Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Türkçede “Ramazan”

ramazaniyye: 1. Ramazana mahsus, ramazanda alınan, verilen veya yapılan şey. 2. Ramazan münasebetiyle padişaha, sadrazama ve zamanın ileri gelenlerine takdim edilmek üzere yazılan, ramazan ayının faziletini, İslam dinindeki yerini anlattıktan sonra takdim edilecek kimseye ait övgü beyitlerine yer verilen kaside. (Kelimenin bu manayı Türkçede kesp ettiğini, Enderunlu Vâsıf, Sâbit, Sünbülzade Vehbî gibi şairlerin bu bapta nefis ramazaniyyeler yazdığını belirtmek gerek.)

EKLENDİ

:

Merhaba ey rahmet ayı ramazan

Seni haber verdi bize Kur’an 

Böyle başlıyor sokak sokak gezen davulcunun dudaklarından dökülen bir ramazan manisi.

Arapça “şiddetli sıcak olmak, yakmak” anlamındaki “ramz” kökünden gelen ramazan, Arabi ayların dokuzuncusu olup Şaban ile Şevval arasında kalan ve oruç tutularak geçirilen ayı ifade eder.  Kaynaklarda, oruçla geçirilen bu günleri anlatmak üzere “oruç ayı, şehr-i itikâf, şehr-i istiğfar, şehr-i ramazan, şehr-i savm, şehr-i sıyam” gibi terimler de kullanılır. Bu kutsal günler, halk arasında “üç aylar” diye bilinen ve özel bir ihtimam gösterilen ay silsilesinin de son halkasını teşkil eder. Kelime anlamı ise “çok sıcak gün, güneş kumları”dır.

Hem bu kelime hem onun etrafında oluşan kelime ailesi hem de bu ayın muhtevasındaki inanç, ibadet, vakit ve ikram unsurlarıyla ilgili çok sayıda sözcük, Türklerin İslamiyet’le müşerref olmasından sonra Türkçenin söz varlığındaki yerini almıştır. Din değişikliği neticesinde kültür dünyamızda yaşanan bu köklü değişim, arka planında dinî, tarihî, sosyokültürel belleğin bulunduğu hatırı sayılır bir kelime ordusunu Türkçeye kazandırmıştır. Kutadgu Bilig, Atebetü’l-Hakayık gibi metinlerden itibaren ilk örneklerini görmeye başladığımız bu kelime ve sözler; söz ustalarının elinde, nüktedanların zekâsında işlene işlene bugüne ulaşmıştır. İnsanlara 

Benden öğüt istersen eydiverem bildiğimden

Budur Çalap’ın buyruğu tutun oruç kılın namaz

diye öğüt veren Yunus Emre’den (1241-1321)

 

Gönderdi Huda çün bize mihman ramazanı

Hoş tutmaya niyet edelim biz dahi anı

dizesinde görüleceği üzere ramazanı Allah’ın gönderdiği bir misafir olarak telakki eden divan şairi Zati (ö. 1546) ve

 

Derenin kenarında

Kalayladım kazanı

Kız ben senin yüzünden

Tutmadım ramazanı 

diyen isimsiz bir halk âşığına kadar birçok şair, ozan ve yazar, ramazan ve oruç temaları etrafında yeni kavramlar meydana getirmiş, kelimelerin bilinen anlamlarına yenilerini kazandırmıştır. Başlı başına akademik bir çalışma yapmayı gerektiren bu konuda “ramazan” merkezli olarak zikredilebilecek kelime, deyim, atasözü örneklerinden bir kısmı ve tanım(lar)ı şöyle:

ramazan bayramı: Ramazan ayı bittikten sonra üç gün kutlanan bayram, şeker bayramı, oruç bayramı.

ramazan davulu: Oruç tutanları sahura kaldırmak için imsakten önce sokaklarda çalınan davul.

ramazan keyfi: Oruç tutan bazı kimselerde iftar saatine yakın görülen sinirlilik. (Bu ifadeyi “oruç tutanlarda görülen kolay öfkelenme ve sinirlilik durumu”, “oruçluların dalgınlık, suskunluk ve sinirlilik gibi hâlleri” şeklinde açıklayan sözlükler de var.)

ramazan manisi: Ramazanda halkı sahura kaldırmak için ramazan davulu eşliğinde okunan ve ramazana ait güzellikleri dile getiren nükteli mani.

ramazan pidesi: Ramazan ayında özel olarak yaptırılan pide. (Bunu “ramazana mahsus çıkarılan yumurtalı pide” şeklinde açıklayan sözlükler de mevcut.)

ramazanı tahvilatı: İmparatorluğun savaş giderlerini karşılamak üzere 1875 yılı ramazanında Mahmut Nedim Paşa tarafından çıkarılan devlet tahvili.

ramazanı tutmak:  Oruç tutmak.

ramazan tiryakisi: Sinirli, asabi.

ramazan topu: Ramazan ayında sahur ve iftar vakitlerini halka duyurmak için atılan top.

ramazanı yemek: Oruç tutmamak, oruç yemek.

ramazaniyye: 1. Ramazana mahsus, ramazanda alınan, verilen veya yapılan şey. 2. Ramazan münasebetiyle padişaha, sadrazama ve zamanın ileri gelenlerine takdim edilmek üzere yazılan, ramazan ayının faziletini, İslam dinindeki yerini anlattıktan sonra takdim edilecek kimseye ait övgü beyitlerine yer verilen kaside. (Kelimenin bu manayı Türkçede kesp ettiğini, Enderunlu Vâsıf, Sâbit, Sünbülzade Vehbî gibi şairlerin bu bapta nefis ramazaniyyeler yazdığını belirtmek gerek.)

ramazaniyelik: 1. Ramazana mahsus olan, ramazan ayına has, ramazana ait. 2. Ramazan sofrasında yenmek üzere önceden hazırlanan yiyecekler. 3. Oruç açmak için hazırlanmış sofra.

ramazanlık: Ramazan için alınmış veya hazırlanmış olan (yiyecek).

bayramda borç ödeyene ramazan ağır (kısa) gelir: Vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer.

ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olsun: Bir sözün yalan olduğu, bir ödevin yapılmadığı bir süre sonra gerçekleşen olaylarla anlaşılır.

Mevcut güncel sözlükler üzerinde hızlıca yapılan bir taramanın ortaya koyduğu bu kelimeler; kapsamlı, eş zamanlı ve art zamanlı tarama ve derlemeler neticesinde daha geniş bir listenin elde edilebileceğini, dahası konuya dair bir tematik sözlüğün bile hazırlanabileceğini gösteriyor. Geçen gün validemizden işittiğimiz ramazan sofrası ile bu yazıyı hazırlarken bir arkadaşımızın kulağımıza fısıldadığı ramazan harçlığı, insanımızın dünyasında buna benzer pek çok kelimenin, deyimin bulunduğuna işaret ediyor.

Yazıyı Muş’un Varto ilçesinden kaydedilen bir deyimle bitirelim:

Ramazandan razıyım, bir de altılıkları tutayım.

(altılık: Ramazan Bayramı’ndan hemen sonra başlayarak 6 gün tutulan oruç.)

Çok Okunanlar