış Rasulullah’ı örnek alarak hâlden anlayan olmaya çalışmak zorundayız. Yaşantımıza her gün yeni bir iyilik ve güzellik dahil edip, Âh değil dua almak zorundayız vesselam.

Cânım İnsan,
Bazen unutuyorsun!
Allah istemeden hiçbir şey olmaz.
Birilerinin hayatını, kararlarını, tercihlerini eleştiriyorsun.
İmanına şahit olduğun kişileri olur olmaz itham ediyorsun.
Onun geçtiği yollardan geçmediğin hâlde, onun uçurumlarında endişeyle beklemediğin hâlde,
hatta tekdüze bir yaşantın,
birbirine benzeyen günlerin, değişmeyen arkadaşların,
huyu sabit bir eşin,
kendi hâlinde bir ailen,
sana dokunmayan akrabaların,
aynı yollardan gide gele iz yaptığın bir işin,
herkesinki kadar zahmetli çocukların,
İstediğin şekilde özgürce sarf edebildiğin bir kazancın olduğu hâlde…
Dersine girmeye dahi cesaret edemeyeceğin sınavlarda ter dökenleri kınıyorsun.
Akıllarını beğenmiyorsun.
Kendinden dem vuruyorsun.
“Şöyle yapsalardı, bu da yapılır mı canım, aa bak sen, ondan hiç beklemezdiim, vayy o da mı böyle yapmış.” deyip duruyorsun.

Bunca böbürlenmenin üstüne bir dakika durup iman tazelemek lazım.

Bilmez misin sen ne yaparsan yap: Allah dilemedikçe taş eşikten domates filizi çıkmaz.

 

Çok Okunanlar