Bizimle İletişime Geçin

Söyleşi

TÜLAY GÖKÇİMEN İLE SÖYLEŞİ

Beykoz’daki cam atölyesine iki üç dakikalık bir vtr çekmek için gitmiştik. Sabah yayınlanan bir programda yayımlanacaktı. Ama ben cam ocağına gittiğimde kumun ateşle dansına camın ortaya çıkmasına hayran kaldığımı fark ettim ve daha uzun çekim yaparak ilk belgeselime imza atmış bulundum.

EKLENDİ

:

*Tülay Hanım, sizi belgesel yönetmeni olarak tanıyoruz. 18-19 yaşlarınızda Deniz Feneri programının yapım-yönetim asistanlığını yaparak başladığınızı anlatıyorsunuz çalışmalarınıza. “Gerçekten çok istediğimi göstererek, hiçbir okul okumadan sadece ilgimle ve kendi kendime öğrendiğim bilgilerle o programa asistan olarak katılabilmek benim için kıymetliydi. O zamanlar 28 Şubat sürecine denk gelmesine rağmen çabalamaya devam ettim. Farklı kanallarda çalıştım.” Bize de biraz bahsedebilir misiniz kameraya ilginiz nasıl başladı? Kamerayla birlikte mi ümmet meseleleri var oldu? İkisi birden hep mi vardı hayatınızda?

Bosna Savaşı zamanında bir ortaokul öğrencisiydim ve haberlerde izlediğim şeylere çok üzülüyordum. Ablam ve arkadaşları sıklıkla bizim evde toplanıyor ve bu konu hakkında konuşuyorlardı. Bosna’da Müslüman kadınların yaşadıkları beni derinden etkiliyordu ama kendi kendime telkinde bulunuyordum. “Ben küçük olduğum için bilmiyorum dünyadaki Müslümanlar o insanları kurtarıyordur” diyordum. Ve savaşın orta yerinden haber veren muhabirlerin yaptığı iş de bana çok kutsal geliyordu. Kendimi bildim bileli haber vermek, haberdar etmek konusunda çok ilgim oldu. Başka bir meslek yapmayı hiç düşünmedim ve hep bu doğrultuda çalıştım.

 

“Belgesel yönetmeniyim, eş zamanlı olarak insani yardım koordinatörlüğü de yapıyorum. Savaş, çatışma, işgal ve afet bölgelerinde belgeseller çekiyorum. Özellikle kadın, çocuklar ve dezavantajlı gruplarla ilgili son on yıldır çalışmalar yapıyoruz. Evliyim ve iki çocuk annesiyim.”   Sizi yakından tanıyan ve takip eden biri olarak bu sorunun size çokça sorulduğuna da şahit oluyorum ama bir de ben sormak istiyorum izninizle.  Eşiniz beyefendinin ve çocuklarınızın aslında en büyük destekçileriniz olduğunu da görüyoruz. Yine de çok zor değil mi bunca koşturmaca? Kadın olarak savaş bölgelerinde olmak, bunca görülmemesi gerekeni görmek? Ruhunuzun direniş kaynağı nedir?

Bir kadın ve bir anne olarak bu işi yapmak çok zor. Elimden geldiği kadar bölgelerde gördüğüm manzaraları çocuklarıma anlatmam, yani ayrıntısı ile anlatmam. Ama onlar için çalıştığım zaman neyi neden yaptığımı bilirler. “Ruhumu nasıl besliyorum?” bilmiyorum, insani yardım beni toparlıyor, umudumu arttırıyor. Bir kadın ve bir anne olarak bu işleri yapmak çok zor ama benim kırmızı çizgim ailem. Kendimi ihmal ederim ki ediyorum; ailemi ihmal etmem, o çizgiyi kendim geçmem ve kimseyi de o çizgiden geçirmem. Bir dengede tutmaya çalışıyorum her şeyi ve bu da beni çok yoruyor ama hayatıma anlam katıyor.

*İlk belgeseliniz “Camın Ateşle Dansı”. Beykoz’da bulunan müzeden etkilenerek çekiyorsunuz bu belgeseli. Nasıl bir ilhamdı? Anlatabilir misiniz?

Beykoz’daki cam atölyesine iki üç dakikalık bir vtr çekmek için gitmiştik. Sabah yayınlanan bir programda yayımlanacaktı. Ama ben cam ocağına gittiğimde kumun ateşle dansına camın ortaya çıkmasına hayran kaldığımı fark ettim ve daha uzun çekim yaparak ilk belgeselime imza atmış bulundum.

*Onlarca belgesele yönetmen oldunuz, yardımcı oldunuz. İmam Hatiplerin Kurucusu Mahmut Celalettin Ökten belgeseliyle başlayan biyografiler de var. Hepsi ümmet için ve milletimiz için kıymetli belgeseller. Özellikle son yıllarda sürekli sahada savaş bölgelerindesiniz. Son belgeselinizin adı: Soykırım. 2017 yılından beri gidiş gelişimiz olmamasına rağmen Doğu Türkistan ile bu belgeseli çekebilmek çok zor değil miydi? Nasıl karar verdiniz bu belgeseli çekmeye? Tepkiler nasıl oldu? Farklı dillere çevrilmeye başlandığını öğrendik çeşitli vesilelerle. Sesini duyurmuş oldunuz Doğu Türkistan halkının. Ben Allah sağlık verdiği sürece durmayacağınızı biliyorum. Sırada neler var? Soru belki çok uzun oldu ama siz kısaca anlatabilir misiniz bize?

İslam coğrafyasında yaşananları anlatırken Doğu Türkistan’ı es geçmek olmazdı. Uzun zamandır bu belgeseli yapmayı düşünüyordum lakin bölgeye gitmek imkânsızdı. Geçtiğimiz yıl Bismillah dedik ve Türkiye’de yaşayan Uygurlarla bu belgeseli çekmeye karar verdik. Doğu Türkistan hakkında pek çok bilinmeyeni aydınlattığımızı düşünüyoruz. Tanıklarla, animasyon ve çizimlerle derli toplu bir arşiv belgesel oldu diyebiliriz. Belgeseli İngilizceye de çevirdik, dökümünü de hazırladık kitap olarak da çıkaracağız inşallah. Farklı il ve ülkelerde yayımlanmaya da başladı hamdolsun.

 

*Belgeselleriniz daha çok mazlum coğrafyalarda yaşanan dramlar Tülay Hanım.  Suriye iç savaşını anlatan Haykırış, kitap olarak da basılmış bir belgesel… Belgeseller içinde her şey yer alamayınca kitap olarak basılması daha da uygun olmuş. Aynı zamanda anlatarak bizzat yüz yüze yazarak da devam ediyorsunuz çalışmalarınıza. Hatırat, şahitlikler tarzında bir kitap da hazırlamaya vaktiniz olur mu? Ya da yeni kitaplar da olacak mı farklı yerlerde yazdığınız yazılardan oluşan veya belgesel kitap gündeminizde mi tekrar?

Evet, dediğiniz gibi uzun zamandır böyle bir kitap yazmak istiyorum. Genç Dergi’ye her ay gittiğim coğrafyalardan kesitler yazıyorum. Bunlar birikince bir kitap olarak çıkacak inşallah.

 

*“Vakit yokluğundan değil, gönül yokluğundan yardımlaşamıyoruz.” Konuşmalarınızı dinlerken bazı cümlelerinizi not alıyorum. Siz doğaçlama konuşuyorsunuz ama tespitleriniz, cümleleriniz çok çarpıcı. Görmüş geçirmiş cümleler bunlar, samimi, içten… Genç kızlarımızı da etkilediğinizi ve onlara da yol gösterdiğinizi düşünüyorum. Kadınlar sadece doktor, öğretmen, avukat vs. olmaz, yönetmen de olur hem de işini çok iyi yaparak olur. Size ulaşmaya çalışan çok oluyor mu? Özel olarak kurs ve benzerleriyle de destekliyor musunuz gençleri?

Tabii ki bana ulaşmaya çalışan çok genç kardeşim oluyor. Söyleşi için okula davet edenler, hayatıyla ilgili istişare yapanlar veya bu mesleği öğrenmek için pek çok genç bana ulaştı bugüne kadar, ben de kimseyi geri çevirmeden onlara tek tek cevap vermeye çalıştım.

*“For Children” isminde İsviçre merkezli bir derneğiniz var ve Human Movie Team. Sosyal medya hesapları ile gerçekten çok önemli işler yapıyorsunuz. Bunlardan da bahsedebilir misiniz? Nasıl kuruldu? Neler yapıyor? Neler yapacak?

For Children, bizim çocuklarla ilgili sosyal medyada içerik ürettiğimiz bir sayfa. Aynı isimle sonuna Smile eklenen bir dernek kurmuştuk yurt dışında ama ben o oluşumdan sonra ayrıldım, artık bizimle bir ilgisi kalmadı derneğin. Human Movie Team yani İnsan Film Ekibi bizim gözbebeğimiz, bizim iki gözümüzün çiçeği çok güzel bir oluşum. Yedi yıldır sosyal medya üzerinden dünyaya insan hakları bağlamında bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin farklı yerlerinden katılımcı gençler var gönüllü çalışan. Gerçekten muazzam bir çalışma oldu, oluyor, olacak inşallah.

* “Biz Burada Kalacağız.” Kudüs belgeseliniz. Kaç defa izlediğimi hatırlamıyorum. “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” ayetini hatırlatıyor, özellikle bu belgeselin çekilmiş olması. Büyük mucizelerle tamamlanmış.  Filistin ve Filistin halkının sizdeki yeri ayrı, çok iyi biliyorum. İki bölüm olan bu belgeselin devamı da olmalı mı sizce? Olacak mı?

“Biz Burada Kalacağız” belgeseli Kudüslülerin konuştuğu ilk belgesel oldu. Cenab-ı Allah bize nasip etti bu belgeseli çekmeyi. Farklı konularda Kudüs’ü işlemeye devam edeceğiz inşallah. Bu konuda hazırlık yapıyoruz, Allah’ın izniyle çok yakında yeni bir Kudüs belgeselimizin çekimlerine başlamayı düşünüyoruz.

 *Herhalde vasıflarınızı saysak belgeseller gibi onlarca meziyet, marifet saymamız gerekir. Zahmetle birlikte rahmetin üzerinizdeki tecellilerini görüyoruz. “Eşiniz, güzel kızınız, Ali oğlunuz ve sevenlerinizle beraber bereketli ömrünüze her gün yeni güzellikler eklesin” duamızla insaniyet.net’e vakit ayırdığınız için çok çok teşekkür ediyoruz. Sağlıkla, iman selameti ile daha nice güzel eserler nasip olsun inşallah. Var olasınız.

  Allah razı olsun, çok çok teşekkür ederim, siz de var olun. Allah yolundaki hiç bir çalışmanın kaybolmayacağına inanarak yolumuza devam ediyoruz, bundan sonra da devam edeceğiz inşallah.

Çok Okunanlar